Bu ay, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Sözleşmesi (CBD) 17. Taraflar Konferansı (Cop17), hükümetleri 2022'de Montreal'de yapılan Cop15'te kabul edilen 23 hedefi yerine getirmeye zorlamayı amaçlıyor. Dünya liderleri, insan faaliyetlerinin doğal dünyayı hızla tahrip etmesine karşı somut adımlar atma konusunda baskı altında. Zirve, 21 Ekim - 1 Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek ve yaklaşık 190 ülkeden temsilciler katılacak.
Cop15'ten Cop17'ye: Hedefler ve Taahhütler
2022'de kabul edilen Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar doğa kaybını durdurmayı ve geri çevirmeyi hedefleyen iddialı hedefler içeriyor. Bu hedefler arasında karasal ve denizel alanların en az %30'unun korunması, restorasyon çalışmaları, istilacı türlerin kontrolü ve biyoçeşitlilik finansmanının artırılması yer alıyor. Ancak şu ana kadar ülkelerin bu hedeflere ulaşma konusundaki taahhütleri yetersiz kaldı. Cop17, bu hedeflerin uygulanmasını hızlandırmak için kritik bir fırsat olarak görülüyor.
Zirvenin ana gündem maddeleri arasında, ulusal biyoçeşitlilik stratejilerinin ve eylem planlarının gözden geçirilmesi, finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve izleme sistemlerinin iyileştirilmesi bulunuyor. Ayrıca, özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyoçeşitlilik koruma çabalarına daha fazla mali destek sağlanması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliğiyle birlikte gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri. Bilimsel raporlar, türlerin yok olma hızının doğal seviyelerin 100 ila 1000 kat üzerinde olduğunu gösteriyor. Bu durum, gıda güvenliği, su kaynakları ve insan sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturuyor.
Cop17, aynı zamanda küresel iklim müzakereleriyle de bağlantılı. Biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği birbirini besleyen krizler. Ormanların ve ekosistemlerin korunması, karbon yutaklarının korunmasına da katkı sağlıyor. Bu nedenle, Cop17'de alınacak kararlar, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamındaki çabaları da etkileyebilir.
Zirve, aynı zamanda Kovid-19 sonrası dönemde doğa ile uyumlu bir toparlanma çağrısı yapıyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun raporlarına göre, küresel GSYİH'nın yarısından fazlası doğaya bağımlı. Bu nedenle biyoçeşitlilik koruma, ekonomik istikrar için de hayati önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olup, üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alıyor. Cop17'de alınacak kararlar, Türkiye'nin kendi biyoçeşitlilik politikalarını ve ulusal stratejilerini doğrudan etkileyebilir. Özellikle tarım, ormancılık ve su kaynakları yönetimi açısından uyum sağlamak gerekecek. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri ve yeşil mutabakat süreci, biyoçeşitlilik hedefleriyle uyumlu olmalı. Zirve, Türkiye'nin uluslararası çevre diplomasisindeki konumunu güçlendirmesi için bir fırsat sunuyor.