Çinli askeri bilim insanları, sivil havacılık uçuş verilerini kullanarak elektronik harp birimlerini tespit etmeye yardımcı olabilecek bir algoritma geliştirdiklerini açıkladı. Araştırmacılar, İran ile yaşanan çatışma sırasında İsrail yakınlarında konumlarını gizleyen iki karıştırıcı kaynağını tespit ettiklerini belirtti. Bu gelişme, açık kaynak istihbaratının (OSINT) askeri istihbarat alanındaki artan rolünü gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
Çin'in askeri araştırma kurumlarına bağlı bilim insanları, sivil uçakların seyir verilerini analiz ederek elektronik harp (EH) faaliyetlerini tespit edebilen bir yöntem geliştirdiklerini duyurdu. Araştırmaya göre, uçakların GPS sinyallerinde meydana gelen bozulmalar ve anormallikler, karıştırma (jamming) ve aldatma (spoofing) faaliyetlerinin izlerini taşıyor. Ekip, bu verileri kullanarak İran-İsrail gerilimi sırasında İsrail sınırları yakınında iki ayrı karıştırıcı kaynağının yerini tespit etti. Kaynakların konumlarının gizlenmeye çalışıldığı, ancak algoritmanın bu aldatmacayı çözebildiği ifade edildi.
Çinli araştırmacılar, yöntemin tamamen açık kaynaklara dayandığını, yani sivil havacılık otoriteleri tarafından yayımlanan ADS-B (Otomatik Bağımlı Gözetim-Yayın) sinyalleri ve uçuş takip verilerinin kullanıldığını vurguladı. Bu tür veriler, uçakların konum, hız ve irtifa bilgilerini sürekli olarak yayınladığı için, sinyal bozulmaları dolaylı olarak askeri elektronik harp faaliyetlerine işaret edebiliyor. Ekip, geliştirdikleri algoritmanın makine öğrenmesi teknikleriyle anormallikleri tespit ettiğini ve kaynakların coğrafi konumunu yüksek doğrulukla belirlediğini iddia etti. Ancak bağımsız uzmanlar, bu tür yöntemlerin kesinliğinin sınırlı olabileceğini ve yanlış pozitiflerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.
Araştırmanın ayrıntıları henüz hakem değerlendirmesinden geçmiş bir dergide yayımlanmadı; Çinli bilim insanları bulgularını muhtemelen bir konferansta veya ön baskı olarak paylaştı. Yine de bu açıklama, Çin'in elektronik harp ve istihbarat alanındaki yeteneklerini gösterme çabası olarak yorumlanıyor. Çin Savunma Bakanlığı'na bağlı kurumların bu tür araştırmaları desteklediği biliniyor. Açık kaynak verilerin askeri istihbarat için kullanılması, son yıllarda küresel ölçekte artan bir trend. Özellikle ABD ve Avrupa'daki düşünce kuruluşları da benzer yöntemlerle çatışma bölgelerindeki elektronik harp faaliyetlerini izliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ve İsrail arasındaki gerilim, özellikle 2024 yılında karşılıklı füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla tırmanmıştı. Bu çatışma ortamında elektronik harp, tarafların hava savunma sistemlerini ve uçaklarını etkisiz kılmak için kritik bir rol oynadı. GPS karıştırma ve aldatma, bölgedeki sivil havacılık uçuşlarını da olumsuz etkiledi; birçok havayolu şirketi İran ve İsrail hava sahasından kaçınmak zorunda kaldı. Çinli araştırmacıların tespitleri, bu tür faaliyetlerin sivil havacılık üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, açık kaynak istihbaratının askeri istihbarat için ne kadar değerli olabileceğini gösteriyor.
Çin'in bu açıklaması, küresel elektronik harp yarışında yeni bir aşamaya işaret ediyor. ABD, Rusya ve Çin arasında elektronik harp yetenekleri konusunda yoğun bir rekabet var. Çin, son yıllarda askeri modernizasyon kapsamında elektronik harp, siber yetenekler ve uzay tabanlı istihbarat sistemlerine büyük yatırım yapıyor. Bu tür açıklamalar, hem caydırıcılık mesajı hem de teknolojik üstünlük iddiası olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, açık kaynak verilerin kullanımı, istihbarat toplama faaliyetlerinin demokratikleşmesi anlamına da geliyor; artık birçok aktör, ticari uçuş verilerine erişerek askeri hareketlilik hakkında fikir sahibi olabiliyor. Bu durum, gelecekteki çatışmalarda gizliliği daha da zorlaştırabilir.
Uzmanlar, sivil havacılık verilerinin askeri istihbarat için kullanılmasının etik ve yasal boyutlarına da dikkat çekiyor. Uluslararası sivil havacılık kuralları, bu tür verilerin esas olarak uçuş güvenliği için toplandığını belirtiyor. Ancak açık kaynaklardan elde edilen verilerin analiz edilmesi yasal bir gri alan oluşturuyor. Yine de devletlerin bu tür yöntemleri kullanması, uluslararası hukuk açısından doğrudan bir ihlal teşkil etmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla hem Orta Doğu'daki çatışmalardan hem de elektronik harp faaliyetlerinden doğrudan etkilenebilecek bir ülke. İran-İsrail gerilimi sırasında bölgedeki GPS karıştırmaları, Türk sivil havacılığını ve askeri operasyonlarını da etkileyebilir. Türkiye'nin kendi elektronik harp yeteneklerini geliştirmesi ve açık kaynak istihbaratını etkin kullanması, ulusal güvenlik açısından önem taşıyor. Ayrıca, Çin'in bu alandaki ilerlemesi, NATO müttefiki olarak Türkiye'nin teknoloji transferi ve savunma sanayii iş birliklerinde dikkate alması gereken bir faktör. Türkiye, hem kendi EH sistemlerini güçlendirmeli hem de sivil havacılık güvenliği için uluslararası iş birliğini artırmalı.