ABD ve uluslararası haber ajansları yapay zeka (YZ) gelişmelerini haberleştirirken genellikle Silikon Vadisi’ndeki bir avuç laboratuvarı merkeze alıyor olsa da, Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu alandaki daha pragmatik yaklaşımı, uzun vadede daha büyük bir hikâye olarak öne çıkabilir. Pekin yönetimi, yapay zekayı yalnızca bir teknoloji yeniliği olarak değil, ekonomik büyüme, toplumsal yönetim ve ulusal güvenlik için bir “anahtar” olarak konumlandırıyor. Bu stratejik önceliklendirme, Çin’i küresel YZ yarışında farklı bir yola sokuyor.
Gelişmenin arka planı: Çin’in YZ’ye bütüncül yaklaşımı
Çin, 2017 yılında yayımladığı “Yeni Nesil Yapay Zeka Geliştirme Planı” ile 2030 yılına kadar dünyanın önde gelen YZ yenilik merkezi olmayı hedeflediğini duyurmuştu. Bu plan, kamu ve özel sektörün yanı sıra üniversiteleri de içeren devasa bir koordinasyonu öngörüyor. ABD’de YZ daha çok özel şirketlerin inisiyatifinde şekillenirken, Çin’de devlet hem finansman hem de yönlendirme açısından başrol oynuyor.
Çin’in YZ stratejisi, yalnızca ticari uygulamalarla sınırlı değil. Ülke, yüz tanıma sistemleri, trafik yönetimi, salgın kontrolü ve sosyal kredi sistemi gibi alanlarda YZ’yi yoğun bir şekilde kullanıyor. Ekonomik boyut ise daha da çarpıcı: McKinsey’in tahminlerine göre, Çin’de YZ’nin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) katkısı 2030 yılına kadar yüzde 26 oranında artışla 7 trilyon dolara ulaşabilir. Bu, ABD’nin beklenen 3,7 trilyon dolarlık katkısının neredeyse iki katı.
Veriler de Çin’in YZ’deki hızlı yükselişini doğruluyor. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’ne (WIPO) göre, 2023 yılında dünya genelinde yapılan YZ patent başvurularının yarısından fazlası Çin’den geldi. Ayrıca Çin, YZ alanında en çok akademik yayın yapan ülke konumunda. Bu istatistikler, Çin’in salt bir takipçi değil, giderek daha fazla belirleyici bir oyuncu haline geldiğini gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut: ABD ve Çin arasında YZ savaşı
ABD, yarı iletken ihracat kısıtlamaları ve yatırım taramalarıyla Çin’in YZ alanındaki ilerlemesini yavaşlatmaya çalışıyor. Özellikle Nvidia’nın yapay zeka çiplerine yönelik ambargolar, Çin’in kendi çip ekosistemini geliştirmesine ivme kazandırdı. Huawei’nin Kunpeng ve Ascend işlemcileri, ABD yaptırımlarına rağmen Çin’in alternatif arayışını somutlaştırıyor.
Ancak bu rekabet yalnızca teknolojiyle sınırlı değil. Çin, “Dijital İpek Yolu” projesiyle Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan ülkelere YZ altyapısı ve çözümleri sunuyor. YZ’yi standart belirleme ve jeopolitik nüfuz aracı olarak kullanıyor. ABD ise “Teknoloji Demokrasileri İttifakı” gibi inisiyatiflerle Çin’siz bir YZ ekosistemi inşa etmeye çalışıyor. Bu iki farklı vizyon, küresel teknoloji düzeninde bir ayrışmayı beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in YZ stratejisi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, savunma sanayiinden sağlığa kadar birçok alanda YZ uygulamalarına yatırım yaparken, Çin’in düşük maliyetli ve uygun çözümleri bir alternatif olabilir. Öte yandan ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşında taraf olmak, Türkiye’nin dış politika dengelemesini zorlaştırabilir. Ayrıca Çin’in YZ destekli otoriter yönetim modeli, Türkiye’nin veri güvenliği ve ifade özgürlüğü konularındaki hassasiyetleriyle çelişebilir. Türkiye’nin, her iki kutbun da avantajlarından yararlanacak şekilde bağımsız bir YZ politikası geliştirmesi stratejik bir öncelik taşıyor.