Çin'in güneyinde 15 yıl önce meydana gelen ve 40 kişinin hayatını kaybettiği feci tren kazasının genç bir kazazedesi olan Mengjun, bugün 28 yaşında ve iltihaplı bağırsak hastalığı (İBH) hastalarına umut dağıtan bir gönüllü olarak yaşamını sürdürüyor. 2008 yılında, lise son sınıftayken, memleketi ile okulu arasında seyahat ettiği yolcu treninin raydan çıkması sonucu ağır yaralanan Mengjun, kazayı güçlükle atlatmıştı. Ancak kazadan kısa bir süre sonra hayatını derinden etkileyecek bir başka mücadele başladı: kendisine nadir görülen bir otoimmün hastalık olan inflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) teşhisi kondu.
Kazanın Gölgesinde Yeni Bir Savaş: İBH Teşhisi
Mengjun, kazadan sağ kurtulmayı başarsa da, fiziksel yaralarının iyileşmesi aylar sürdü. Ancak asıl mücadele, liseden mezuniyet arifesinde başladı. Sürekli karın ağrısı, ishal ve kilo kaybı şikayetleriyle hastaneye başvuran genç kadına doktorlar, bağırsaklarda kronik iltihaplanmaya neden olan İBH teşhisi koydu. İBH, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi alt türleri içeren, tedavisi zor ve yaşam boyu süren bir hastalık. Genç yaşta bu teşhisi almak, Mengjun'un hayatını alt üst etti. "Kazadan sağ kurtulmuştum ama şimdi kendimi yeniden ölüme terk edilmiş gibi hissettim," diyor genç kadın. İlk yıllarda hastalıkla baş etmekte zorlanan Mengjun, düzenli tedavi ve psikolojik destek sayesinde zamanla hastalığını yönetmeyi öğrendi.
Gönüllülük: Kendini İyileştirmenin Yolu
Hastalığını kabullendikten sonra Mengjun, aynı rahatsızlığı yaşayan diğer hastalara yardım etmek için harekete geçti. 2018 yılında İBH hastalarına yönelik çevrimiçi bir destek grubu kurdu. Grup, kısa sürede ülke genelinde yüzlerce hastaya ulaştı. Mengjun, hastalığıyla ilgili bilgi paylaşımları, moral desteği ve tedavi süreçlerinde rehberlik ediyor. "Benim gibi umutsuzluğa kapılan insanlara, hastalıkla yaşamanın mümkün olduğunu göstermek istiyorum," diyor. Aynı zamanda sosyal medyada farkındalık kampanyaları yürüten Mengjun, İBH'nin yanlış anlaşılmasına karşı da mücadele ediyor. Gönüllülük faaliyetleri sayesinde genç kadın, kendi travmasını da iyileştirdiğini belirtiyor: "Başkalarına yardım etmek, kendi yaralarımı da sardı."
Hastalık ve Damga: Toplumsal Farkındalık Eksikliği
Çin'de İBH hastalığı hakkında toplumsal farkındalık oldukça düşük. Hastalar sıklıkla belirtilerini gizlemek zorunda kalıyor, hatta bazıları 'abur cubur yediği' ya da 'psikolojik sorunları olduğu' gerekçesiyle suçlanıyor. İBH, bağışıklık sisteminin kendi bağırsak dokusuna saldırması sonucu oluşuyor ve kesin nedeni henüz bilinmiyor. Ancak genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve batı tarzı beslenme gibi etkenlerin rol oynadığı düşünülüyor. Son yıllarda Çin'de İBH vakalarının arttığı gözleniyor. Pekin Üniversitesi Hastanesi'nden gastroenterolog Prof. Li Wei, "Özellikle genç nüfusta görülme sıklığı artıyor. Bu hastalık yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor ve toplumsal farkındalık şart," diyor. Mengjun'un girişimi, bu konuda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut: İBH'nin Yükselişi
İBH, sadece Çin'de değil, dünya genelinde artış gösteren bir hastalık. Özellikle Asya'da batılı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte vaka sayılarında belirgin bir artış yaşanıyor. Dünya Gastroenteroloji Örgütü'nün verilerine göre, son on yılda Asya'daki İBH vakaları üç kat arttı. Bu durum, sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir yük oluşturuyor. Mengjun'un hikayesi, hastalıkla mücadelede hastaların kendi aralarındaki dayanışmanın önemini gösteriyor. Benzer hasta toplulukları ve gönüllü ağları, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da da yaygın olarak faaliyet gösteriyor. Çin'de ise bu tür girişimler yeni yeni filizleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mengjun'un hikayesi, travma sonrası iyileşme ve kronik hastalıklarla mücadelede toplumsal dayanışmanın önemini vurguluyor. Türkiye'de de İBH hastalığına dair farkındalık son yıllarda artmakla birlikte, hasta destek grupları ve gönüllülük faaliyetleri sınırlı. Türk sağlık sistemi, kronik hastalıkların yönetiminde hasta eğitimi ve psikososyal desteğe daha fazla önem vermeli. Bu tür bireysel girişimlerin teşvik edilmesi, sağlık harcamalarının azaltılmasına ve hastaların yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'deki hasta dernekleri ve sosyal medya toplulukları, bu alanda örnek alınabilecek modeller geliştirebilir.