Danimarka, İtalya ve Polonya, Avrupa Birliği liderlerine düzensiz göç konusunda daha sert bir tutum benimsemeleri yönünde çağrıda bulundu. Üç ülkenin desteklediği taslak sonuç metni, düzensiz göçün "suç oranlarıyla olumsuz bağlantılı" olduğunu ifade ediyor. Bu girişim, AB içinde göç politikaları üzerindeki gerilimin arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Danimarka, İtalya ve Polonya'nın ortak çağrısı, AB Konseyi toplantısı öncesinde üye ülkelere dağıtılan bir taslak sonuç belgesine dayanıyor. Belgede, düzensiz göçün güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki etkilerine vurgu yapılarak, AB'nin sınır koruma ve geri kabul politikalarını güçlendirmesi gerektiği belirtiliyor. Üç ülke, özellikle düzensiz göçmenlerin suç oranlarını artırdığı iddiasını dile getirerek, üye ülkelerin ulusal güvenlik önlemlerini sıkılaştırmasına olanak tanınmasını istiyor.
Bu girişimin arkasında, AB'nin 2024'te kabul ettiği Göç ve İltica Paktı'nın uygulanmasında yaşanan zorluklar ve üye ülkeler arasındaki dayanışma mekanizmasının işletilmesindeki anlaşmazlıklar yatıyor. İtalya, Akdeniz üzerinden gelen düzensiz göçmen akınıyla mücadele ederken, Polonya ise Belarus sınırında yaşanan göçmen krizi nedeniyle sert önlemler alıyor. Danimarka ise göç konusunda uzun süredir katı politikalarıyla biliniyor.
Taslak metin, AB ülkelerinin göçmenleri geri kabul anlaşmaları çerçevesinde menşe ülkelere iade etme kapasitesinin artırılmasını ve Frontex'in yetkilerinin genişletilmesini öneriyor. Ayrıca, düzensiz göçle mücadelede üye ülkelere daha fazla takdir yetkisi tanınması isteniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, AB'nin göç politikalarında yaşanan bölünmeyi gözler önüne seriyor. Bir yandan insan hakları örgütleri ve bazı üye ülkeler, göçmenlerin korunması ve entegrasyonu konusunda daha insani bir yaklaşım çağrısı yaparken, diğer yandan güvenlik odaklı politikalar ön plana çıkıyor. Danimarka, İtalya ve Polonya'nın ortak hareketi, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Akdeniz ülkeleri arasında bir blok oluşma potansiyelini gösteriyor.
AB'nin göç politikası, küresel göç dinamikleri ve jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Afrika'daki ekonomik sorunlar, göç baskısını artırıyor. AB, aynı zamanda göçün köken ülkeleriyle işbirliği yaparak düzensiz göçü azaltmayı hedefliyor. Ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları, ortak bir politika oluşturmayı zorlaştırıyor.
Zirve öncesinde yapılan bu çağrı, AB liderlerinin göç konusunda nasıl bir yol izleyeceğine dair önemli bir gösterge olacak. Eğer taslak metin kabul edilirse, AB'nin göç politikası daha da güvenlik odaklı hale gelecek ve üye ülkelerin ulusal önlemleri artırılacak. Bu durum, göçmen hakları savunucuları tarafından eleştirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin düzensiz göç konusunda sertleşme eğilimi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, 2016'dan bu yana AB ile imzaladığı Göç Mutabakatı çerçevesinde, AB'ye yönelik düzensiz göçün önlenmesinde kilit bir rol üstleniyor. AB'nin geri kabul anlaşmalarını güçlendirme ve sınır koruma politikalarını sıkılaştırma çağrıları, Türkiye'nin üzerindeki yükü artırabileceği gibi, AB ile ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı da olabilir. Öte yandan, AB içindeki bu tür girişimler, Türkiye'nin göç yönetimi konusundaki işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, AB'den daha fazla mali destek ve vize serbestisi gibi taleplerini bu süreçte gündeme getirebilir.