Çin, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında devam eden nükleer müzakerelerde ivmenin korunması gerektiğini belirtti. Pekin yönetimi, Tahran ve Washington arasındaki dolaylı görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ancak sürecin hassas bir aşamada olduğunu vurguladı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, tüm tarafların yapıcı bir tutum sergilemesi ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi çağrısında bulunuldu. Bu gelişme, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası endişelerin sürdüğü bir dönemde geldi.
Görüşmelerin arka planı ve mevcut durum
ABD ve İran, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için aylardır dolaylı müzakereler yürütüyor. Anlaşma, 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı olarak çekilmesiyle askıya alınmış, İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmadaki taahhütlerini ihlal etmişti. Joe Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte müzakereler yeniden başladı ancak Avusturya'nın başkenti Viyana'da yürütülen görüşmelerde henüz nihai bir mutabakata varılamadı. Çin, JCPOA'nın kilit imzacılarından biri olarak sürecin yakın takipçisi konumunda. Pekin, İran ile ekonomik ve enerji işbirliğini sürdürürken, ABD yaptırımlarının sona ermesini de destekliyor.
Son haftalarda müzakerelerde bazı ilerlemeler kaydedildiği bildiriliyor. İran, bazı yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer faaliyetlerini kısıtlamayı kabul edebileceğinin sinyallerini verdi. Ancak ABD tarafı, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel nüfuzu gibi konularda da taahhütler bekliyor. Taraflar arasındaki güvensizlik ve aşırı talepler nedeniyle müzakereler zaman zaman tıkanma noktasına geldi. Çin'in bu noktada yaptığı çağrı, her iki tarafı da diyaloğa devam etmeye teşvik etme amacı taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran müzakereleri sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkiliyor. İran'ın nükleer programının kontrol altına alınması, Suudi Arabistan, İsrail ve Körfez ülkeleri için kritik öneme sahip. Bu ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması halinde bölgesel bir silahlanma yarışının başlayabileceği endişesini taşıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya da sürece dahil olarak diplomatik çözümü destekliyor. Çin'in bu aşamada yaptığı açıklama, Pekin'in küresel bir aktör olarak Ortadoğu'da istikrarı savunduğu mesajını veriyor. Çin, İran'dan ham petrol ithalatını sürdüren ülkelerden biri olarak, yaptırımların hafifletilmesinden doğrudan ekonomik çıkar sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle ABD-İran müzakerelerini yakından takip ediyor. Ankara, Tahran'a uygulanan yaptırımlardan olumsuz etkilenirken, olası bir anlaşma Türkiye'nin enerji arz güvenliğini artırabilir ve ekonomik işbirliğine yeni alanlar açabilir. Ancak anlaşmanın bozulması veya yaptırımların artması, bölgesel gerilimi tırmandırarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da tehdit edebilir. Türkiye, bu nedenle diplomatik çözümden yana bir tutum benimsemiş ve tarafları diyaloğa teşvik etmiştir. Çin'in çağrısı da bu bağlamda Ankara'nın pozisyonuyla örtüşmektedir.