Çin ekonomisi, ikinci çeyrek büyüme verileri öncesinde perakende satışlar ve yatırımlardaki zayıflamanın sinyallerini veriyor. Aylık göstergeler, dünyanın ikinci büyük ekonomisinde toparlanmanın beklenenden daha kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Mayıs ayında perakende satışlar yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, bu oran Nisan ayındaki yüzde 2,3'ün üzerinde olsa da analist beklentilerinin altında kaldı. Sabit kıymet yatırımları ise yılın ilk beş ayında yüzde 4,0 artış gösterdi ancak bu, 2023'ün aynı dönemindeki yüzde 4,2'lik büyümenin gerisinde. Sanayi üretimi Nisan'daki yüzde 6,7'den Mayıs'ta yüzde 5,6'ya geriledi. Emlak sektörü ise hâlâ kan kaybediyor: Konut satışları Mayıs'ta bir önceki yıla göre yüzde 24 düştü. Tüm bu veriler, Çin'in 2024 yılı için belirlediği yüzde 5 civarındaki büyüme hedefine ulaşmasının zorlaştığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki aylarda beş kritik göstergenin bu hedefin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyeceğini söylüyor.
Beş kritik gösterge neyi işaret ediyor?
1. Tüketici harcamaları ve perakende satışlar
Mayıs ayındaki yüzde 3,7'lik artış, Nisan'daki yüzde 2,3'ün üzerinde olmasına rağmen, tüketici güveninin henüz tam olarak geri gelmediğini gösteriyor. İşsizlik oranı özellikle gençler arasında yüksek seyrediyor; 16-24 yaş grubunda işsizlik yüzde 14,2'ye ulaştı. Hanehalkı gelirlerindeki artışın sınırlı kalması, tüketim odaklı büyüme modelinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
2. Sabit kıymet yatırımları
Yatırımlardaki yavaşlama, özellikle imalat sanayi ve altyapı projelerinde belirgin. Çin hükümeti, altyapı harcamalarını artırmak için özel tahvil ihraçlarını hızlandırsa da, özel sektör yatırımları durgun. Emlak sektöründeki daralma, yatırım iştahını olumsuz etkiliyor.
3. İhracat ve ithalat dengesi
Küresel talep zayıflarken Çin'in ihracatı Mayıs'ta yıllık yüzde 7,6 arttı ancak bu artış büyük ölçüde düşük baz etkisinden kaynaklandı. ABD ve Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik ticaret kısıtlamaları, özellikle yeşil teknoloji ve yarı iletkenler alanında ihracatı tehdit ediyor. İthalattaki yüzde 1,8'lik artış ise iç talebin henüz canlanmadığını gösteriyor.
4. Emlak piyasası
Emlak sektörü Çin ekonomisinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Konut satışları Mayıs'ta yüzde 24 düşerken, inşaat faaliyetleri de geriledi. Hükümet, konut kredisi faizlerini düşürme ve peşinat oranlarını azaltma gibi önlemler alsa da, tüketicilerin gayrimenkul alımına olan güveni sarsılmış durumda. Birçok büyük emlak geliştiricisi borç kriziyle boğuşuyor; Evergrande ve Country Garden gibi şirketlerin iflas süreci sektördeki kırılganlığı artırıyor.
5. İstihdam ve ücretler
İşsizlik oranı kentsel alanlarda yüzde 5,0 seviyesinde kalsa da, genç işsizliği kritik boyutlara ulaştı. Ücret artışları enflasyonun altında kalıyor, bu da tüketici harcamalarını daha da baskılıyor. Hükümetin istihdamı artırmak için eğitim ve teknoloji sektörlerine yaptığı yatırımlar henüz meyvesini vermedi.
Küresel ekonomiye yansımaları
Çin'in yavaşlaması, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere küresel tedarik zincirlerini etkiliyor. Avustralya ve Brezilya gibi emtia ihracatçıları, Çin talebindeki düşüşten olumsuz etkileniyor. Avrupa Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası, Çin'deki yavaşlamanın küresel enflasyonu düşürebileceğini ancak aynı zamanda büyümeyi de baskılayabileceğini değerlendiriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin'in büyüme tahminini yüzde 5,0'ten yüzde 4,6'ya düşürürken, Dünya Bankası da benzer bir revizyon yaptı. Çin'in yavaşlaması, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışlarını da azaltabilir; çünkü yatırımcılar risk iştahını düşürüyor. Öte yandan, Çin'in yenilenebilir enerji ve elektrikli araç üretimindeki hâkimiyeti, bu sektörlerde küresel fiyatların düşük kalmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin ihracatı üzerinde sınırlı ancak hissedilir bir etki yaratabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor; 2023'te ikili ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolar seviyesindeydi. Ancak Türkiye'nin Çin'e ihracatı daha çok krom, mermer gibi emtialara dayanıyor ve Çin talebindeki düşüş bu ürünlerin fiyatını baskılayabilir. Ayrıca Çin'in yavaşlaması, küresel tedarik zincirlerinde Türkiye'ye yeni fırsatlar doğurabilir; özellikle tekstil ve otomotiv yan sanayide Çin'den kayan siparişler Türkiye'ye yönelebilir. Döviz kurları üzerinden de etkileşim söz konusu: Çin'deki yavaşlama, yuanın değer kaybetmesine neden olursa, Türkiye'nin Çin'den ithal ettiği mallar ucuzlayabilir ancak bu durum yerli üreticiler için rekabet baskısı yaratabilir. Küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini zorlaştırabileceğinden, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı üzerinde olumsuz bir etki oluşturabilir.