Çin'deki en büyük yeraltı kiliselerinden birinin kurucusu olan Ezra Jin, uzun süreli tutukluluğun ardından serbest bırakılarak Amerika Birleşik Devletleri'nde ailesiyle bir araya geldi. Zion Kilisesi'nin kurucusu olan Jin, Çin'de dini faaliyetlerinin yasa dışı kabul edilmesi nedeniyle hapis yatmıştı. Jin'in ailesi, kendisiyle tekrar bir araya gelmekten 'büyük bir mutluluk duyduklarını' ifade etti. Bu gelişme, Çin'deki din özgürlüğü uygulamalarının yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine gelmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
Ezra Jin, Zion Kilisesi'nin 1990'larda kurulmasından bu yana Çin hükümetinin dini gruplara yönelik sıkı denetimine maruz kalan isimlerden biriydi. Çin'de kayıtlı olmayan dini topluluklar 'yeraltı kilisesi' olarak sınıflandırılıyor ve sıklıkla baskıyla karşılaşıyor. Jin, 2018 yılında gözaltına alınmış ve Çin'in 'istikrarı bozma' suçlamasıyla yargılanmıştı. Serbest bırakılmasından önceki dönemde sağlık sorunları yaşadığı ve uluslararası insan hakları örgütlerinin dikkatini çektiği belirtiliyor. Jin'in ABD'ye ulaşması, Çin ile ABD arasındaki diplomatik gerilimin bir parçası olarak da yorumlanıyor.
Zion Kilisesi, Çin'in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinde faaliyet gösteriyor ve binlerce üyesi bulunuyor. Kilise, Çin'de resmi olarak tanınan Protestan kiliselerinden farklı olarak doğrudan devlet denetimine tabi değil. Çin hükümeti, bu tür bağımsız dini grupları genellikle 'yıkıcı faaliyetler' ile suçluyor. Jin'in serbest bırakılması, Çin'in dini konularda uluslararası baskıya yanıt verme isteği olarak da yorumlanabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Ezra Jin'in serbest bırakılması, sadece bireysel bir vaka olmanın ötesinde, Çin'deki din özgürlüğü konusundaki uluslararası tartışmaların bir yansıması. ABD ve Avrupa Birliği, Çin'de dini azınlıklara yönelik baskıyı defalarca eleştirmiş, ancak Çin bu eleştirileri 'iç işlerine müdahale' olarak reddetmişti. Jin'in ABD'ye gitmesi, Washington ile Pekin arasında bir gerginlik yaratmasa da, insan hakları konusundaki fikir ayrılığının derinleştiğini gösteriyor. Olay, aynı zamanda Çin'deki diğer yeraltı kilisesi liderleri için bir umut ışığı olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, bu tür istisnai durumların genel politika değişikliğine işaret etmediğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin'deki din özgürlüğü konusunda benzer endişeleri paylaşan ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'nin Doğu Türkistan politikası kapsamında Uygur Türklerine yönelik baskıları gündeme getirmesi, Jin vakasının da bu çerçevede ele alınmasına neden olabilir. Ancak Türkiye, Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürme eğiliminde olduğu için bu tür bireysel vakaları doğrudan gündemine taşıma konusunda temkinli davranıyor. Yine de Jin'in serbest bırakılması, uluslararası kamuoyunda Çin'in insan hakları siciline yönelik baskının arttığı bir döneme denk gelmesi açısından önemli. Türkiye, bu durumu kendi dış politika öncelikleri doğrultusunda kullanabilir.