Çin ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,3 oranında büyüyerek 2022'nin dördüncü çeyreğinden bu yana en yavaş performansını sergiledi. Reuters anketine katılan ekonomistler yüzde 4,5'lik bir büyüme beklerken, gerçekleşen rakam beklentilerin altında kaldı. Bu sonuç, Pekin yönetiminin 2024 yılı için belirlediği yüzde 4,5 ila 5 arasındaki büyüme hedefinin alt sınırının da gerisinde kaldı. Hedef, Çin'in on yıllar sonra en iddiasız hedefi olarak kayıtlara geçmişti.
Gelişmenin arka planı
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun açıkladığı verilere göre, ilk çeyrekte yüzde 5,3 büyüyen ekonomi, ikinci çeyrekte ivme kaybetti. Yılın ilk yarısında büyüme yüzde 5,0 olarak gerçekleşti. Ancak ekonomistler, emlak sektöründeki kriz, tüketim harcamalarındaki zayıflık ve deflasyonist baskıların devam etmesi halinde yıllık hedefin tutturulamayabileceği uyarısında bulunuyor.
Verilerin açıklanmasının ardından Çin Merkez Bankası (PBOC), politika faizini sürpriz bir şekilde düşürerek ekonomiyi canlandırmaya yönelik adımlar attı. Bir yıl vadeli kredi faizi ve yedi günlük repo faizi 10 baz puan indirildi. Bu hamle, likiditeyi artırmayı ve borçlanma maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor. Ancak analistler, faiz indirimlerinin tek başına yeterli olmadığını, yapısal reformlar ve mali teşviklerin de gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak küresel büyüme ve ticaret için kritik öneme sahip. Büyümedeki yavaşlama, başta Doğu Asya olmak üzere, Çin ile yoğun ticari ilişkisi olan ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Özellikle Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ihracatçı ülkeler, Çin talebindeki düşüşten zarar görebilir.
Küresel piyasalar da Çin verilerine duyarlı. Emtia fiyatları, özellikle bakır ve demir cevheri, Çin talebindeki yavaşlama nedeniyle baskı altında kalabilir. Öte yandan, Çin'in büyüme hedefini tutturamaması, dünya genelinde resesyon endişelerini artırabilir ve yatırımcı güvenini zedeleyebilir.
Çin yönetimi, emlak sektörüne yönelik destek paketleri ve altyapı yatırımlarıyla ekonomiyi canlandırmaya çalışıyor. Ancak yapısal sorunlar, yaşlanan nüfus ve yüksek borçluluk oranları, uzun vadeli büyüme potansiyelini sınırlıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin'in 2024 yılı büyüme tahminini yüzde 5,0 olarak korurken, bazı özel sektör kuruluşları bu oranı yüzde 4,8'e çekmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da dolaylı etkiler yaratabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve ithalatının önemli bir kısmını oluşturuyor. Çin'de talep düşüşü, Türkiye'nin ihracat fırsatlarını azaltabilir. Ayrıca, küresel emtia fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin ithalat maliyetini düşürebilir ancak aynı zamanda Çin ile rekabet ettiği üçüncü pazarlarda da fiyat baskısına yol açabilir. Orta vadede, Çin'in yavaşlaması küresel büyümeyi olumsuz etkileyerek Türkiye'nin dış talep koşullarını zorlaştırabilir. Türkiye, bu dönemde ihracat pazarlarını çeşitlendirme ve yurtiçi talebi canlandırma politikalarına ağırlık vermelidir.