New York, Cornell Üniversitesi'nde ortaya atılan tecavüz iddiaları, eyaletin cinsel saldırı yasasında değişiklik yapılması yönündeki baskıları yeniden alevlendirdi. Mevcut yasa, kurbanın alkol veya uyuşturucuyu kendi isteğiyle alıp almadığına bağlı olarak farklı muamele ediyor. Bu durum, mağdurların adalete erişimini zorlaştırırken, hukuk uzmanları ve aktivistler yasanın rıza kavramını netleştirmesi gerektiğini savunuyor.
Yasanın Ayrımcı Uygulaması ve Mağdurların Yaşadığı Zorluklar
New York Ceza Kanunu'na göre, cinsel saldırı mağduru eğer alkol veya uyuşturucuyu gönüllü olarak almışsa, failin rıza olmadığını bilmesi gerektiği varsayımı daha zor ispatlanıyor. Kanun, mağdurun madde etkisi altında olmasını bir savunma aracı olarak kullanılabiliyor. Oysa uzmanlar, rıza verecek ehliyette olmayan bir kişiyle cinsel ilişkinin suç teşkil etmesi gerektiğini belirtiyor.
Cornell Üniversitesi'nde geçtiğimiz aylarda bir öğrencinin, alkolün etkisi altındayken uğradığını iddia ettiği cinsel saldırı sonrası üniversite yönetimi ve yerel savcılık harekete geçti. Olay, kampüste ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Öğrenci grupları, üniversitenin olayı yeterince ciddiye almadığını öne sürerek protestolar düzenledi. Üniversite yönetimi ise soruşturmanın sürdüğünü ve mağdurun yanında olduklarını açıkladı.
New York eyaletinde cinsel saldırı yasaları, son yıllarda çeşitli reformlara sahne oldu. 2019'da yapılan bir değişiklikle, rıza yaşı ve rıza kavramına ilişkin bazı düzenlemeler getirildi. Ancak madde etkisi altındaki mağdurlara yönelik ayrım devam ediyor. Kadın hakları örgütleri, bu ayrımın mağduru suçlayıcı bir dil yarattığını ve faillerin cezasız kalmasına yol açtığını vurguluyor.
Yasa Değişikliği Çabaları ve Siyasi Boyut
New York Eyalet Meclisi'nde geçtiğimiz yasama döneminde, cinsel saldırı yasasında değişiklik öngören bir yasa tasarısı sunuldu. Tasarı, mağdurun alkol veya uyuşturucu etkisi altında olması durumunda rızanın geçersiz sayılmasını ve failin bu durumu bilmesinin suçun unsuru olmaktan çıkarılmasını hedefliyor. Tasarı, komisyonda görüşülüyor ancak henüz genel kurula gelmedi. Cornell olayı, tasarının yeniden gündeme taşınması için bir fırsat olarak görülüyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan eyalet senatörü, "Mevcut yasa, mağduru suçlayan bir anlayışı yansıtıyor. Alkol almak suç değil, ancak tecavüz suçtur. Yasanın bu gerçeği yansıtması gerekiyor" dedi. Benzer şekilde, üniversite kampüslerindeki cinsel saldırı davalarında avukatlar, savunma tarafının sıklıkla mağdurun alkol almasını delil olarak kullandığını belirtiyor.
Öte yandan, bazı hukukçular, yasa değişikliğinin failin aleyhine delil yükünü artırabileceğini ve masumiyet karinesini zedeleyebileceğini savunuyor. Bu görüşe göre, her olayın kendi bağlamında değerlendirilmesi gerekiyor. Tartışma, cinsel saldırı davalarında rıza ve kastın nasıl tanımlanacağına dair daha geniş bir hukuki tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de cinsel saldırı yasalarındaki bu tartışma, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da, kadına yönelik şiddet ve rıza kavramının hukuki çerçevesi evrensel bir mesele. Türkiye'de de benzer şekilde, mağdurun alkol veya uyuşturucu etkisi altında olması davalarda tartışma konusu olabiliyor. New York'taki bu gelişme, rıza ve kastın net tanımlanması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin de uluslararası standartlara uyum sağlaması ve mağdur odaklı yaklaşımı benimsemesi, kadın hakları açısından önem taşıyor. Ayrıca, ABD'deki yasal reform süreci, küresel bir örnek teşkil ederek Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarına ilham verebilir.