ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Jeanne Shaheen, Senatör Marco Rubio'ya çağrıda bulunarak ABD'nin Yunanistan Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle'un görev süresindeki davranışlarının incelenmesini istedi. Shaheen, kayıtlı bir lobicinin Guilfoyle'a resmi hükümet toplantılarında defalarca eşlik ettiğine dair raporlardan "rahatsızlık duyduğunu" belirtti. Bu talep, ABD'nin Atina büyükelçiliğinde etik ve yasal standartlara uygunluk konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
Olayın Arka Planı ve İddialar
Senatör Shaheen, yaptığı yazılı açıklamada, "Kayıtlı bir lobicinin, ABD'nin Yunanistan Büyükelçisi olarak atanmış bir yetkiliye resmi hükümet toplantılarında refakat etmesi, dış politika süreçlerinin şeffaflığı ve tarafsızlığı açısından kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Shaheen, konunun Dış İlişkiler Komitesi tarafından derhal ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Senatör Rubio'ya resmi bir mektup gönderdi.
İddialara göre, söz konusu lobici, Guilfoyle'un ev sahipliğinde gerçekleşen ve Yunanistan'daki üst düzey hükümet yetkilileriyle yapılan çeşitli toplantılara katıldı. Bu toplantıların bazılarının, ABD'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek hassas konuları içerdiği öne sürülüyor. Lobicinin kimliği ve hangi çıkar gruplarını temsil ettiği henüz kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak kayıtlı bir lobici olması, faaliyetlerinin yabancı ajanlar kayıt yasası (FARA) kapsamında olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Kimberly Guilfoyle, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr.'ın nişanlısı olarak tanınıyor ve siyasi bağlantılarıyla biliniyor. Guilfoyle'un büyükelçilik görevine atanması, daha önce de diplomatik deneyiminin yetersizliği nedeniyle eleştirilmişti. Şimdi ise görev süresindeki etik ihlaller, ABD'nin ittifak ilişkilerinde ve özellikle NATO'nun güneydoğu kanadındaki prestijini zedeleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yunanistan, ABD için Doğu Akdeniz'de stratejik bir ortak olarak öne çıkıyor. Atina, Souda Körfezi'ndeki askeri üssüyle ABD Donanması'na kritik lojistik destek sağlıyor ve enerji koridorları projelerinde (Doğu Akdeniz doğal gazı, Interconnector boru hatları) Washington'la yakın işbirliği yürütüyor. Bu nedenle ABD'nin Atina Büyükelçiliği'ndeki herhangi bir usulsüzlük iddiası, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisini de etkileyebilir.
Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin olası bir incelemesi, ABD'nin dış politika kurumlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin yeniden tesis edilmesi yönünde bir adım olarak görülüyor. Öte yandan, lobicilik faaliyetlerinin resmi diplomatik kanallara sızması, ABD'nin yabancı hükümetler nezdindeki güvenilirliğine gölge düşürebilir. Yunanistan basınında konu henüz geniş yankı bulmadı; ancak Atina'nın Washington nezdindeki lobi faaliyetleri göz önüne alındığında, gelişmelerin yakından takip edilmesi bekleniyor.
ABD yasalarına göre, kayıtlı bir lobicinin resmi bir devlet görevlisiyle birlikte yabancı hükümet yetkilileriyle görüşmesi, FARA kapsamında bildirim gerektirebilir. Eğer lobici bu toplantılarda ABD hükümetinin resmi pozisyonunu etkilemeye çalıştıysa, bu durum yasal soruşturma konusu olabilir. Senatör Shaheen'in talebi, henüz bir soruşturma başlatıldığı anlamına gelmiyor; ancak Kongre'nin konuyu ciddiyetle ele aldığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Yunanistan Büyükelçiliği'ndeki etik skandalı, Türk dış politikası açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Yunanistan, ABD ile savunma ve enerji alanında derinleşen işbirliğini Türkiye'ye karşı bir denge unsuru olarak kullanıyor. Büyükelçilikteki usulsüzlük iddiaları, ABD'nin Atina'ya olan güvenini sarsarsa, bu durum Türkiye'nin lehine bir güç boşluğu yaratabilir. Ayrıca, lobicilik faaliyetlerinin resmi diplomasiye karışması, Türkiye'nin Washington'daki kendi lobi çalışmaları için de ders niteliğinde. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde şeffaflık ve doğrudan kanalları vurgulayarak, bu tür skandallardan etkilenmemeye çalışmalı.