Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin (CBD) 17. Taraflar Konferansı'nda (COP17) yapılan değerlendirmelere göre, gelişmiş ülkelerin doğa koruma ve biyolojik çeşitliliği korumak için sağladığı finansman, BM'nin belirlediği hedeflerin oldukça gerisinde. Carbon Brief'in haberine göre, bugüne kadar sağlanan finansman miktarı, ihtiyaç duyulan seviyeyi karşılamaktan uzak.
Finansman Açığı ve Taahhütler
2020'de kabul edilen Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi kapsamında, gelişmiş ülkelerin 2025 yılına kadar yıllık 20 milyar dolar, 2030'a kadar ise yıllık 30 milyar dolar doğa finansmanı sağlaması öngörülüyor. Ancak mevcut veriler, bu hedeflere ulaşılmasının zor olduğunu gösteriyor. COP17'de sunulan raporlar, özellikle kamu kaynaklı finansmanın taahhütlerin altında kaldığını ortaya koyuyor.
Gelişmiş ülkelerin sağladığı fonların büyük ölçüde krediler ve özel sektör yatırımlarına dayandığı, doğrudan hibe yardımlarının ise sınırlı olduğu belirtiliyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin doğa koruma projelerini finanse etmekte zorlanmasına yol açıyor. Uzmanlar, finansmanın sadece miktarının değil, aynı zamanda niteliğinin de önemli olduğunu vurguluyor.
Küresel Boyut ve Gelecek Perspektifi
Biyolojik çeşitlilik kaybı, iklim değişikliğiyle birlikte gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri. Doğa finansmanı, ormansızlaşmanın önlenmesi, korunan alanların genişletilmesi ve sürdürülebilir arazi kullanımı gibi kritik faaliyetleri destekliyor. Ancak mevcut finansman akışı, bu hedeflere ulaşmak için yeterli değil. COP17'deki tartışmalar, gelişmiş ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesi için daha güçlü bir izleme mekanizması ve şeffaflık çağrılarını gündeme getirdi.
Öte yandan, özel sektörün doğa koruma yatırımlarındaki rolü de tartışılıyor. Bazı ülkeler, özel sektörü teşvik edecek politikalar geliştirirken, sivil toplum kuruluşları özel finansmanın kamu finansmanının yerini almaması gerektiğini savunuyor. COP17, bu dengeyi sağlamak için yeni mekanizmaların oluşturulmasına yönelik adımların atıldığı bir platform oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, doğa finansmanı konusunda hem alıcı hem de sağlayıcı olarak sınırlı bir kapasiteye sahip. Gelişmiş ülkelerin taahhütlerini yerine getirmemesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin doğa koruma projeleri için gereken uluslararası fonlara erişimini zorlaştırıyor. Ayrıca, küresel biyolojik çeşitlilik kaybı, Türkiye'nin tarım, turizm ve su kaynakları gibi sektörlerini doğrudan etkileyebilecek bir risk faktörü. Türkiye'nin COP17'deki pozisyonu, gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyaçlarının karşılanması yönünde baskı yapmak olmalı.