Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Xi Jinping'in 23-25 Eylül tarihlerinde ABD'ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini resmen duyurdu. Bakanlık sözcüsü, Xi'nin ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile Çin-ABD ilişkilerinin yanı sıra dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren önemli konularda derinlemesine görüş alışverişinde bulunacağını belirtti. Bu açıklama, iki ülke arasında aylardır süren ticaret savaşı ve karşılıklı güvensizlik ortamında yüksek düzeyli bir diyalog kapısının aralandığını gösteriyor.
Ziyaretin arka planı: Ticaret savaşı gölgesinde diplomasi
Xi Jinping'in ABD ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllardaki en çalkantılı dönemine denk geliyor. ABD yönetimi, 2018'den bu yana Çin'e yönelik milyarlarca dolarlık ek gümrük vergisi uygularken, Pekin de misilleme tarifeleriyle karşılık verdi. Ancak son aylarda taraflar arasında müzakere sinyalleri artmış, teknik düzeydeki görüşmeler yeniden başlamıştı. Ziyaretin duyurulması, bu sürecin liderler düzeyine taşınacağı yönünde güçlü bir işaret olarak yorumlanıyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ziyaretin içeriğine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi; ancak "derinlemesine görüş alışverişi" ifadesi, gündemde ekonomi, güvenlik, teknoloji ve bölgesel krizler gibi geniş bir yelpazenin olduğunu gösteriyor. ABD tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi, fakat Beyaz Saray'ın ziyareti olumlu karşıladığı ve hazırlıklara başladığı bildiriliyor.
Xi'nin ziyareti, aynı zamanda Çin'in Bir Kuşak Bir Yol projesi ve Asya altyapı yatırımları gibi konularda ABD ile rekabetini de masaya yatırabilir. İki liderin, Kuzey Kore'nin nükleer programı, İran nükleer anlaşması ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilim gibi bölgesel güvenlik dosyalarını da ele alması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir soğuk savaş mı, kontrollü rekabet mi?
ABD-Çin ilişkileri, son on yılda ekonomik bağımlılıktan stratejik rekabete doğru kaydı. Washington, Pekin'i teknoloji transferi, fikri mülkiyet hırsızlığı ve devlet destekli sanayi politikalarıyla suçlarken; Çin, ABD'nin kendisini çevreleme politikası izlediğini savunuyor. Tayvan, Hong Kong ve Sincan gibi konular da iki ülke arasında derin anlaşmazlık yaratıyor.
Xi'nin ziyareti, bu rekabetin kontrollü bir zemine çekilmesi açısından kritik bir fırsat olarak görülüyor. Uluslararası ilişkiler uzmanları, iki liderin kişisel diplomasisinin ticaret savaşını sona erdirebileceği ya da en azından yeni bir müzakere çerçevesi oluşturabileceği görüşünde. Ancak yapısal sorunların kısa vadede çözülmesi zor. Özellikle teknoloji yarışı ve askeri gerginlik, ilişkilerin geleceğinde belirleyici olmaya devam edecek.
Ziyaret, küresel ekonomi için de önem taşıyor. ABD ve Çin, dünya GSYİH'sının yaklaşık %40'ını oluşturuyor. Ticaret savaşının tırmanması, küresel büyümeyi yavaşlatmış ve piyasalarda belirsizlik yaratmıştı. Liderlerin anlaşmaya varması halinde, dünya ticaretinde bir rahatlama ve yatırımcı güveninde artış bekleniyor.
Öte yandan, görüşmelerin başarısız olması durumunda yeni tarifeler ve teknoloji kısıtlamaları gündeme gelebilir. Bu da küresel tedarik zincirlerini daha da parçalayabilir ve jeopolitik kutuplaşmayı derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki gerilimin seyri, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem ABD'nin NATO müttefiki hem de Çin'in Kuşak ve Yol girişiminde önemli bir ortak. Ticaret savaşının yumuşaması, küresel ticaret hacmini artırarak Türk ihracatçısına nefes aldırabilir. Ayrıca, Çin ile ABD arasındaki yüksek teknoloji rekabeti, Türkiye'nin savunma sanayii ve dijital altyapı yatırımlarında yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak olası bir anlaşma, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı S-400 ve F-35 krizinde yeni dengeleri de gündeme getirebilir. Ankara, iki büyük güç arasındaki rekabette konumunu dikkatle ayarlamak zorunda.