Çin, Filipinler'in Birleşmiş Milletler'e (BM) Güney Çin Denizi'nde genişletilmiş deniz yetki alanı talebini sunmasının ardından Manila'yı "egemenliğini alenen ihlal etmekle" suçladı ve bu adımın bölgesel barışı zedelediğini öne sürdü. Çin'in BM Daimi Misyonu tarafından Perşembe günü yapılan açıklamada, Filipinler'in 15 Haziran'da sunulan başvurusunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ve Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki hakimiyet iddialarını görmezden geldiği ifade edildi. Açıklamada, "Filipinler'in bu tek taraflı eylemi, Çin'in egemenliğini ve deniz haklarını ciddi şekilde ihlal etmekte, bölgedeki barış ve istikrarı baltalamaktadır" denildi.
Gelişmenin arka planı
Filipinler, kıta sahanlığının doğal uzantısı olarak gördüğü bölgede deniz tabanı ve toprak altı kaynakları üzerinde münhasır haklar elde etmek amacıyla BM Kıta Sahanlığı Sınırları Komisyonu'na (CLCS) başvurdu. Manila'nın talebi, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde, ülkenin 200 deniz milini aşan kıta sahanlığı alanlarını kapsıyor. Ancak Çin, bu başvurunun "dokuz çizgi" olarak bilinen ve Güney Çin Denizi'nin büyük bir bölümünü içine alan tarihi iddialarıyla çeliştiğini savunuyor.
Çin'in BM Misyonu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Filipinler'in başvurusunun "hukuki dayanaktan yoksun" olduğu ve CLCS'nin bu tür bir talebi değerlendirme yetkisinin bulunmadığı belirtildi. Açıklamada, "Çin, Güney Çin Denizi'ndeki hak ve çıkarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacaktır" ifadesine yer verildi. Filipinler ise başvurusunun uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Çin'in itirazlarının mesnetsiz olduğunu savunuyor. Filipinler Dışişleri Bakanlığı, BM'ye sunulan başvurunun ülkenin deniz yetki alanlarını uluslararası hukuk çerçevesinde netleştirme hakkı olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünyanın en yoğun deniz ticaret yollarından biri olmasının yanı sıra zengin balık stokları ve potansiyel hidrokarbon rezervleriyle stratejik öneme sahip. Çin, Tayvan, Filipinler, Vietnam, Malezya ve Brunei'nin karşılıklı egemenlik iddiaları bölgede uzun süredir gerilim kaynağı. Beijing, 2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin Filipinler lehine verdiği kararı reddetmiş ve kararı yok saymıştı. Çin'in son açıklaması, bölgedeki tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde geliyor; geçen ay Filipin sahil güvenlik gemileri ile Çin sahil güvenlik gemileri arasında Scarborough Shoal açıklarında yaşanan gerginlikler uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.
ABD ve müttefikleri, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddialarını uluslararası hukuka aykırı buluyor ve bölgede askeri varlığını artırıyor. Çin ise bölgedeki tüm faaliyetlerinin meşru olduğunu ve egemenlik haklarını korumaya yönelik olduğunu savunuyor. Filipinler'in BM'ye yaptığı başvuru, küçük ülkelerin büyük güçler karşısında uluslararası hukuka başvurma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Bu başvuru, CLCS tarafından önümüzdeki yıllarda değerlendirilebilecek, ancak Çin'in itirazları nedeniyle sürecin uzaması ve sonuçsuz kalması muhtemel. Uzmanlar, bu tür diplomatik hamlelerin bölgedeki gerilimi azaltmak yerine artırabileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gerginlik, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir konu olmasa da küresel deniz ticareti güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye'nin ticaret hacminin büyük bölümü deniz yollarıyla gerçekleştiğinden, bu bölgede yaşanabilecek bir çatışma küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir. Ayrıca Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı ve deniz yetki alanı tartışmaları, Güney Çin Denizi'ndeki uyuşmazlıklara benzer hukuki argümanlar içeriyor. Ankara'nın uluslararası hukuka ve müzakereye dayalı çözüm vurgusu, bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlayabilir; bu nedenle gelişmeleri yakından izlemesi ve diplomasi kanallarını açık tutması yararlı olacaktır.