İngiltere'de hükümet tarafından yaptırılan resmi bir inceleme raporu, gençler arasında ruh sağlığı ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) teşhislerinin yaygınlaşmasının zararlı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Rapor, toplumda 'kar tanesi nesli' olarak anılan gençlerin aşırı hassas olduğu yönündeki iddiaları reddederken, gençlere daha fazla iş ve sosyalleşme imkânı sunulması çağrısında bulundu. İnceleme, ruh sağlığı hizmetlerinin genişlemesinin her zaman olumlu sonuçlar vermediğini, bazı durumlarda gençlerin kendi potansiyellerini keşfetmelerini engelleyebileceğini vurguluyor.
Raporun Arka Planı ve Ana Bulgular
İngiliz hükümeti tarafından bağımsız bir ekibe hazırlattırılan rapor, son yıllarda psikiyatrik teşhislerdeki artışı mercek altına aldı. Özellikle DEHB ve anksiyete bozukluğu teşhislerinin genç nüfus arasında hızla yaygınlaştığı, bunun da bireylerin günlük yaşamlarında gereksiz etiketlenmelere yol açtığı belirtiliyor. Raporda, teşhis almanın her zaman tedavi anlamına gelmediği, bazen gençleri pasifleştirerek gerçek sorunların üstünü örtebileceği ifade ediliyor. Hükümet yetkilileri, gençlerin ruh sağlığına yönelik desteğin önemli olduğunu ancak bunun bir 'teşhis patlaması'na dönüşmemesi gerektiğini savunuyor.
Rapor, özellikle eğitim sistemi ve işgücü piyasasındaki değişimlere dikkat çekiyor. Gençlerin iş bulma ve sosyal hayata katılma konusunda karşılaştıkları zorlukların, ruh sağlığı sorunlarını tetikleyebileceği, ancak bunun sadece teşhisle çözülemeyeceği vurgulanıyor. İncelemede, 'kar tanesi nesli' söyleminin gençleri damgaladığı ve gerçek sorunları hafife aldığı belirtilerek, bu tür söylemlerin terk edilmesi gerektiği kaydediliyor. Bunun yerine, istihdam olanaklarının artırılması, gençlik merkezlerinin güçlendirilmesi ve topluluk etkinliklerinin teşvik edilmesi öneriliyor.
Raporda ayrıca, ruh sağlığı hizmetlerine ayrılan kaynakların etkin kullanılması gerektiği, aşırı teşhisin hem bireye hem de sağlık sistemine maliyet yüklediği ifade ediliyor. İngiltere'de ruh sağlığı hizmetlerine yapılan harcamalar son on yılda önemli ölçüde artmasına rağmen, genç intiharlarında ve ruhsal rahatsızlıklarda kayda değer bir düşüş yaşanmaması, mevcut yaklaşımın sorgulanmasına neden oldu. Uzmanlar, teşhis odaklı yaklaşımın yerine önleyici ve toplum temelli müdahalelerin önceliklendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Benzer tartışmalar sadece İngiltere ile sınırlı değil. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde de DEHB ve diğer psikiyatrik teşhislerin gençler arasında arttığı gözlemleniyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, küresel olarak çocuk ve ergenlerde ruh sağlığı sorunları son yirmi yılda belirgin şekilde arttı. Ancak, bu artışın gerçek bir prevalans artışı mı yoksa farkındalığın ve teşhis imkânlarının genişlemesi mi olduğu tartışılıyor. Rapor, bu ikileme dikkat çekerek, teşhisin tek başına bir çözüm olmadığını, altta yatan sosyo-ekonomik faktörlerin ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, genç işsizliği ve sosyal izolasyon, ruh sağlığı sorunlarını derinleştiren önemli etkenler arasında. İngiltere'de genç işsizlik oranı son yıllarda dalgalı bir seyir izlerken, özellikle Covid-19 pandemisi sonrası gençlerin işgücüne katılımında düşüş yaşandı. Rapor, bu durumun ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine işaret ederek, ekonomik politikaların genç istihdamını desteklemesi gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda, ruh sağlığı hizmetlerinin aşırı tıbbi müdahaleye yönelmesi, sağlık bütçeleri üzerinde baskı oluşturuyor ve verimlilik tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, rapordaki bulguların diğer ülkeler için de uyarıcı olduğunu belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ruh sağlığı hizmetlerine erişim kısıtlıyken, gereksiz teşhislerin kaynak israfına yol açabileceği ifade ediliyor. Raporda, gençlerin güçlendirilmesi ve topluma kazandırılması için eğitim, istihdam ve sosyal politikalarda bütüncül bir yaklaşımın şart olduğu sonucuna varılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de genç nüfusun ruh sağlığı ve DEHB teşhisleri konusunda benzer eğilimler gözlemleniyor. Son yıllarda çocuk ve ergen psikiyatrisi başvurularında artış yaşanırken, bu durum aileler ve eğitim sistemi üzerinde baskı oluşturuyor. İngiltere'deki rapor, Türkiye için de önemli dersler içeriyor: Teşhis odaklı yaklaşım yerine, gençlerin işgücüne katılımını artıracak, sosyal ve sportif faaliyetlere erişimini kolaylaştıracak politikalar önceliklenmeli. Ayrıca, ruh sağlığı hizmetlerinin kapasitesinin artırılması ve damgalayıcı söylemlerin terk edilmesi gerekiyor. Ekonomik olarak, genç işsizliğiyle mücadele ve nitelikli istihdam yaratma, ruh sağlığı sorunlarının önlenmesinde kilit rol oynayabilir. Türkiye, genç nüfusunu bir avantaja dönüştürmek için bu tür bütüncül yaklaşımları benimsemeli.