Dünya genelinde verimli topraklar, çölleşme ve kuraklık tehdidi altında. Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerine göre, verimli toprakların yavaş yavaş bozulması anlamına gelen çölleşme, gezegenin kara yüzeyinin yüzde 40'ını etkiliyor ve her yıl yaklaşık 100 milyon hektar sağlıklı toprak kullanılamaz hale geliyor. Bu hafta Moğolistan'da düzenlenen BM'nin 17. Taraflar Konferansı (Cop17), bu küresel krize karşı çözüm arayışlarına sahne oluyor.
Çölleşme Nedir ve Neden Önemlidir?
Çölleşme, genellikle yanlış anlaşılan bir kavramdır. Çöllerin genişlemesi değil, kurak, yarı kurak ve kuru alt nemli bölgelerdeki arazilerin; iklim değişikliği ve insan faaliyetleri nedeniyle bozulmasıdır. Bu süreç, tarım arazilerinin verimliliğini kaybetmesine, bitki örtüsünün yok olmasına ve su kaynaklarının azalmasına yol açar. Uzmanlar, bu durumun dünya genelinde gıda güvenliğini tehdit ettiği ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını yok ettiği konusunda uyarıyor.
Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) verilerine göre, 2015-2019 yılları arasında her yıl ortalama 100 milyon hektar sağlıklı arazi bozuldu ve bu durum, küresel gıda üretimini doğrudan tehdit ediyor. Özellikle Afrika'nın Sahra Altı bölgesi, Orta Asya ve Orta Doğu gibi kurak bölgelerde çölleşme ciddi boyutlara ulaşmış durumda. İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklıkların sıklaşması, bu süreci daha da hızlandırıyor.
Küresel Etki ve Çözüm Arayışları
Çölleşme, yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve politik bir krizdir. Her yıl 135 milyar dolarlık bir kayba neden olan bu süreç, özellikle gelişmekte olan ülkelerde göç dalgalarını tetikliyor. İklim değişikliğiyle mücadelede toprakların korunması büyük önem taşıyor; ancak bu, küresel ölçekte eşgüdümlü çabalar gerektiriyor.
Bu hafta Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da toplanan Cop17, bu konuyu küresel gündemin üst sıralarına taşımayı hedefliyor. Taraflar Konferansı'nda, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve kuraklıkla mücadele konularında yeni taahhütlerin açıklanması bekleniyor. BM yetkilileri, 2030 yılına kadar bozulmuş 1 milyar hektar arazinin restore edilmesi hedefi doğrultusunda çalışmaların hızlandırılmasını istiyor. Ayrıca çölleşme ve kuraklıkla mücadelede finansmanın artırılması ve teknolojik yeniliklerin teşvik edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye, bulunduğu coğrafya nedeniyle kuraklık ve çölleşme riski yüksek ülkelerden biri. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde toprak bozulması ve su kaynaklarının azalması ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, Türkiye'nin de bu konuda ulusal eylem planlarını güçlendirmesi ve küresel iş birliklerine aktif katılım sağlaması gerektiğini belirtiyor. Moğolistan'daki Cop17 toplantısında Türkiye'nin ayrıca sürdürülebilir arazi yönetimi konusundaki deneyimlerini uluslararası platformda paylaşması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çölleşme ve kuraklıkla mücadelede önemli bir aktör olma potansiyeline sahip. Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen ulusal ağaçlandırma seferberlikleri ve su verimliliği projeleri, bu alandaki kararlılığı gösteriyor. Ancak iklim değişikliğinin etkileri Türkiye'de de tarımsal verimliliği olumsuz yönde etkiliyor; geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklıklar bu tehdidi gözler önüne serdi. Bu nedenle, Türkiye'nin Cop17'de sürdürülebilir arazi yönetimi konusundaki deneyimlerini paylaşması ve uluslararası finansman araçlarından daha fazla faydalanması büyük bir önem taşıyor. Ayrıca, çölleşme kaynaklı göç hareketleri ve sınır ötesi çevre sorunları, Türkiye'nin dış politikada çevre diplomasisine daha fazla ağırlık vermesini gerekli kılıyor.