Çin'de fabrika çıkış fiyatları, Hürmüz Boğazı'nda olası bir kapanmanın küresel tedarik zincirlerini tehdit etmesiyle birlikte üst üste dördüncü ay da yükseldi. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), Şubat ayında bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artış göstererek piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Bu durum, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde deflasyon endişelerinin hafiflediğine işaret etse de, kalıcı bir toparlanmanın önündeki engellerin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun yayımladığı verilere göre, ÜFE’deki artış büyük ölçüde enerji ve hammadde fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandı. Petrol fiyatları, İran ile ABD arasında varılan ateşkes anlaşmasının belirsizliğe sürüklenmesiyle son haftalarda dalgalı bir seyir izledi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik geçitte tansiyonu yükseltiyor. Çin, en büyük petrol ithalatçılarından biri olduğu için bu durumdan doğrudan etkileniyor.
Analistler, Çin'in ihracat talebindeki zayıflamanın ve iç talepteki kırılgan toparlanmanın ÜFE üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Ancak enerji fiyatlarındaki sıçrama, bu baskıyı geçici olarak dengelemiş görünüyor. Öte yandan, Çin Merkez Bankası'nın son aylarda uyguladığı parasal genişleme politikaları, şirketlerin krediye erişimini kolaylaştırarak üretim maliyetlerini destekliyor.
Tüketici fiyatları cephesinde ise Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 0,7 ile sınırlı kaldı. Gıda fiyatlarındaki düşüş, genel tüketici enflasyonunu baskılamaya devam ediyor. Çin ekonomisi, pandemi sonrası toparlanma sürecinde Kovid-19 kısıtlamalarının kalkmasıyla canlanma sinyalleri verse de, inşaat sektöründeki durgunluk ve işsizlik oranlarındaki artış, toparlanmanın kırılganlığını koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapanması, yalnızca Çin'i değil, tüm Asya ve Avrupa ekonomilerini tehdit ediyor. Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol üreticilerinin ihracat rotası üzerinde bulunuyor. İran'ın, ABD ile nükleer müzakerelerdeki çıkmaz nedeniyle boğazı kapatma tehdidini yeniden gündeme getirmesi, küresel enerji arzını riske atıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), boğazın kapanması halinde küresel petrol arzının günde yaklaşık 20 milyon varil azalabileceğini ve fiyatların varil başına 150 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu durumda Çin gibi büyük alıcılar alternatif tedarik kaynaklarına yönelmek zorunda kalabilir; ancak bu kaynakların sınırlı olması, maliyetleri daha da artıracaktır. Ayrıca, küresel enflasyonist baskıların yeniden canlanması ve merkez bankalarının faiz indirim planlarını rafa kaldırması bekleniyor.
Çin, son yıllarda stratejik petrol rezervlerini artırarak bu tür krizlere karşı tampon oluşturmaya çalıştı. Ancak rezerv kapasitesinin sınırlı olduğu ve uzun süreli bir krizde etkisiz kalabileceği belirtiliyor. Tüccarlar, Çin'in devlet petrol alımlarını son haftalarda hızlandırdığını ve olası bir arz kesintisine karşı hazırlık yaptığını bildiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Orta Doğu ülkelerinden karşılamaktadır ve boğazın kapanması, arz maliyetlerini artırarak cari açığı büyütebilir. Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin ithalat faturasını şişirecek ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracaktır. Diplomatik olarak Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ilişkilerini dengelemeye çalışırken, boğazın güvenliğine dair uluslararası çabalara dahil olabilir.