Çin'in küresel ticarette doların hakimiyetini kırma ve yuanı uluslararası rezerv para haline getirme çabaları, beklenen ivmeyi yakalayamadı. Pekin yönetimi, finansal araçlar ve anlaşmalarla dolarsızlaşma sürecini hızlandırmaya çalışsa da, piyasa talebini zorla yaratamayacağı gerçeğiyle karşı karşıya. Uzmanlar, Çin'in bu alandaki girişimlerinin yapısal engellere takıldığını ve başarı için sadece arzın değil, talep tarafının da güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yuanın Uluslararasılaşma Çabaları
Çin, yaklaşık on yıldır dolar bağımlılığını azaltmak için çeşitli adımlar atıyor. Bunlar arasında ikili takas anlaşmaları, yuan cinsinden enerji vadeli işlemleri, merkez bankalarıyla swap hatları ve kendi dijital para birimi olan e-CNY'nin geliştirilmesi yer alıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Batı yaptırımlarının etkisiyle, Çin bu çabalarını hızlandırdı. 2023 yılında Çin, Rusya ile ticaretinde yuan kullanımını önemli ölçüde artırdı ve Suudi Arabistan gibi üreticilerle yuan cinsinden petrol anlaşmaları için görüşmeler yaptı.
Ancak rakamlar, bu çabaların sınırlı kaldığını gösteriyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, yuanın küresel döviz işlemlerindeki payı halen %3 civarında, doların %88'lik payının çok gerisinde. Ayrıca, SWIFT verilerine göre, uluslararası ödemelerde yuanın payı 2023'te %2,5'e yükseldi ancak bu oran doların %40'ının oldukça altında. Çin'in devlet tahvili piyasası da yabancı yatırımcılar için cazip hale gelmekte zorlanıyor; sermaye kontrolleri ve piyasa şeffaflığı eksiklikleri, güven sorunu yaratıyor.
Pekin'in dolarsızlaşma politikasının temel engeli, doların arkasındaki derin, likit ve güvenilir finansal piyasaların sağladığı 'ağ etkisi'dir. Dolar, dünya ticaretinin %80'inden fazlasında kullanılıyor ve küresel merkez bankaları rezervlerinin yaklaşık %60'ı dolarda tutuluyor. ABD Hazine tahvilleri, dünyadaki en güvenli varlık olarak kabul ediliyor. Çin ise sermaye kontrolleri ve düşük şeffaflık nedeniyle bu güveni henüz kazanamadı. Ayrıca, Çin'in kendi ekonomik büyümesindeki yavaşlama, yuan talebini olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çok Kutuplu Para Düzeni
Çin'in dolarsızlaşma çabaları, küresel para düzeninde çok kutuplu bir yapıya geçişin parçası. BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ortak bir para birimi veya ödeme sistemi üzerinde çalışıyor. Ancak bu ülkelerin arasındaki jeopolitik ve ekonomik farklılıklar, ortak bir hareketi zorlaştırıyor. Suudi Arabistan'ın BRICS'e katılması, enerji ticaretinin dolarsızlaşmasında yeni bir dönem başlatabilir, ancak yine de uzun vadeli bir süreç.
Gelişmekte olan ülkeler, ABD'nin yaptırım gücüne karşı korunmak için dolarsızlaşmayı destekliyor. Ancak, doların alternatifi olarak yuan, gönüllü kullanımda sınırlı kalıyor. Çin'in en büyük ticaret ortakları ABD, Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, yuan kullanımına geçmekte isteksiz. Asya ve Afrika'daki gelişmekte olan ülkeler ise Çin'den aldığı kredileri yuanla ödeyebiliyor, ancak bu mecburiyetten kaynaklanıyor, gönüllü talepten değil.
Sonuç olarak, Çin'in dolarsızlaşma stratejisi mevcut haliyle bir 'duvara çarpmış' durumda. Talebi yaratmak için Çin'in kendi parasal güvenilirliğini artırması, sermaye piyasalarını daha da açması ve yabancı yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam sağlaması gerekiyor. kısa vadede doların hakimiyetinin sarsılması beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ile ticaretini geliştirme arayışında ve özellikle enerji faturalarını yerel para birimleriyle ödeme gibi seçenekleri değerlendiriyor. Ancak, Çin'in dolarsızlaşma çabalarındaki bu tıkanma, Türkiye'nin dolar bağımlılığını azaltma stratejisini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkelerle yerel para ticaretine yönelirken, yuanın uluslararası alanda zayıf kalması, alternatif arayışlarını sınırlayabiliyor. Ayrıca, ABD yaptırımlarına karşı bir sigorta olarak görülen dolarsızlaşma eğilimleri, pratikte istenen başarıyı sağlayamadığı sürece, Türkiye ekonomisi için mevcut dolar odaklı sistemle uyumlu politikalar izlemek daha rasyonel olabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin dış ticarette dolar dışı seçenekleri çeşitlendirme çabalarının önünde ek bir engel olarak duruyor.