Just Security'de yayımlanan bir analize göre Çin, Rusya, İran ve diğer otoriter rejimlere sunduğu kapsamlı askeri, ekonomik ve diplomatik destekle küresel çapta otokratik yönetim uygulamalarını yaygınlaştırıyor. 'Konsiyerj hizmetleri' olarak adlandırılan bu yardımlar, gizlilik, sansür, kitlesel gözetim ve yolsuzluk gibi uygulamaların dünya genelinde kök salmasına neden oluyor. Çin, bu stratejiyle hem kendi çıkarlarını koruyor hem de Batılı demokrasilere karşı alternatif bir yönetim modeli sunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin'in bu politikası, özellikle son yıllarda Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve İran'ın nükleer programı gibi krizlerle daha belirgin hale geldi. Pekin yönetimi, Rusya'ya askeri teknoloji, istihbarat paylaşımı ve yaptırımları aşma yolları sağlarken, İran'a da drone teknolojisi ve petrol ticareti konusunda destek veriyor. Ekonomik cephede ise Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle borç tuzağı diplomasisi yürüten Çin, hedef ülkeleri kendine bağımlı hale getiriyor.
Diplomatik alanda ise Çin, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda otoriter rejimleri savunarak insan hakları ve demokrasi söylemine karşı çıkıyor. Bu sayede Batı'nın yaptırım ve baskılarına karşı bir kalkan oluşturuyor. Analistler, Çin'in bu stratejisinin küresel güç dengesini değiştirdiğini ve otoriter yönetimlerin uluslararası alanda daha cesur hareket etmesine yol açtığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in bu yaklaşımı, yalnızca hedef ülkeleri değil, tüm uluslararası sistemi etkiliyor. Özellikle Orta Asya, Afrika ve Latin Amerika'da Çin'in ekonomik yardımları, bu ülkelerde yönetimlerin daha baskıcı hale gelmesine zemin hazırlıyor. Örneğin, Çin'den aldığı kredilerle borç sarmalına giren Sri Lanka ve Zambiya gibi ülkeler, altyapı projeleri karşılığında egemenlik haklarından ödün vermek zorunda kalıyor.
Küresel boyutta ise bu durum, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin demokrasi teşvik politikalarını zayıflatıyor. Çin, kendi dijital gözetim sistemlerini (Güvenli Şehir projesi gibi) ihraç ederek otoriter rejimlere teknolojik altyapı sağlıyor. Aynı zamanda COVID-19 pandemisi sırasında uyguladığı dezenformasyon ve sansür yöntemlerini de müttefiklerine aktarıyor. Bu sayede otoriter rejimler, halklarını kontrol etmek için daha etkili araçlara sahip oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak Batı bloğunda yer almakla birlikte, Rusya ve İran ile pragmatik ilişkiler yürütmektedir. Çin'in bu ülkelere sağladığı destek, Türkiye'nin bölgesel dengeleri gözeten politikasını zorlayabilir. Özellikle Suriye ve Libya krizlerinde Rusya ve İran ile işbirliği yapan Ankara, Çin'in bu ülkelerdeki etkisinin artmasının kendi manevra alanını daraltabileceğini görmelidir. Ayrıca Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Türkiye üzerinden geçen koridorlar, Türkiye'yi Çin'in ekonomik bağımlılık ağına çekme riski taşımaktadır. Ancak Türkiye, Çin ile Rusya arasındaki ilişkileri dengeleyerek ve kendi savunma sanayisini güçlendirerek bu etkileri minimize edebilir.