Citigroup Inc. analistleri, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gerilimlerin yatışmasıyla birlikte Brent petrol fiyatlarının yıl sonuna kadar varil başına 60 dolara kadar gerileyebileceğini öngördü. Bu tahmin, küresel ham petrol piyasasına yönelik artan karamsar beklentilere yeni bir halka ekledi. ABD merkezli bankanın raporuna göre, İran-İsrail gerginliğinin ardından boğazdan geçişlerde yaşanan aksamalar büyük ölçüde normale dönerken, arz fazlası endişeleri yeniden öne çıkıyor. Citi stratejistleri, 2024 yılı dördüncü çeyreğinde Brent petrolün ortalama 74 dolar seviyesinde işlem göreceğini, ancak düşüş eğiliminin hızlanması halinde 60 doların hedeflenebileceğini belirtti. Raporda, OPEC+'ın üretim kesintilerine rağmen küresel talepteki zayıflığın fiyatları aşağı çektiği vurgulandı.
Hürmüz Boğazı gerilimi ve piyasa etkisi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik bir geçiş noktası. İran ve İsrail arasındaki askeri gerginlik, mayıs ayında boğazdan geçişlerde kısa süreli aksamalara yol açmıştı. Ancak diplomatik temaslar ve deniz güvenliği önlemleri sayesinde durum kontrol altına alındı. Citi analistleri, bu jeopolitik risk priminin büyük ölçüde fiyatlardan çıktığını ifade ediyor. Bankanın emtia araştırma başkanı Max Layton, "Hürmüz'deki gerginlik yatıştıkça, piyasalar yeniden temel arz-talep dengelerine odaklanıyor. Stoklar yükselirken, talep görünümü özellikle Çin'de zayıflıyor" dedi.
Petrol fiyatlarındaki düşüşte, ABD'deki rekor düzeydeki kaya petrolü üretimi ve Brezilya, Guyana gibi ülkelerdeki artan üretim kapasitesi de etkili oluyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2024 yılı küresel petrol talebi büyüme tahminini günlük 1,3 milyon varilden 1,1 milyon varile indirdi. OPEC ise Çin'deki emlak sektörü krizi ve yenilenebilir enerjiye geçişin talebi baskıladığına dikkat çekiyor.
Küresel resesyon endişeleri ve petrol piyasası
Citigroup'un kötümser tahmini, yalnızca jeopolitik faktörlere değil, aynı zamanda makroekonomik endişelere de dayanıyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faizleri uzun süre yüksek tutma olasılığı, küresel büyümeyi yavaşlatırken, Çin'in ekonomik toparlanması beklentilerin gerisinde kalıyor. Euro Bölgesi'nde ise imalat sektöründeki daralma dördüncü aya ulaştı. Bu koşullar, petrol talebine yönelik riskleri artırıyor. Citi raporunda, "Küresel resesyon senaryosu gerçekleşirse, Brent petrolün 60 doların da altına inebileceği" uyarısı yapıldı. Banka, 2025 yılı ortalama fiyat tahminini de 70 dolardan 62 dolara revize etti. Diğer yatırım bankaları da benzer görüşler paylaşıyor: Goldman Sachs, küresel talepteki zayıflığın OPEC+'ın ek kesintiler yapmasını gerektirebileceğini belirtirken, Morgan Stanley yıl sonu Brent tahminini 75 dolardan 70 dolara çekti.
Petrol fiyatlarındaki düşüş, enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için olumlu bir sinyal olsa da, üretici ülkeler için bütçe dengesi sorunları yaratıyor. Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkelerin mali dengeleri, daha düşük petrol gelirlerine karşı hassas. Suudi Arabistan'ın 2024 bütçesi, petrol fiyatının 80 dolar seviyesinde olmasını gerektiriyor. OPEC+'ın haziran toplantısında ek üretim kısıtlamaları kararı alması bekleniyor, ancak grup içinde anlaşmazlık ihtimali de mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki olası düşüş, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari açık ve enflasyon üzerinde olumlu etki yaratabilir. Brent petrolün 60 dolara gerilemesi, Türkiye'nin enerji faturasını yaklaşık 5-6 milyar dolar azaltabilir. Bu, Merkez Bankası'nın faiz indirimine gitme alanını genişletebilir ve TL üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak Türkiye'nin Rusya ve İran ile olan enerji anlaşmaları, fiyat düşüşlerinin Türkiye'ye tam olarak yansımasını sınırlayabilir. Bölgesel düzeyde, düşük petrol fiyatları İran ve Irak gibi komşuların ekonomisini olumsuz etkileyerek siyasi istikrarsızlık riskini artırabilir. Türkiye'nin enerji koridoru hedefleri açısından, düşük fiyat ortamı yenilenebilir enerji yatırımlarının cazibesini azaltabilir, ancak kısa vadede ekonomik rahatlama sağlaması bekleniyor.