Dünya genelinde çocukları ve gençleri bağımlılık yapan sosyal medya platformlarının zararlarından korumayı amaçlayan bir hareket hızla yayılıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nden Avrupa'ya, Asya'dan Okyanusya'ya kadar pek çok hükümet, genç yaştaki kullanıcıları hedef alan yasaklar ve kısıtlamalar getirmek ya da bu yönde yasa tasarıları hazırlamak için kolları sıvadı. Bu küresel eğilim, çocukların ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda artan endişeleri ve teknoloji şirketlerinin sorumluluğuna dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Dünya Genelinde Artan Yasaklar ve Kısıtlamalar
Özellikle son birkaç yılda, sosyal medya platformlarının genç kullanıcılar üzerindeki etkileri konusunda yapılan bilimsel araştırmalar, kaygı, depresyon ve dikkat eksikliği gibi sorunların artışında bu platformların rolüne işaret etti. Bu durum, yasa koyucuları harekete geçirmeye yetti. Florida, geçtiğimiz mart ayında 14 yaş altı çocukların sosyal medya hesabı açmasını yasaklayan ve 14-15 yaşındakiler için ebeveyn onayı zorunluluğu getiren bir yasayı kabul etti. Benzer şekilde, Başkan Joe Biden'ın imzasıyla geçen yıl yürürlüğe giren bir yasa tasarısı, çocukların verilerinin korunmasını ve reklam hedeflemesinin sınırlandırılmasını içeriyordu. Ancak uzmanlar, bu düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını ve platformların çocuklara yönelik tasarımlarının da değişmesi gerektiğini vurguluyor.
Avrupa'da da benzer adımlar atılıyor. Fransa, 2023'te 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımı için ebeveyn onayı alınmasını zorunlu kılan bir yasa çıkardı. Almanya ise 16 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını daha sıkı kurallara bağlamayı tartışıyor. İngiltere'de ise hükümet, çevrimiçi güvenlik yasasını sıkılaştırarak sosyal medya şirketlerine çocuk koruma önlemleri alma zorunluluğu getirdi. Bu şirketlerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ağır para cezaları öngörülüyor.
Asya'da da durum farklı değil. Çin, 2021'de 18 yaş altı kullanıcıların günde en fazla 40 dakika video izleyebilmesine ve gece 22.00 ile sabah 06.00 arasında platformlara erişememelerine yönelik düzenlemeler yapmıştı. Güney Kore ise 16 yaş altı çocukların gece yarısından sonra çevrimiçi oyun oynamasını yasaklayan 'cinderella yasası' olarak bilinen düzenlemeyi uyguluyor. Avustralya'da ise 16 yaş altı çocuklara sosyal medya kullanımını tamamen yasaklayan bir yasa tasarısı parlamentoda görüşülüyor. Bu tasarı, birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor.
Küresel Boyut ve Tartışmalar
Bu yasakların ve kısıtlamaların küresel çapta yaygınlaşması, sosyal medya platformlarının işleyişini de yakından ilgilendiriyor. Meta (Instagram ve Facebook'un sahibi), TikTok, X (eski adıyla Twitter) gibi dev şirketler, yeni düzenlemelere uyum sağlamakta zorlanıyor. Özellikle yaş doğrulama sistemlerinin etkinliği ve kullanıcı verilerinin gizliliği konularında tartışmalar yaşanıyor. Bazı eleştirmenler, bu yasakların ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve çocukların dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklere karşı eğitilmesinin daha etkili olacağını savunuyor.
Diğer yandan, velilerin büyük bir kısmı bu düzenlemeleri destekliyor. Çocukların internette karşılaştığı siber zorbalık, takipçi sayısı kaygısı, zararlı içeriklere maruz kalma ve uyku düzeninin bozulması gibi sorunlar, ebeveynleri endişelendiriyor. Uzmanlar, sosyal medyanın özellikle ergenlik dönemindeki bireyler üzerinde yarattığı baskının, onların kimlik gelişimini olumsuz etkilediğini ve yalnızlık hissini artırdığını belirtiyor. Bu nedenle, devletlerin çocukları korumaya yönelik adımlar atması gerektiği görüşü güçleniyor.
Hükümetlerin yanı sıra, teknoloji şirketleri de kendi önlemlerini almaya çalışıyor. Örneğin, TikTok, 13 yaş altı kullanıcılar için ayrı bir uygulama modu geliştirdi ve ebeveyn kontrolü özelliklerini artırdı. Meta ise Instagram'da genç kullanıcıları özel hesaplara yönlendiriyor ve Zararlı içerikleri filtrelemeye başladı. Ancak bu tür önlemlerin yeterliliği hâlâ tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel çapta çocukları sosyal medyadan korumaya yönelik bu hareket, Türkiye için de önemli bir referans niteliği taşıyor. Türkiye'de özellikle son yıllarda çocukların dijital bağımlılığı ve sosyal medyanın olumsuz etkileri üzerine kamuoyunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bu konuda farkındalık çalışmaları yürütüyor, ancak kapsamlı bir yasal düzenleme henüz bulunmuyor. ABD'deki ve Avrupa'daki gelişmeler, Türk yasa koyuculara yol gösterici olabilecek nitelikte. Öte yandan, Türkiye'nin dijital alandaki bağımsızlık politikaları çerçevesinde, ulusal sosyal medya platformlarının teşvik edilmesi ve gençlerin dijital okuryazarlığının artırılması, bu küresel eğilime uyum sağlarken dikkate alınabilecek unsurlar arasında. Bu konunun Türkiye'de de gündemde kalması ve çocukların ruh sağlığını koruyacak adımların atılması beklenmektedir.