Florida Valisi Ron DeSantis'in başarısız 2024 başkanlık kampanyasında görev alan üst düzey yardımcıları, 2028'de Beyaz Saray'a aday olmayı düşünen Demokrat valilere uyarılarda bulunuyor. DeSantis'in kampanya ekibi, valilik görevini sürdürürken yürütülen bir başkanlık yarışının hem eyalet yönetimini hem de kampanyayı olumsuz etkilediğini belirtiyor. Bu uyarı, Demokrat Parti içinde 2028 için ismi geçen valilerin karşılaşabileceği zorluklara ışık tutuyor.
DeSantis'in 2024 Kampanyasından Çıkarılan Dersler
Ron DeSantis, 2024 başkanlık yarışına Cumhuriyetçi Parti'nin en güçlü adaylarından biri olarak başladı. Ancak kampanyası kısa sürede ivme kaybetti ve DeSantis, ilk ön seçimlerden önce yarıştan çekildi. Eski kampanya yetkilileri, valilik görevini bırakmadan ulusal bir kampanya yürütmenin yarattığı zorluklara dikkat çekiyor. Özellikle eyalet yasalarının gerektirdiği sorumluluklar, kampanya takvimiyle çakıştığında hem yönetimde aksamalar hem de seçmen nezdinde olumsuz algılar oluşabiliyor.
DeSantis'in ekibi, valilik görevini sürdürerek ulusal bir kampanya yürütmenin kaynakları ikiye böldüğünü ve medyanın sürekli eyalet yönetimindeki performansı sorguladığını belirtiyor. Ayrıca, valinin eyalet dışında geçirdiği her gün, rakipleri tarafından "görevden kaçmak" olarak nitelendirildi. Bu durum, seçmenlerin güvenini sarsarken, kampanya mesajının da dağılmasına yol açtı.
Demokrat valiler için de benzer riskler mevcut. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer, Illinois Valisi JB Pritzker ve Pennsylvania Valisi Josh Shapiro gibi isimler 2028 için potansiyel adaylar arasında gösteriliyor. Bu valilerin her biri, eyaletlerinde önemli politika gündemlerine sahip. Örneğin, Newsom Kaliforniya'da iklim ve teknoloji düzenlemeleriyle uğraşırken, Whitmer Michigan'da otomotiv sektörünün elektrikli araç dönüşümünü yönetiyor. Pritzker ise Illinois'de bütçe ve vergi reformlarıyla meşgul.
2028 İçin Demokrat Valilerin Stratejik İkilemi
Demokrat valilerin 2028 stratejisi, partinin 2024'teki yenilgisinin ardından yeniden yapılanma süreciyle şekilleniyor. Başkan Joe Biden'ın yarıştan çekilmesi ve Kamala Harris'in yenilgisi, partide yeni bir liderlik arayışını beraberinde getirdi. Valiler, hem eyalet düzeyinde başarılı yönetim göstermek hem de ulusal bir vizyon sunmak zorunda. Ancak DeSantis örneği, bu iki hedefin aynı anda yürütülmesinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Eski DeSantis kampanya yetkilileri, valilerin ulusal kampanyaya başlamadan önce eyalet yasalarını dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Bazı eyaletlerde valilik görevini sürdürürken başkanlık kampanyası yürütmek yasal olarak mümkün olsa da, siyasi olarak maliyetli olabiliyor. Özellikle eyalet meclislerinde muhalefetin kontrolü olduğunda, valinin yokluğu yasama sürecini kilitleyebiliyor. Bu da seçmenlere "işini yapmıyor" mesajı verebiliyor.
Ayrıca, valilerin ulusal kampanya için gereken bağış toplama ağını oluşturması, eyalet dışındaki zengin bağışçılarla ilişki kurması gerekiyor. Ancak bu süreç, eyalet içindeki yerel bağışçıların ve partililerin desteğini kaybetme riskini taşıyor. DeSantis'in kampanyası, büyük bağışçıları elde etmekte zorlanmış ve bu da kampanyanın erken çöküşünde önemli bir faktör olmuştu.
Demokrat valiler için bir diğer zorluk da, partinin ilerici kanadıyla ılımlı kanadı arasındaki dengeyi sağlamak. Ulusal bir kampanyada her iki kanadın desteğini almak için farklı mesajlar vermek gerekebiliyor. Ancak bu durum, valinin eyaletindeki tabanını kaybetmesine yol açabiliyor. Örneğin, Gavin Newsom'un ulusal çapta daha ılımlı bir görüntü çizmesi, Kaliforniya'daki ilerici seçmenleri hayal kırıklığına uğratabilir.
Parti İçi Dinamikler ve Gelecek Senaryoları
Demokrat Parti'de 2028 adaylığı için henüz resmi bir açıklama yok. Ancak kulislerde konuşulan isimler arasında valilerin yanı sıra senatörler ve kabine üyeleri de bulunuyor. Valilerin avantajı, yürütme deneyimine sahip olmaları ve eyaletlerinde somut başarılar göstermeleri. Ancak dezavantajları, ulusal güvenlik ve dış politika konularında daha az deneyimli olmaları ve eyalet dışında tanınırlıklarının sınırlı olması.
DeSantis'in kampanyası, valilikten başkanlığa geçişin sanıldığı kadar kolay olmadığını gösterdi. Eski kampanya yetkilileri, valilerin öncelikle eyaletlerinde güçlü bir miras bırakması ve ardından ulusal sahaya çıkması gerektiğini söylüyor. Aksi halde, hem eyalet hem de kampanya zarar görebilir. Bu uyarı, 2028 için henüz erken olsa da, Demokrat valilerin stratejilerini şimdiden gözden geçirmesine neden olabilir.
Önümüzdeki aylarda, Demokrat valilerin ulusal medyadaki görünürlüğü artabilir. Ancak DeSantis örneği, bu görünürlüğün dikkatli yönetilmesi gerektiğini gösteriyor. Valilerin, eyaletlerindeki işleri aksatmadan ulusal bir vizyon sunmaları, hassas bir denge gerektiriyor. Bu dengeyi kuramayan adayların, 2028'de partinin umudu olmaktan çok, erken bir hayal kırıklığı yaratma riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki 2028 başkanlık yarışına dair bu tartışma, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD siyasetindeki olası değişimlerin küresel etkileri açısından önem taşıyor. Demokrat valilerin adaylık süreçleri, ABD'nin dış politika yönelimini şekillendirebilir. Özellikle Türkiye-ABD ilişkileri, Savunma Sanayii, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi konularda hassas bir dönemden geçiyor. 2028'de seçilecek başkanın, Türkiye'ye yönelik politikaları, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı etkileyebilir. Bu nedenle, Demokrat valilerin dış politika vizyonları ve Türkiye'ye yaklaşımları, Türk dış politikası açısından takip edilmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.