Hindistan, rupinin dolar karşısında zayıflaması ve döviz rezervlerinin İran savaşının başlangıcından bu yana 54 milyar dolar erimesiyle birlikte, yurtdışındaki vatandaşlarının mevduatlarını ülkeye çekmek için bankaları harekete geçirdi. Hint hükümeti, özellikle Körfez ülkelerinde yaşayan milyonlarca Hintli işçinin birikimlerini Hindistan'a yönlendirmeyi hedefliyor. Bu adım, artan cari açık ve sermaye çıkışlarıyla mücadele eden Hindistan Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini güçlendirme çabasının bir parçası. Resmi verilere göre, Hindistan'ın döviz rezervleri son bir yılda 54 milyar dolar azalarak 580 milyar doların altına geriledi. Rupi son aylarda dolar karşısında yüzde 8 değer kaybetti ve tarihi en düşük seviyelere yakın seyrediyor.
Hindistan'ın döviz rezervlerindeki düşüşün arka planı
Hint hükümeti, 1991'deki ödemeler dengesi krizinden bu yana en büyük rezerv kaybını yaşıyor. İran savaşının başlamasıyla petrol fiyatları yükselirken, Hindistan'ın enerji ithalatı maliyeti de arttı. Aynı dönemde yabancı yatırımcıların Hint hisse senetlerinden çıkışları 25 milyar doları aştı. Merkez bankası, rupiyi desteklemek için rezervlerini kullanmak zorunda kaldı. Diasporanın mevduatlarına yönelik bu yeni girişim, geçmişteki 'Maharaja Bonoları' gibi programları andırıyor. Bankacılık kaynakları, yurtdışındaki Hintlilere daha yüksek faiz oranları ve vergi avantajları sunulabileceğini belirtiyor. Dünya Bankası verilerine göre, Hindistan 2022'de 100 milyar doların üzerinde işçi dövizi alarak dünyada ilk sırada yer aldı. Bu rakamın büyük kısmı BAE, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerindeki yaklaşık 9 milyon Hintli işçiden geliyor.
Uzmanlar, mevcut durumda diaspora mevduatlarının döviz rezervlerine önemli bir katkı sağlayabileceğini, ancak bunun sürdürülebilir bir çözüm olmadığını vurguluyor. Zira bu mevduatlar daha yüksek faizle çekilirse, ileride maliyetli olabilir. Ayrıca, rupinin değer kaybını durdurmak için yapısal reformlar ve yabancı yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekiyor. Hindistan'ın ihracatının hammadde ağırlıklı olması da cari açığı artıran yapısal bir faktör olarak öne çıkıyor. Öte yandan, hükümetin tahvil piyasasına yabancı yatırımcı çekme çabaları da sürüyor, ancak jeopolitik riskler ve küresel faiz artışları bu girişimleri zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'ın döviz rezervlerindeki erime, sadece İran savaşına değil, küresel ekonomik koşullara da bağlı. ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımları, gelişen piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırdı. Çin'deki yavaşlama da Asya ticaretini olumsuz etkilerken, Hindistan'ın ihracatını baskılıyor. Bölgesel düzeyde, Hindistan'ın rezerv kaybı Pakistan ve Bangladeş gibi komşularına kıyasla daha kontrollü olsa da dikkatle izleniyor. Güney Asya'da döviz krizleri Sri Lanka'nın iflasıyla en derin halini almıştı. Hindistan'ın 580 milyar dolar seviyesindeki rezervi, yaklaşık 10 aylık ithalatı karşılayabiliyor; bu da IMF'nin önerdiği asgari seviyenin altında. Küresel ölçekte, gelişen piyasalardaki rezerv erimesi, doların güçlenmesi ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalarla yakından ilişkili. Uzmanlar, Hindistan'ın diaspora mevduatlarını hedefleyen bu adımını, diğer gelişen ekonomilerin de benzer yöntemlere başvurabileceğinin bir işareti olarak görüyor. Özellikle petrol ithalatçısı ülkeler, artan enerji maliyetleri karşısında alternatif finansman yolları arıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de benzer bir döviz rezervi baskısı yaşıyor ve yurtdışındaki vatandaşlarının tasarruflarını çekmek için daha önce 'Yurt Dışı Yerleşiklerin Mevduatları' gibi uygulamaları hayata geçirmişti. Hindistan'ın bu hamlesi, özellikle enerji ithalatı yüksek ve cari açık veren Türkiye gibi ülkeler için alternatif bir politika örneği oluşturuyor. Ancak Türkiye'nin döviz rezervleri (swap hariç) çok daha düşük seviyelerde ve rupi kadar derin bir piyasaya sahip değil. Bu nedenle Hindistan'ın diasporasından sağladığı mevduat hacmini Türkiye'nin tekrarlaması zor. Bölgesel olarak, Hindistan'daki bu gelişme, gelişen piyasalardaki döviz kırılganlığını teyit ediyor. Türkiye, benzer bir süreçten geçerken döviz rezervlerini güçlendirmek için uzun vadeli yabancı yatırımı teşvik eden yapısal reformlara odaklanmalı.