Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in futbolu ülkenin ulusal gururu haline getirme hedefi doğrultusunda on yılı aşkın süredir milyarlarca dolar harcanmasına karşın, Çin milli takımı erkekler Dünya Kupası'na katılma yolunda önemli bir engelle karşı karşıya. Asya Eleme Grubu'nun son haftasında Suudi Arabistan'a 1-0 yenilen Çin, 2026 yılında ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenecek turnuvaya doğrudan katılma şansını kaybetti. Çin'in turnuvaya katılamaması, Xi'nin 2011 yılında ortaya koyduğu 'üç hayal' arasında yer alan 'Dünya Kupası'na katılma, turnuvaya ev sahipliği yapma ve şampiyon olma' hedeflerinin ne kadar ulaşılması zor olduğunu bir kez daha gösterdi.
Milyarlarca Dolarlık Yatırım ve Sonuçları
Xi Jinping, göreve geldiği 2013 yılından bu yana futbolu Çin'in küresel yükselişinin bir sembolü haline getirmek için devlet kaynaklarını seferber etti. Ülkede 50 binden fazla futbol okulu açıldı, yabancı yıldız oyuncular ve teknik direktörler astronomik ücretlerle transfer edildi. Ancak tüm bu çabalara rağmen, Çin milli takımı 2002 yılından bu yana ilk kez katıldığı Dünya Kupası'nda üç maçta da yenilerek turnuvaya veda etmişti. O tarihten sonra bir daha katılım sağlayamadı. FIFA dünya sıralamasında 88. sırada bulunan Çin, bölgesel rakipleri Japonya (15.), İran (20.), Güney Kore (23.) ve Avustralya (39.) ile arasındaki farkı kapatamıyor. Altyapı yatırımlarına rağmen, futbol kültürünün tabandan yaygınlaşamaması ve genç yeteneklerin yeterince desteklenmemesi en büyük engel olarak görülüyor.
Çin, son eleme maçında Suudi Arabistan'a 1-0 mağlup olarak gruptan çıkma şansını kaybetti. Grubun bir diğer maçında Japonya'nın Bahreyn'i yenmesiyle Çin'in son iki maç öncesinde puan durumundaki avantajı da ortadan kalktı. Çin şu anda B grubunda 5. sırada yer alıyor ve sondan bir önceki sırada bulunuyor. Eğer Çin, kalan maçlardan birinde galip gelirse veya diğer rakipleri puan kaybı yaşarsa, dördüncü sıraya yükselerek bir üst eleme turuna kalabilir, ancak bu durumda bile doğrudan Dünya Kupası bileti alamayacak; play-off maçları oynayacak. Ancak Çin'in böyle bir olasılığı değerlendirebilmesi için mevcut performansını ciddi şekilde artırması gerekiyor.
Küresel Futbol Arenasında Çin'in Konumu
Çin'in futbol sahasındaki başarısızlığı, ülkenin spor politikalarının ve devlet müdahalesinin sınırlarını gözler önüne seriyor. FIFA Başkanı Gianni Infantino, 2022 yılında yaptığı bir açıklamada Çin'in dünya futbolunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu, ancak bu potansiyelin açığa çıkarılması için daha fazla reform yapılması gerektiğini belirtmişti. Uzmanlar, Çin'in futbol kültürünün tabana yayılması, amatör liglerin güçlendirilmesi ve genç yeteneklerin keşfi için daha sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Ayrıca, Çin Süper Ligi'ndeki aşırı yüksek bonservis ücretleri ve yabancı oyuncu bağımlılığının yerel futbolcuların gelişimini engellediği eleştirileri yapılıyor. Çin, 2023 Asya Kupası'nda da çeyrek finalde elenmişti. Bu sonuç, bölgesel rakiplerine kıyasla ne kadar geride olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Çin'in Dünya Kupası'na ev sahipliği yapma hedefi de giderek zorlaşıyor. 2030 ve 2034 turnuvaları için başvuruları değerlendiren Çin, şimdilik sadece 2034 için aday. Ancak Suudi Arabistan'ın da aynı dönem için aday olduğu ve FIFA'nın kıta rotasyonu kuralları nedeniyle Asya'dan bir sonraki ev sahibinin 2034'ten önce belirlenemeyeceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Dünya Kupası'na katılamaması, Türkiye için doğrudan bir dış politika ya da güvenlik sorunu teşkil etmemekle birlikte, küresel futbol ekonomisi ve spor diplomasisi açısından dolaylı etkiler yaratıyor. Çin, devasa pazarı ve artan yatırımlarıyla futbolun küreselleşmesinde önemli bir aktör. Türk futbol kulüplerinin Çinli oyuncu ve sponsorluk anlaşmaları gelecekte etkilenebilir. Ayrıca, Çin'in Dünya Kupası'na katılamaması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Avrupa-Asya futbol rekabetinde Çin'in rolünü sınırlandırıyor. Türkiye, kendi milli takımının Dünya Kupası performansı için Çin'in geri kalmasını bir avantaj olarak görmemeli, aksine Çin'in altyapı yatırımlarından ders çıkarmalıdır. Futbolun devlet politikasıyla değil, tabandan gelen bir kültürle yükseldiği gerçeği, Türkiye için de geçerliliğini koruyor.