ABD'de bir idari göç mahkemesi, vatandaşlarla evli olan DACA (Çocukluk Çağı Gelişleri için Ertelenmiş Eylem) alıcılarının vatandaşlığa giden yolunu kapatan bir karara imza attı. Böylece, yıllardır ülkede yasal statüde yaşayan ve Amerikan vatandaşlarıyla evli olan yüz binlerce kişi için vatandaşlık kapısı aralanmışken yeniden kapanmış oldu. Karar, göçmenlik avukatları ve savunuculuk grupları tarafından endişeyle karşılandı.
Kararın Arka Planı
DACA programı, 2012 yılında Obama yönetimi tarafından çocuk yaşta ABD'ye getirilen ve ülkede yasadışı olarak bulunan gençlere geçici koruma sağlamak amacıyla başlatılmıştı. Program, yaklaşık 800 bin kişiye çalışma izni ve sınır dışı edilme koruması sunuyor. Ancak DACA, kalıcı bir yasal statü sağlamıyor; sadece iki yılda bir yenilenmesi gereken bir koruma sağlıyor.
DACA alıcıları, ABD vatandaşıyla evlendiklerinde normalde yeşil karta başvurabiliyor. Fakat bu süreç, DACA alıcılarının ülkeye yasadışı giriş yapmış olmaları nedeniyle karmaşık bir hal alıyor. Genellikle bu kişilerin önce ülkeden çıkıp konsolosluk işlemlerini tamamlaması gerekiyor, ancak bu durumda 10 yıllık yeniden giriş yasağıyla karşılaşabiliyorlar. I-601A adı verilen ve aşırı zorluk çekme durumunda bu yasağın affedilmesini sağlayan bir muafiyet bulunuyor. İşte bu muafiyet süreci, idari göç mahkemesinin son kararıyla DACA alıcıları için kapatıldı.
Karara göre, göçmenlik mahkemesi, DACA alıcılarının "kabul edilmiş" (admitted) statüsünde sayılamayacağına hükmetti. Bu, onların I-601A muafiyetine başvuramayacağı anlamına geliyor. Karar, ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı Göçmenlik İnceleme Yürütme Ofisi (EOIR) tarafından verildi. Kararın ardından, DACA alıcıları için vatandaşlık yolu fiilen tıkanmış oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki sertleşmenin son örneği. Trump döneminde DACA'yı sonlandırma girişimleri yargı tarafından engellenmişti. Ancak Biden yönetimi de göçmenlik konusunda beklenen reformları hayata geçiremedi. Son karar, yargı organının idari yorumuyla DACA alıcılarının önünü kesmiş oldu.
Karar, sadece DACA alıcılarını değil, aynı zamanda onların ABD vatandaşı eşlerini ve çocuklarını da etkiliyor. Aile birleşimi ilkesi, ABD göçmenlik sisteminin temel taşlarından biri olsa da, bu karar aileleri parçalama riski taşıyor. Savunuculuk grupları, kararın temyiz edileceğini ve Kongre'nin kalıcı bir çözüm bulması gerektiğini belirtiyor.
Uluslararası alanda ise bu karar, ABD'nin göçmenlere yönelik tutumunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. İnsan hakları örgütleri, kararın ayrımcı olduğunu ve temel hakları ihlal ettiğini savunuyor. Öte yandan, göçmen karşıtı gruplar kararı olumlu karşılayarak, yasa dışı göçün teşvik edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki DACA kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel göç politikalarındaki eğilimi göstermesi açısından önemli. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere milyonlarca göçmene ev sahipliği yapıyor. ABD'de yaşanan bu tür kısıtlayıcı kararlar, Batı ülkelerinin göçmenlere yönelik tutumunun sertleştiğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası platformlarda göç yönetimi ve mülteci hakları konusundaki pozisyonunu etkileyebilir. Ayrıca, Türk vatandaşları da zaman zaman benzer göçmenlik sorunlarıyla karşılaşabiliyor; ABD'deki bu karar, Türk göçmenler için de emsal teşkil edebilir. Türkiye, göçmenlik politikalarında insan hakları ve aile birliği ilkelerini vurgulamaya devam edecektir.