Birleşmiş Milletler'in (BM) terörle mücadele stratejisine ilişkin periyodik gözden geçirme süreci, insan hakları savunucuları ve hukuk uzmanlarınca başarısız olarak nitelendirildi. Söz konusu inceleme, örgütün geniş terörle mücadele sisteminin denetimsiz kalmasına ve temel hakların yeterince korunmamasına yol açan eksiklikleri gidermekten uzak kaldı. BM Genel Kurulu'nun iki yılda bir gerçekleştirdiği bu strateji değerlendirmesi, üye devletlerin terörle mücadele politikalarının insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesi için önemli bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak eleştirmenler, sürecin yalnızca mevcut sorunları derinleştirdiğini ve sistematik reform çağrılarının dikkate alınmadığını belirtiyor.
Gözden Geçirme Sürecinde Yaşanan Hayal Kırıklığı
BM'nin küresel terörle mücadele stratejisi, 2006 yılında kabul edilen ve her iki yılda bir gözden geçirilen bir dizi ilke ve taahhüttü içeriyor. Bu strateji; terörün önlenmesi, terörle mücadelede devlet kapasitelerinin güçlendirilmesi, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğünün sağlanması gibi dört temel sütun üzerine inşa edilmiş durumda. Ancak son gözden geçirme turu, özellikle insan hakları savunucuları tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Zira sürecin sonunda kabul edilen karar metninde, insan hakları korumalarına ilişkin güçlü ifadeler yerine, üye devletlerin egemenlik haklarına vurgu yapan ve denetim mekanizmalarını zayıflatan ifadeler öne çıktı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi sivil toplum kuruluşları, gözden geçirme sürecinin, terörle mücadele kapsamında keyfi gözaltılar, işkence ve yargısız infaz gibi ciddi insan hakları ihlallerine zemin hazırlayan uygulamaları meşrulaştırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, BM'nin terörle mücadele yapılarının şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından ciddi eksiklikler taşıdığı, bu yapıların özellikle mali kaynak ve personel istihdamı konularında denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Yapısal Reform İçin Alternatif Yollar
BM bünyesinde yapısal reform arayışları sürerken, uzmanlar mevcut gözden geçirme mekanizmasının dışında alternatif yolların da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunlar arasında; İnsan Hakları Konseyi'nin Evrensel Periyodik İnceleme mekanizmasının terörle mücadele politikalarına odaklanacak şekilde güçlendirilmesi, terörle mücadele konusunda özel raportörlük ofisinin yetkilerinin genişletilmesi ve BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırım rejimlerinde bağımsız ve etkili bir hukuki denetim mekanizmasının oluşturulması sayılabilir. Bu mekanizmalar, üye devletlerin insan hakları yükümlülüklerini göz ardı etmelerini zorlaştıracak ve terörle mücadele önlemlerinin hukuki çerçevede kalmasını sağlayacak nitelikte.
Öte yandan, bazı hukukçular, uluslararası ceza hukuku ilkelerinin terörle mücadele alanına uyarlanmasını öneriyor. Özellikle, terörle mücadele operasyonlarında işlenen insan hakları ihlallerinin, uluslararası ceza mahkemelerine veya hibrit mahkemelere taşınabilmesi için yasal zeminin oluşturulması, caydırıcılık açısından önem taşıyor. Bu tür mekanizmaların geliştirilmesi, BM sistemindeki mevcut tıkanıklığın aşılmasına katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, terörle mücadelede uluslararası iş birliğine verdiği önemi sıkça vurguluyor. Ancak BM'nin terörle mücadele stratejisinin gözden geçirilmesinde yaşanan başarısızlık, Türkiye'nin özellikle PKK ve DAEŞ ile mücadelesinde meşruiyet arayışını etkileyebilir. Türkiye'nin, uluslararası toplumdan terörle mücadelede daha güçlü bir destek ve anlayış beklediği biliniyor. Bu bağlamda, BM sisteminin denetim ve insan hakları mekanizmalarının güçlendirilmesi, Türkiye'nin terörle mücadele operasyonlarının meşruiyeti açısından avantaj sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda yürütülen tartışmalarda, bu reformların referans noktası olabileceği değerlendiriliyor.