ABD'nin New York eyaletinde savcılar, Cornell Üniversitesi'nde bir öğrencinin toplu tecavüze uğradığı iddiasıyla ilgili soruşturmayı, kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine yeniden açtı. Olayla ilgili yeni ortaya çıkan ayrıntılar, üniversite yönetiminin olaya gereken ciddiyetle yaklaşmadığı yönündeki suçlamaları güçlendirdi ve ABD genelinde kampüslerde cinsel saldırı vakalarına ilişkin tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı ve Yeni Detaylar
İddiaya göre, Cornell Üniversitesi'nde bir kadın öğrenci, 2023 yılında bir grup erkek öğrenci tarafından toplu tecavüze uğradı. Olayın hemen ardından üniversite yönetimi ve yerel polis soruşturma başlattı; ancak dosya kısa süre içinde kapatıldı. Geçtiğimiz günlerde basına sızan yeni belgeler ve tanık ifadeleri, soruşturmanın yüzeysel yürütüldüğünü ve delillerin yeterince incelenmediğini ortaya koydu. Özellikle, olay gecesine ait güvenlik kamerası görüntülerinin bir kısmının kaybolduğu ve bazı tanıkların ifadelerine başvurulmadığı iddia edildi.
Kamuoyu baskısı üzerine New York Eyalet Başsavcılığı, dosyayı yeniden açtığını duyurdu. Savcılık sözcüsü, "Yeni deliller ışığında soruşturmanın derinleştirilmesine karar verilmiştir. Mağdurun haklarını korumak ve adaleti sağlamak için tüm imkânlar seferber edilecektir" açıklamasını yaptı. Üniversite yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Her türlü cinsel saldırı iddiasını ciddiye alıyoruz ve yetkililerle tam işbirliği içindeyiz" ifadelerine yer verdi.
ABD'de Kampüslerde Cinsel Saldırı Tartışması
Cornell vakası, ABD'de uzun süredir devam eden kampüslerde cinsel saldırı ve üniversitelerin bu tür olaylara müdahalesi tartışmalarının bir parçası. Son yıllarda birçok üniversitede benzer vakalar gündeme gelmiş, öğrenci grupları ve sivil toplum kuruluşları, üniversite yönetimlerini olayları örtbas etmekle suçlamıştı. 2022'de yapılan bir araştırmaya göre, ABD'deki üniversite öğrencilerinin yaklaşık %13'ü mezuniyete kadar cinsel saldırıya maruz kalıyor. Bu oran, kadın öğrenciler arasında %26'ya kadar çıkıyor.
Cornell olayı, aynı zamanda üniversitelerin cinsel saldırı iddialarını soruşturma süreçlerindeki eksiklikleri ve mağdurların yaşadığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. Mağdur avukatları, üniversitelerin iç soruşturmalarının yetersiz kaldığını ve savcılığa intikal ettirilmesi gereken durumlarda dahi idari disiplin cezalarıyla geçiştirildiğini belirtiyor. Cornell'de de benzer şekilde, olayın ardından sadece birkaç öğrenciye disiplin cezası verildiği, ancak savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığı öne sürülüyor.
Öğrenci aktivistleri, üniversite yönetimini şeffaf olmamakla eleştiriyor. "Geçen yıl aynı kampüste benzer bir olay yaşandı ve yine üstü kapatıldı. Artık yeter!" diyen bir öğrenci grubu, geçtiğimiz hafta kampüste protesto gösterisi düzenledi. Gösteride, üniversitenin cinsel saldırı politikalarını gözden geçirmesi ve bağımsız bir soruşturma komisyonu kurması talep edildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki toplu tecavüz davasının yeniden açılması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, küresel ölçekte kadına yönelik şiddet ve üniversitelerde cinsel saldırı konusundaki farkındalığı artırması açısından önem taşıyor. Türkiye'de de son yıllarda üniversite kampüslerinde cinsel saldırı iddiaları zaman zaman gündeme geliyor ve benzer tartışmalar yaşanıyor. ABD'deki bu dava, üniversite yönetimlerinin ve yargı sistemlerinin bu tür olaylara yaklaşımının sorgulanması bakımından evrensel bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, ABD'deki kampüs güvenliği ve cinsel saldırı politikaları, Türkiye'deki üniversiteler için de karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. Türkiye, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası sözleşmelere taraf olsa da, uygulamada benzer sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu dava, yargı süreçlerinin şeffaflığı ve mağdur haklarının korunması konusunda küresel bir hatırlatıcı niteliğinde.