ABD Temsilciler Meclisi'nde Çarşamba günü yapılan kritik oylamalarda dört Cumhuriyetçi vekil, partilerinin genel tavrının aksine Demokratlarla birlikte hareket ederek Trump yönetiminin İran'a karşı savaş yetkisini sona erdiren bir karar tasarısını destekledi ve Ukrayna'ya askeri yardımı öngören yasa teklifinin geçmesine katkı sağladı. Bu hamle, GOP içindeki bölünmelerin derinleştiğine ve Kongre'nin dış politika konularında yürütme organına karşı daha bağımsız bir duruş sergilemeye başladığına işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Oylamaya sunulan iki ayrı tasarıdan ilki, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na dayanarak Trump yönetiminin İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar için Kongre onayı almasını zorunlu kılmayı amaçlıyordu. Karar, özellikle Ocak 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi sonrası tırmanan gerilimin ardından gündeme geldi. Dört Cumhuriyetçi vekil - Matt Gaetz (Florida), Tom Massie (Kentucky), Paul Gosar (Arizona) ve Rob Bishop (Utah) - partilerinin liderliğine rağmen tasarıyı destekledi. Gaetz, oylama öncesinde yaptığı açıklamada, "Başkanın savaş gücünü sınırsız kullanmasına izin veremeyiz. Anayasa bize bu yetkiyi vermedi" ifadelerini kullandı.
İkinci oylamada ise Ukrayna'ya 250 milyon dolarlık ek askeri yardım paketi görüşüldü. Cumhuriyetçi Parti içinde Ukrayna'ya yardım konusunda artan bir isteksizlik bulunmasına karşın, dört vekil - aynı isimler - bu kez de Demokratlarla oy birliği yaptı. Tasarı, Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki askeri yığınağına karşı Kiev yönetimine savunma silahları, eğitim ve istihbarat desteği sağlamayı öngörüyor. Oylamalar, Meclis'teki dar çoğunluğa sahip Demokratların, Cumhuriyetçi desteği olmadan bu tür önemli dış politika kararlarını geçiremeyeceğini bir kez daha gösterdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu oylamalar, ABD'nin iki kritik bölgedeki angajmanına ilişkin Kongre'deki derin görüş ayrılıklarını ortaya koyuyor. İran cephesinde, Trump yönetiminin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından gelen "maksimum baskı" politikası, Tahran'la doğrudan bir askeri çatışma riskini artırmıştı. Savaş Yetkileri Kararı, Kongre'nin savaş ilan etme yetkisini hatırlatmayı ve başkanın tek taraflı askeri eylemlerine sınırlama getirmeyi hedefliyor. Ukrayna dosyasında ise, ABD'nin Rusya'ya karşı Kiev'e verdiği desteğin boyutu tartışmalı. Bazı Cumhuriyetçiler, yardımın Rusya ile gereksiz bir gerilime yol açtığını savunurken, Demokratlar ve bir kısım Cumhuriyetçi, Ukrayna'nın egemenliğinin korunmasının NATO'nun doğu kanadının güvenliği için hayati olduğunu vurguluyor.
Oylamaların ardından Başkan Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Partisine ihanet eden dört vekil, Amerika'nın çıkarlarını değil, Demokratların ve radikal solun ajandasını savunuyor" dedi. Ancak siyasi analistler, bu oylamaların 2020 seçimleri öncesinde Kongre'nin dış politikada daha proaktif bir rol üstlenme eğilimini yansıttığını belirtiyor. Özellikle savaş yetkileri konusu, Anayasa'nın Kongre'ye verdiği savaş ilan etme yetkisinin başkan tarafından sıklıkla aşındırıldığı eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin İran ve Ukrayna politikalarındaki belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Türkiye, hem İran'la sınır komşusu olması hem de Karadeniz'de Ukrayna ve Rusya arasındaki dengeleri yakından takip etmesi nedeniyle iki dosyada da doğrudan etkileniyor. ABD Kongresi'nin savaş yetkilerini sınırlama çabaları, Trump yönetiminin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesinin önünü kesebilir; bu da bölgede Türkiye'nin dahil olabileceği çatışma riskini azaltır. Ukrayna'ya yardımın devamı ise, Rusya'nın baskısı altındaki Kiev yönetiminin ayakta kalmasına katkı sağlayarak Karadeniz'deki güç dengesini etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte NATO müttefiki olarak hem ABD ile hem de Rusya ve İran'la pragmatik ilişkilerini korumaya çalışıyor.