Çin’de politika yapıcılar, ulusal güvenlik kaygılarıyla akademisyenlerin bilimsel makalelerini uluslararası dergilerde yayımlamasını caydıracak yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Pekin yönetimi, özellikle yapay zeka, kuantum hesaplama ve biyoteknoloji gibi hassas alanlardaki araştırmaların yabancı ülkeler tarafından kullanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Resmi kaynaklara göre, mevcut teşvik sistemi Çinli bilim insanlarının çalışmalarını öncelikle batılı dergilere göndermesine neden olurken, yerli yayıncılığın gelişimini engelliyor. Önerilen modelde, ulusal dergilerde yayın yapan araştırmacılara daha yüksek akademik puan ve fon desteği verilmesi planlanıyor. Bu adım, Çin’in teknolojik bağımsızlık hedefi ve ABD ile artan teknoloji rekabetinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Çin Bilimler Akademisi ve Eğitim Bakanlığı’nın koordinasyonunda hazırlanan taslak, üniversitelerdeki performans değerlendirme kriterlerini köklü şekilde değiştirmeyi öngörüyor. Halihazırda Çinli araştırmacılar, Nature, Science gibi prestijli uluslararası dergilerde yayın yapmayı en önemli kariyer hedefi olarak görüyor. Ancak hükümet, bu makalelerin içerdiği kritik verilerin yabancı devletler tarafından ekonomik veya askeri amaçlarla kullanılabileceğinden endişe ediyor. Geçtiğimiz yıl, savunma sanayii ile ilgili bir dizi makalenin ABD’li araştırmacılar tarafından analiz edilmesi, Pekin’de alarm zillerini çaldırdı. Yeni düzenlemeyle, araştırma sonuçlarının sadece Çin merkezli dergilerde yayımlanması durumunda ek akademik teşvik verilmesi; uluslararası yayınlar için ise güvenlik onayı şartı getirilmesi gündemde.
Öte yandan, bu değişiklik Çinli bilim insanları arasında da tartışma yaratıyor. Bazı akademisyenler, küresel bilim topluluğundan kopmanın araştırma kalitesini düşüreceğini ve uluslararası işbirliğini zayıflatacağını savunuyor. Ancak hükümet yetkilileri, yerli dergilerin kalitesini artırmak için büyük yatırımlar yapıldığını ve uluslararası indekslerde bu dergilerin sayısının hızla arttığını belirtiyor. Çin, halihazırda dünyada en çok bilimsel yayın üreten ülke konumunda; ancak bu yayınların önemli bir kısmı yabancı dergilerde yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin’in bu hamlesi, küresel bilimsel yayıncılık ekosistemini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Uluslararası dergiler, Çinli araştırmacıların makalelerine büyük ölçüde bağımlı; özellikle mühendislik ve malzeme bilimi alanlarında Çin kaynaklı yayınların oranı %30’u geçiyor. Bu kaynağın azalması, batılı dergilerin prestijini ve gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda, ABD ve Avrupa Birliği’nin teknolojik rekabette Çin’e karşı elini zayıflatabilir. Ancak Pekin’in bu adımı, aynı zamanda bilimsel bilginin serbest dolaşımı ilkesine aykırı bulunarak uluslararası eleştirilere yol açıyor. Avrupa Bilim Akademisi, yayınladığı bildiride, bilimsel verilerin kısıtlanmasının küresel sorunların çözümünü geciktireceği uyarısında bulundu. Çin ise bu politikayı ulusal egemenlik hakkı çerçevesinde savunuyor ve benzer kısıtlamaların ABD’de de uygulandığını hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in bilimsel yayıncılıkta izolasyon politikası, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda uluslararası yayın sayısını artırmak için çeşitli teşvik mekanizmaları uygularken, Çin’in bu hamlesi yerli dergilerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türk akademisyenlerin de büyük ölçüde uluslararası dergilere yöneldiği düşünülürse, benzer bir sürecin Türkiye’de de yaşanması olası. Ancak Türkiye’nin bilgi güvenliği konusunda henüz bu kadar kapsamlı bir adım atmamış olması, Çin modeline alternatif bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Küresel teknoloji rekabetinde Türkiye’nin dengeli bir pozisyon alması, hem uluslararası işbirliğini sürdürmesi hem de yerli yayıncılığı güçlendirmesi açısından kritik önem taşıyor.