Çin yönetimi, ülkenin en büyük devlet bankalarına bankalar arası piyasada borç verme faaliyetlerini sınırlandırma talimatı verdi. Konuya yakın kaynaklara göre bu adım, borçlanma maliyetlerinin politika faiz oranının çok altına düşmesini önlemeyi hedefliyor. Son haftalarda Çin bankacılık sisteminde nakit bolluğu nedeniyle kısa vadeli faiz oranları, merkez bankasının belirlediği politika faizinin belirgin şekilde altında seyrediyor. Bu durum, merkez bankasının para politikası sinyallerinin etkisini zayıflatıyor ve finansal istikrar açısından risk oluşturuyor. Yetkililer, bankalar arası faizlerin çok düşük seyretmesinin aşırı risk alma davranışını teşvik edebileceğinden endişe ediyor.
Politika faizi ile piyasa faizi arasındaki makas açılıyor
Çin Merkez Bankası (PBOC), 2023 yılı içinde politika faizini birkaç kez düşürerek ekonomiyi desteklemeye çalıştı. Ancak bankalar arası piyasada faizler, politika faizinin altında işlem görmeye devam etti. Özellikle 7 günlük ters repo faizi, PBOC'nin politika faizi olan %1,80'in altında, %1,60 civarlarında seyretti. Bu durum, merkez bankasının para politikası duruşunun piyasalara tam olarak yansımadığı anlamına geliyor. Uzmanlara göre aşırı likidite, bankaların birbirlerine düşük faizle borç vermesine yol açıyor ve bu da merkez bankasının faiz koridorunun alt bandını zorluyor. PBOC, bu durumu düzeltmek için daha önce de pasif tedbirler almıştı, ancak son talimat daha doğrudan bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Büyük devlet bankalarına (ICBC, CCB, ABC, BOC gibi) bankalar arası borç verme limitlerini düşürmeleri söylendi. Bankalar, bu talimata uyup uymadıklarını göstermek için haftalık verilerini merkez bankasına bildirecek.
Bu adım, Çin'in para politikası aktarım mekanizmasını güçlendirme çabasının bir parçası. Çin'de bankalar arası faiz oranları genellikle politika faizine yakın seyreder, ancak son dönemdeki nakit bolluğu bu ilişkiyi bozdu. Merkez bankası, faiz oranlarını kontrol altında tutarak hem enflasyonist baskıları hem de deflasyon riskini yönetmeye çalışıyor. Çin ekonomisi, zayıf iç talep ve emlak sektöründeki kriz nedeniyle yavaşlama sinyalleri verirken, PBOC'nin hassas bir denge kurması gerekiyor. Çok düşük faizler, sermaye çıkışlarına yol açabilirken, çok yüksek faizler ekonomik büyümeyi daha da yavaşlatabilir.
Küresel piyasalara olası yansımaları
Çin'in bu hamlesi, sadece iç piyasayı değil, küresel finansal piyasaları da etkileyebilir. Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve büyük bir ticaret ortağı olduğu için para politikası kararları küresel ölçekte yankı buluyor. Bankalar arası faizlerin yükselmesi, Çin tahvil getirilerinde artışa ve yuanın değer kazanmasına yol açabilir. Daha yüksek Çin faizleri, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını tetikleyebilir ve küresel risk iştahını azaltabilir. Özellikle Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler, Çin'deki faiz artışlarından olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Çin'in emtia talebi üzerindeki etkisi de dikkate alınmalı; daha sıkı para politikası, Çin'deki ekonomik aktiviteyi yavaşlatarak petrol, bakır ve diğer emtia fiyatlarını düşürebilir. Bu durum, emtia ihracatçısı ülkeler için gelir kaybı anlamına gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de bankalar arası faizlerin yukarı çekilmesi, Türkiye ekonomisi için iki kanaldan etkili olabilir. Birincisi, sermaye akımları: Çin'de faizlerin yükselmesi, küresel yatırımcıların Çin varlıklarına yönelmesine neden olarak gelişmekte olan piyasalardan (Türkiye dahil) sermaye çıkışını hızlandırabilir. İkincisi, ticaret: Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin Çin'e ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ancak, Türkiye'nin Çin ile ticaret hacmi sınırlı olduğu için doğrudan etki sınırlı kalabilir. Dolaylı etki olarak, küresel likidite koşullarının sıkılaşması, Türkiye'nin dış borç çevirme maliyetini artırabilir. Bu nedenle, Merkez Bankası'nın uluslararası gelişmeleri yakından izlemesi ve gerekirse ek tedbirler alması gerekebilir.