ABD'de 2026 ara seçimlerine bir yıldan az bir süre kala, Cumhuriyetçi Parti'nin oy kaybı yaşayabileceği yönündeki tartışmalar giderek yoğunlaşıyor. The Economist'in haftalık podcast programında bu hafta, eğer parti sandıkta kötü bir performans sergilerse bunun suçlusunun eski Başkan Donald Trump olup olmayacağı ele alındı. Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçiler için anketler, seçmen ekonomik endişelerinin ve iç parti çatışmalarının oy tabanını eritebileceğine işaret ediyor.
Ara Seçimlerin Arka Planı ve Cumhuriyetçilerin Kaygıları
Ara seçimler, ABD siyasetinde geleneksel olarak iktidardaki partinin kayıp yaşadığı bir dönem olarak bilinir. 2026'da Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri yenilenecek. Cumhuriyetçiler, 2024 başkanlık seçimlerini kazanmalarının ardından ilk ara seçim sınavına girecek. Ancak parti içindeki bölünmeler, özellikle Donald Trump'ın etkisi ve politikaları, seçmen nezdinde sorun yaratabilir.
Ekonomi, seçmenlerin en önemli önceliği olmayı sürdürüyor. Enflasyon, faiz oranları ve işsizlik gibi göstergeler, Cumhuriyetçi yönetim altında da tartışma konusu. The Economist podcast'inde konuşan uzmanlar, eğer ekonomik iyileşme beklenen düzeyde gerçekleşmezse, seçmenlerin iktidar partisini cezalandırabileceğini vurguluyor. Ayrıca, Trump'ın geçmişteki seçim yenilgilerini kabul etmeyi reddetmesi ve 6 Ocak olayları gibi tartışmalı konular, bağımsız ve ılımlı seçmenleri Cumhuriyetçilerden uzaklaştırabilir.
Parti içi dinamikler de önemli. Trump'a sadık kanat ile daha geleneksel muhafazakârlar arasındaki gerilim, aday belirleme süreçlerinde ve kampanya stratejilerinde aksaklıklara yol açabilir. Özellikle kritik eyaletlerde aşırı sağcı adayların seçilmesi, genel seçimde dezavantaj yaratabilir. Demokratlar ise bu bölünmelerden faydalanarak oy toplamaya çalışacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki ara seçim sonuçları, sadece ülke içi siyaseti değil, küresel ekonomiyi ve jeopolitik dengeyi de etkiler. Cumhuriyetçilerin kaybı, Başkan'ın yasama gündemini zorlaştırabilir ve dış politikada daha fazla kilitlenme yaşanabilir. Özellikle Ukrayna'ya askeri yardım, NATO'nun genişlemesi ve Çin ile ticaret savaşları gibi konularda Kongre'deki çoğunluk önemli. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanırsa, Biden yönetiminin (veya halefinin) eli rahatlayabilir; ancak Cumhuriyetçi bir Kongre ile daha sert bir dış politika izlenebilir.
Küresel piyasalar da seçim belirsizliğinden etkileniyor. Doların değeri, tahvil faizleri ve borsa endeksleri, seçim sonuçlarına göre dalgalanabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD'deki siyasi istikrarsızlıktan olumsuz etkilenebilir. The Economist'in analizine göre, Trump'ın etkisiyle Cumhuriyetçilerin aşırı sağa kayması, ABD'nin uluslararası itibarını zedeleyebilir ve müttefiklerle ilişkileri gerilime sokabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren konular açısından önem taşıyor. Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım veya silah satışı gibi konularda dengeleri değiştirebilir. Özellikle F-16 modernizasyonu ve İsveç'in NATO üyeliği gibi dosyalarda Kongre'nin tutumu belirleyici. Demokratların güçlenmesi, insan hakları ve demokrasi vurgusunu artırabilir; Cumhuriyetçi bir Kongre ise daha çok güvenlik odaklı yaklaşabilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel hamlelerini etkileyebilir. Ekonomik açıdan, doların seyri ve küresel ticaret politikaları Türkiye'nin ihracatını ve finansal istikrarını etkileyecektir.