ABD, kuruluşunun 250. yılını kutlamaya hazırlanırken, bir zamanlar ‘Amerikan rüyası’nın en sadık hayranları arasında yer alan Çinli gençler, bu hayale mesafeli yaklaşmaya başladı. Hong Kong merkezli gazetecilere göre, son yıllarda Çin'de yapılan anketler ve sosyal medya analizleri, genç neslin ABD'ye yönelik algısında köklü bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor. Özellikle 2018'de başlayan ticaret savaşı ve ardından gelen teknoloji yaptırımları, Çinli gençlerin gözünde ABD'nin imajını zedeledi.
Değişen algının arka planı
Pekin merkezli bir iletişim danışmanlık şirketinin 2023 yılında yaptığı araştırmaya göre, 18-30 yaş arası Çinlilerin yalnızca yüzde 38'i ABD'yi 'olumlu' bir ülke olarak tanımlıyor. Bu oran 2016'da yüzde 56 seviyesindeydi. Düşüşün en önemli nedenleri arasında, ABD'nin Çin'in yükselişini engellemeye yönelik politikaları, Covid-19 pandemisi sırasında Asyalılara yönelik ayrımcılık ve silahlı şiddet olayları gösteriliyor. Ayrıca, Çinli öğrencilerin ABD'deki üniversitelere başvuru sayılarında da belirgin bir azalma var; 2022'de 290 bin olan başvuru sayısı, 2023'te 260 bine geriledi.
Çin'de popüler olan bir sosyal medya platformunda ‘Amerikan rüyası’ etiketiyle paylaşılan içeriklerin analizi, 2020'den bu yana olumlu içeriklerin yüzde 70 azaldığını, eleştirel ve alaycı içeriklerin ise üç kat arttığını gösteriyor. Özellikle ‘Amerikan rüyası öldü’ ifadesi, genç kullanıcılar arasında sıkça kullanılan bir ironi haline geldi. Uzmanlar, bu değişimin Çin hükümetinin ‘Büyük Gençlik’ propagandasıyla da desteklendiğini, ancak asıl etkenin ABD'nin iç ve dış politikalarındaki çelişkiler olduğunu vurguluyor.
Küresel boyut ve jeopolitik sonuçlar
Bu eğilim, yalnızca sosyolojik bir fenomen olmanın ötesinde, küresel jeopolitiği de etkileme potansiyeli taşıyor. Çinli gençlerin ABD'ye yönelik olumsuz algısı, Pekin yönetimine diplomatik alanda daha fazla manevra alanı sağlıyor. Zira kamuoyu desteği, Çin'in ABD'ye karşı daha sert bir duruş sergilemesini kolaylaştırabilir. Öte yandan, bu durum ABD'nin yumuşak gücünün azaldığına dair bir işaret olarak da yorumlanıyor. Harvard Üniversitesi’nden bir araştırmacı, ‘Asya-Pasifik bölgesinde nüfuz mücadelesi veren iki süper güçten biri, geleceğin liderlerinin gözünde itibar kaybediyor’ diyor. Bu değişim, özellikle teknoloji ve eğitim alanında iş birliği yapmak isteyen Batılı şirketler ve üniversiteler için de zorluk anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD hem de Çin ile stratejik ilişkilerini dengelemeye çalışan bir ülke olarak bu gelişmeden doğrudan etkilenebilir. Çinli gençlerin ABD'ye yönelik şüpheciliği, Ankara'nın Pekin'le ilişkilerini derinleştirmek için bir fırsat penceresi açabilir. Özellikle Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Türkiye'ye gelen Çinli yatırımcı ve turist sayısının artması, iki ülke arasındaki beşeri ve ekonomik bağları güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD'yle olan geleneksel ittifakı, bu yeni denge arayışında hassas bir konumda olduğunu gösteriyor. Bölgesel düzeyde ise, Çin'in artan etkisi karşısında ABD'nin yumuşak gücünün zayıflaması, Orta Doğu ve Orta Asya'da dengeleri değiştirebilir; bu da Türkiye'nin dış politika stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.