Çin, önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin hızlandırıcı kart içeren yapay zekâ hesaplama kümeleri kurmayı ve ülkenin akıllı hesaplama kapasitesini 2030’a kadar dört kat artırmayı planlıyor. Bu hamle, Pekin’in yapay zekâ alanındaki hedeflerini destekleyen altyapıya yönelik yatırımlarını hızlandırmasının bir parçası. Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’nın öncülüğünde yürütülen program, Çin’in teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda atılan en kapsamlı adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin hükümeti, yapay zekâyı ekonomik büyümenin ve ulusal güvenliğin kilit unsuru olarak görüyor. Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı tarafından açıklanan plana göre, ülke genelinde dağıtık yapay zekâ hesaplama merkezleri oluşturulacak. Bu merkezlerde her biri 100 bin hızlandırıcı karttan oluşan kümeler yer alacak. Hızlandırıcı kartlar, yapay zekâ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gereken yüksek işlem gücünü sağlayan özel donanımlar olarak biliniyor.
Programın temel motivasyonu, ABD’nin Çin’e yönelik çip ihracat kısıtlamaları. Washington, 2022’den bu yana gelişmiş yarı iletken ve üretim ekipmanlarının Çin’e satışını kısıtlıyor. Bu kısıtlamalar, Çin’in yapay zekâ gelişimini yavaşlatmayı amaçlıyor. Pekin ise yerli çip üretimini artırarak ve hesaplama altyapısını güçlendirerek bu baskıyı aşmayı hedefliyor. Bakanlık, yerli donanım kullanımını teşvik edecek düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Çin’in yapay zekâ hesaplama kapasitesini dört kat artırma hedefi, 2025’te duyurulan “Yapay Zekâ+ Girişimi”nin devamı niteliğinde. Bu girişim kapsamında devlet destekli araştırma merkezleri, üniversiteler ve özel sektör iş birliğiyle yeni nesil yapay zekâ modelleri geliştiriliyor. Ayrıca, elektrik altyapısına yapılan yatırımlarla veri merkezlerinin enerji ihtiyacının karşılanması planlanıyor. Çin, halihazırda dünyanın en büyük veri merkezi kapasitesine sahip ülkelerinden biri konumunda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin’in bu hamlesi, küresel yapay zekâ yarışını daha da kızıştıracak. ABD’de Biden yönetimi döneminde başlatılan ve Trump yönetiminde de sürdürülen yarı iletken yatırımları, Avrupa Birliği’nin Dijital Egemenlik programı ve Japonya’nın yapay zekâ stratejisi, bu alandaki rekabetin boyutlarını gösteriyor. Çin’in hedefi, 2030’a kadar yapay zekâda dünya lideri olmak. Bu hedefe ulaşmak için sadece donanım değil, yazılım ve veri ekosistemi de güçlendiriliyor.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Güney Kore, Tayvan ve Singapur da yapay zekâ altyapısına ciddi yatırımlar yapıyor. Tayvan, çip üretimindeki liderliğini korurken, Güney Kore bellek çipleri ve yapay zekâ çipleri alanında öne çıkıyor. Çin’in 100 bin kartlık kümeleri, bölgesel bir teknoloji bloğu oluşturma çabası olarak da okunabilir. Ancak bu gelişme, ABD’nin çip kısıtlamalarını daha da sıkılaştırmasına yol açabilir.
Uzmanlar, Çin’in hedefinin iddialı olduğunu ancak tamamen ulaşılamaz olmadığını belirtiyor. Yerli çip üreticisi Huawei’nin Ascend serisi hızlandırıcı kartları, bu planın bel kemiğini oluşturuyor. Yine de üretim kapasitesi ve kalite açısından ABD’li Nvidia ile rekabet etmek zor. Çin, bu açığı kapatmak için Ar-Ge harcamalarını artırıyor ve uluslararası iş birliklerini çeşitlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in yapay zekâ hesaplama gücünü dört kat artırma hedefi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, kendi yapay zekâ stratejisini güçlendirmek için Çin ile teknoloji iş birliği arayışına girebilir; ancak ABD’nin çip kısıtlamaları ve Batı ile ilişkiler dengelenmeli. Çin’in kapasite artışı, küresel yapay zekâ pazarında maliyetleri düşürebilir ve Türk girişimleri için yeni iş modelleri yaratabilir. Öte yandan, teknolojik bağımlılık riski ve veri güvenliği endişeleri, Ankara’nın dikkatli bir yol izlemesini gerektiriyor. Türkiye’nin yerli yapay zekâ çip projeleri, bu rekabette konumunu belirleyecek.