Çin, yabancı yatırımlarını ulusal güvenlik gerekçesiyle sıkı bir denetime tabi tutan yeni düzenlemeler yayımladı. Pekin yönetimi, 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek kurallarla, yabancı sermayenin Çin'deki faaliyetlerini daha önce hiç olmadığı kadar yakından izlemeyi hedefliyor. Düzenlemeler, özellikle teknoloji, savunma, enerji ve veri gibi stratejik sektörlerdeki yatırımlarda ulusal güvenlik değerlendirmesini zorunlu kılıyor. Bu adım, Çin'in son yıllarda artan ekonomik milliyetçiliğinin ve ABD ile yaşadığı teknoloji savaşlarının bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelik, 'yabancı yatırımların ulusal güvenlik incelemesi' başlığını taşıyor. Buna göre, yabancı şirketlerin Çin'de yatırım yapmadan önce ulusal güvenlik riski taşıyıp taşımadığını değerlendiren bir süreçten geçmeleri gerekecek. Düzenleme, 'askeri endüstri, kritik altyapı, ileri teknoloji, hassas veri ve enerji' gibi alanları kapsıyor. Ayrıca, yabancı yatırımcıların Çinli şirketleri satın alması veya birleşmesi durumunda da aynı inceleme süreci uygulanacak.
Analistler, bu düzenlemenin aslında Çin'in yabancı yatırımlara kapılarını tamamen kapatması değil, daha seçici davranması anlamına geldiğini belirtiyor. Ancak, özellikle ABD ve Avrupa merkezli teknoloji şirketlerinin Çin pazarına girişini zorlaştırması bekleniyor. Zira ABD, Çin'e yönelik ihracat kısıtlamalarını artırırken, Çin de kendi teknolojik bağımsızlığını korumak için bu tür önlemler alıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yeni düzenlemeler, küresel tedarik zincirlerini ve yatırım akışlarını önemli ölçüde etkileyebilir. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve en büyük üretim üssü olarak, birçok çokuluslu şirketin operasyonlarının merkezinde yer alıyor. Bu kısıtlamalar, özellikle yarı iletkenler, yapay zeka ve biyoteknoloji gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren Batılı şirketlerin Çin'deki faaliyetlerinin daralmasına yol açabilir.
Öte yandan, Çin'in bu adımı, ABD'nin 2018'den bu yana uyguladığı yatırım taramalarına ve Avrupa Birliği'nin benzer düzenlemelerine bir yanıt olarak da görülüyor. Küresel ekonomide 'teknolojik ayrışma' (decoupling) eğiliminin hız kazandığı bu dönemde, her iki taraf da ulusal güvenlik kalkanını gerekçe göstererek kendi teknoloji ekosistemlerini korumaya çalışıyor. Bu durum, dünya ticaretinin daha fazla bloklaşmasına ve küresel büyümenin yavaşlamasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in bu yeni düzenlemesi, Türkiye-Çin ekonomik ilişkileri açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında önemli bir ortak konumunda. Ancak yeni kısıtlamalar, özellikle teknoloji transferi ve ortak yatırımlar konusunda Türk şirketlerini zorlayabilir. Öte yandan, Çin'in yatırımlarını daha seçici hale getirmesi, Türkiye'nin kendi savunma sanayii ve kritik altyapı projelerinde daha dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektirecektir. Küresel ölçekte ise bu tür milliyetçi politikalar, çok kutuplu dünya düzeninin derinleşmesine katkıda bulunurken, Türkiye gibi yükselen ekonomilerin manevra alanını daraltabilir.