Çin, uzun süredir Rus gazının ana alıcısı olarak bilinirken, son haftalarda enerji stratejisinde Orta Asya’ya doğru sessiz bir kayma yaşanıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in geçtiğimiz hafta Pekin’de Sibirya'nın Gücü 2 boru hattı anlaşmasını imzalamadan ayrılması, bu dönüşümün en önemli işaretlerinden biri oldu. Uzmanlara göre anlaşmanın gerçekleşmemesinin ardında yatan temel neden, Çin’in Türkmenistan’da yeni bir doğalgaz sahasına yatırım yapma kararı. Bu gelişme, hem bölgesel enerji dengelerini hem de küresel gaz piyasalarını etkileyebilecek potansiyele sahip.
Arka Plan: Sibirya'nın Gücü 2 Neden Askıda?
Sibirya'nın Gücü 2, Rusya'nın Sibirya'daki gaz sahalarını Çin'e bağlaması beklenen 2.600 kilometrelik bir boru hattı projesiydi. Proje, Moskova'nın Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'ya yönelik gaz satışlarının azalmasıyla daha da kritik hale gelmişti. Ancak müzakereler fiyatlandırma, transit ücretleri ve finansman modelleri üzerinde tıkanmış durumda. Çin, Rusya'dan boru hattı gazı ithalatını artırmak yerine, mevcut sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) anlaşmalarına ve Orta Asya kaynaklarına yöneliyor. Özellikle Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile yürütülen temaslar, Pekin'in yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde Orta Asya'yı bir gaz koridoru olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Putin’in Pekin ziyareti öncesinde, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Türkmenistan’a yaptığı ani ziyaret dikkat çekmişti. Ziyaret kapsamında, Çin’in Türkmenistan’ın doğusundaki Galkınış gaz sahasında yeni bir projeye yatırım yapacağı konuşuluyor. Galkınış, dünyanın en büyük ikinci gaz sahası olarak biliniyor ve bugüne kadar daha çok Çin’e satılan gaz bu sahadan sağlanıyordu. Ancak yeni yatırım, Çin’in bu sahadaki payını artırarak Rus gazına alternatif oluşturmasına olanak tanıyabilir. Bölgesel boyutta, bu durum Orta Asya ülkelerinin enerji ihracatını çeşitlendirme çabalarıyla örtüşüyor. Küresel piyasalarda ise Çin’in talep artışına rağmen Rus gazına olan bağımlılığı azaltması, LNG spot fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi enerji arz güvenliğini sağlamak ve bölgesel bir enerji merkezi olma hedefine ulaşmak için Orta Asya ve Hazar gazına kritik bir önem atfediyor. Çin’in Türkmen gazına yönelmesi, bu ülkenin mevcut gaz rezervlerinin önemli bir kısmının Çin’e tahsis edilmesi anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye’nin Türkmenistan’dan Doğu Akdeniz’e uzanacak bir gaz boru hattı projesini yeniden canlandırma çabalarını zorlaştırabilir. Öte yandan, Rus gazının Çin’e ihracatında yaşanacak daralma, Moskova’yı Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönlendirebilecek yeni güzergahlar aramaya itebilir. Türkiye’nin, bu iki eksen arasında stratejik bir denge kurarak enerji diplomasisini çeşitlendirmesi gerekiyor.