Dünyanın en büyük devam eden altyapı programı olan Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), iklim değişikliği üzerinde önemli bir etkiye sahip. Yeni bir araştırmaya göre, girişim kapsamındaki emisyonların yarısından fazlası çelik üretiminden kaynaklanıyor ve bu çeliğin büyük çoğunluğu Çin'de üretiliyor. Programın karbon ayak izini azaltmak için daha güçlü çevre politikaları ve teknolojik dönüşüm gerekiyor. Analizler, BRI'nin 2023 itibarıyla yıllık yaklaşık 1,2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri emisyon saldığını ortaya koyuyor. Bu rakam, küresel emisyonların yaklaşık %2,5'ine denk geliyor. On yıldan uzun süredir devam eden girişim, yol ve demir yollarından liman ve enerji santrallerine kadar binlerce projeyi kapsıyor. Emisyonların büyük kısmı, yüksek karbon yoğunluklu çelik üretiminden kaynaklanırken, bunu beton ve diğer malzemeler takip ediyor.
Çelik üretiminin iklim maliyeti
Çalışma, BRI projelerinde kullanılan çeliğin yaklaşık %70'inin Çin'de üretildiğini ve bu sürecin yüksek emisyonlarla sonuçlandığını gösteriyor. Özellikle kömürle çalışan yüksek fırınlar, her ton çelik için ortalama 2,3 ton karbondioksit salıyor. Bu oran, dünya ortalaması olan 1,8 tonun ve Avrupa'daki 1,2 tonun oldukça üzerinde. Çin'in elektrik ark ocakları gibi daha temiz teknolojilere geçişi yavaş ilerliyor. Ülke, dünya çelik üretiminin %55'ini gerçekleştiriyor ancak bu üretim büyük ölçüde kömür bazlı. Analistler, Çin'in 2025 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye çıkarma ve 2060 yılına kadar sıfır emisyona ulaşma hedeflerinin, BRI projeleri için de geçerli olması gerektiğini savunuyor. Aksi halde program, küresel iklim hedeflerini baltalamaya devam edecek.
BRI kapsamındaki ulaşım projeleri, emisyonların %40'ını oluştururken, enerji projeleri %35'ini, binalar ve diğer altyapı ise %25'ini oluşturuyor. En yüksek emisyona sahip projeler arasında Pakistan'daki Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC), Orta Asya'daki demir yolları ve Afrika'daki liman genişletmeleri yer alıyor. Emisyon yoğunluğu en fazla olan projeler ise genellikle kömürlü termik santraller ve demir-çelik tesisleri.
Küresel boyut ve siyasi etkiler
Çin'in BRI kapsamında sağladığı finansman, 2013'ten bu yana 1 trilyon doları aşmış durumda. Projeler, katılımcı ülkelerde ekonomik kalkınmayı teşvik ederken, aynı zamanda onları yüksek karbon teknolojilerine bağımlı hale getiriyor. Örneğin, Pakistan'daki kömür santralleri, ülkenin enerji arzının önemli bir kısmını karşılıyor ancak yüksek emisyonlara yol açıyor. Benzer şekilde, Endonezya ve Bangladeş'teki çelik üretim tesisleri de benzer bir tablo çiziyor. Uzmanlar, BRI'nin yeşil dönüşümü için Çin'in kendi emisyon azaltım politikalarını projelere de yansıtması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, Çin'in geliştirdiği yeni düşük karbonlu çelik teknolojilerinin (örneğin, yeşil hidrojen bazlı üretim) ticari ölçeğe ulaşması halinde, BRI'nin iklim maliyeti önemli ölçüde düşebilir. Ancak şu an için bu teknolojiler maliyet ve altyapı engelleriyle karşı karşıya.
Diğer yandan, Çin, BRI kapsamındaki projeleri iklim finansmanı olarak da sunarken, bu projelerin çevresel etkilerine ilişkin eleştiriler artıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), BRI ülkelerindeki enerji talebinin 2030'a kadar %30 artmasını bekliyor. Bu artışın büyük kısmının fosil yakıtlarla karşılanması durumunda, küresel iklim hedeflerine ulaşmak neredeyse imkansız hale gelecek. Bu nedenle, BRI'nın yeşil dönüşümü sadece Çin için değil, tüm dünya için kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, Türkiye için önemli bir ekonomik fırsat alanı olsa da, yüksek karbonlu projelerin iklim maliyeti göz ardı edilmemelidir. Türkiye, özellikle Orta Koridor güzergahında BRI ile entegre altyapı yatırımları yaparken, çevresel sürdürülebilirliği de dikkate almalıdır. Çin'den ithal edilen çelik gibi yüksek emisyonlu ürünlerin Türkiye'nin karbon nötr hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi, uzun vadede rekabet gücünü korumak için kritiktir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi çelik sektöründe yeşil dönüşümü hızlandırması, hem iç pazarda hem de BRI projelerinde düşük karbonlu malzeme tedarik ederek avantaj elde etmesini sağlayabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na (SKDM) uyum süreci, BRI kaynaklı emisyon risklerini de bertaraf edecek şekilde planlanmalıdır.