ABD'nin Colorado eyaletinde 30 Haziran'da yapılan Demokrat Parti ön seçiminde sürpriz bir sonuç yaşandı. Demokratik sosyalist Melat Kiros, 15 dönemdir (30 yıl) görevde olan Temsilciler Meclisi üyesi Diana DeGette'i mağlup etti. U.S. medya projeksiyonlarına göre Kiros, Denver bölgesini kapsayan seçim bölgesinde oyların %52'sini alarak zafer ilan etti. Bu sonuç, ABD'de sol kanadın kurumsal Demokratlara karşı kazandığı en son başarı olarak kaydedildi.
Gelişmenin arka planı: Solun yükselişi ve parti içi çekişme
Melat Kiros, Eritre kökenli bir Amerikalı olarak ön seçim kampanyasında evrensel sağlık sigortası (Medicare for All), iklim değişikliğiyle mücadele için Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal) ve öğrenci borçlarının silinmesi gibi ilerici politikaları savundu. 48 yaşındaki Kiros, aynı zamanda işçi hakları ve göçmen hakları konularında da net bir duruş sergiledi. Rakibi DeGette ise daha ılımlı ve kurumsal bir çizgideydi; sağlık sigortası reformu yerine mevcut sistemi iyileştirmeyi savunuyor, iklim politikalarında kademeli geçişi tercih ediyordu.
Seçim sürecinde Kiros, özellikle genç seçmenler ve ilerici örgütlerden yoğun destek aldı. Justice Democrats ve Sunrise Movement gibi sol gruplar, Kiros'un kampanyasına aktif olarak katıldı. DeGette ise yerel iş dünyası ve emlak lobisinden fon toplamıştı. Ön seçime katılım oranı, COVID-19 pandemisine rağmen yüksekti; posta yoluyla oy kullanma uygulaması sayesinde sandık başına gitme zorunluluğu ortadan kalktı.
Bölgesel ve küresel boyut: Demokrat Parti'nin geleceği
Bu ön seçim sonucu, ABD siyasetinde solun yükselişinin bir başka göstergesi. 2018'de Alexandria Ocasio-Cortez, Ilhan Omar, Rashida Tlaib ve Ayanna Pressley gibi isimlerin Kongre'ye girmesiyle başlayan dalga, 2020'de de devam ediyor. Kiros, Temsilciler Meclisi'ndeki "Squad" olarak bilinen ilerici gruba katılacak. Ancak bu başarı, Demokrat Parti içindeki bölünmeyi de derinleştiriyor. Ilımlı Demokratlar, solun aşırı politikalarının genel seçimlerde merkez seçmeni kaybettireceğini savunurken, sol kanat ise tabanı harekete geçirmenin tek yolunun radikal reformlar olduğunu iddia ediyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, ABD'deki bu gelişme, dünyada yükselen popülizm ve milliyetçilik dalgasının yanı sıra, solun da yeniden güç kazandığını gösteriyor. Avrupa'da Yunanistan'daki SYRIZA, İspanya'daki Podemos ve Fransa'daki Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) hareketleri benzer dinamikler taşıyor. ABD'nin geleneksel iki partili sisteminde Demokrat Parti'nin sola kayması, ülkenin dış politikasını da etkileyebilir. İlerici kanat, askeri harcamaların azaltılması, insan hakları odaklı bir dış politika ve uluslararası anlaşmalara dönüş (Paris İklim Anlaşması, İran Nükleer Anlaşması) gibi konularda daha net bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu yerel seçim sonucunun Türkiye'ye doğrudan bir yansıması olmasa da dolaylı etkileri değerlendirilebilir. Demokrat Parti içinde ilerici kanadın güçlenmesi, ABD'nin Türkiye politikasında daha eleştirel bir yaklaşım benimsenmesine yol açabilir. İlerici vekillerin genellikle insan hakları, ifade özgürlüğü ve Kürt meselesi gibi konularda daha duyarlı oldukları biliniyor. Öte yandan, bu kanadın askeri harcamaları azaltma ve ABD'nin yurtdışındaki askeri varlığını sorgulama eğilimi, Türkiye'deki ABD üsleri veya silah ticareti gibi konularda farklı bir gündem oluşturabilir. Ancak bu etkilerin somutlaşması için seçim sonuçlarının genel seçimlerde de tekrarlanması ve ilerici vekillerin sayısının artması gerekiyor.