Almanya’da bir Çin vatandaşı doktor, kadınları uyuşturarak tecavüz eden ve “Sürücü Kursu” (Driving School) adı verilen cinsel saldırı ağının lideri olarak yargılandığı davada 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Frankfurt Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararda, 42 yaşındaki sanık Qiu Z.’nin, aralarında bir diğer Çin vatandaşı ve altı Alman erkeğin de bulunduğu yedi kişiyle birlikte, 2018 ile 2020 yılları arasında en az 13 kadına cinsel saldırıda bulunduğu belirtildi. Mahkeme, sanığın suçları planlı bir şekilde işlediğini ve mağdurları bilinçli olarak hedef aldığını kaydetti.
Gelişmenin arka planı
“Sürücü Kursu” adı verilen ağ, mağdurları genellikle Çin kökenli kadınlardan seçiyor ve onları sosyal medya üzerinden tanışma bahanesiyle buluşmaya ikna ediyordu. Buluşmalarda kadınlara alkol veya içeceklerine karıştırdıkları bilinç kaybı yaratan maddeler veriliyor, ardından tecavüz ediliyordu. Olayların çoğu Frankfurt ve çevresinde gerçekleşti. Soruşturma, 2020 yılında bir mağdurun şikayeti üzerine başlatıldı ve yapılan dijital incelemelerde sanıkların aralarında şifreli bir şekilde haberleştikleri ortaya çıktı.
Frankfurt Başsavcılığı, bu ağın “sistematik ve organize” bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Sanık Qiu Z., davada ağın kurucusu ve yöneticisi olarak tanımlandı. Mahkeme, cezayı belirlerken sanığın suçunu kabul etmemesini ve mağdurlara karşı herhangi bir pişmanlık göstermemesini ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirdi. Yedi diğer sanık ise daha önce farklı cezalar almıştı. Dava, Almanya’da yabancı uyruklu kişilerin organize suç ağları kurması endişesini de gündeme getirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, Çin vatandaşlarının yurt dışında organize suç faaliyetlerine karışması nedeniyle Çin hükümeti için itibar sorunu yaratıyor. Çinli yetkililer, yurt dışındaki vatandaşların yasalara uyması yönünde sık sık uyarılarda bulunsa da, bu tür olaylar Çin’in uluslararası imajına gölge düşürebiliyor. Öte yandan, Almanya’da artan göçmen nüfusuyla birlikte, farklı kültürlerden gelen suç ağlarının ortaya çıkması, ülkenin iç güvenlik politikalarını da zorluyor. Avrupa genelinde ise cinsel saldırı ve fuhuş ağlarına yönelik operasyonlar artarken, bu dava uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Dijital platformların suç amacıyla kullanılması, kolluk kuvvetlerinin bu tür ağları tespit etmesini güçleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin özellikle Avrupa’daki göçmen toplulukları ve organize suçlarla mücadele politikaları açısından dolaylı da olsa dikkate alınması gereken bir örnek teşkil ediyor. Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli nüfus bulunuyor; bu nedenle Türk vatandaşlarının da benzer suç ağlarının hedefi veya faali olmaması için Alman makamlarıyla işbirliği önem kazanıyor. Küresel boyutta ise, dijital platformlar üzerinden işlenen cinsel suçların artması, Türkiye’nin de siber suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, yurt dışındaki suç ağlarının Türkiye’ye sızma riski, istihbarat ve polis işbirliğinin artırılmasını zorunlu kılıyor.