Çin’in sert teknoloji alanındaki öncü şirketleri, 2025 yılının ilk yarısında küresel yatırımcılardan rekor düzeyde sermaye girişi sağladı. Yabancı fonların anakaradaki hisse senedi portföylerinin piyasa değeri, yılın ikinci çeyreği sonunda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, Çin’in ileri imalat ve teknoloji sektörlerine olan uluslararası ilginin hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Hong Kong Borsası’nda işlem gören Çinli teknoloji devleri, özellikle yarı iletken, yapay zeka ve elektrikli araç bataryası alanlarında faaliyet gösteren şirketler, yabancı yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Küresel yatırım fonları, Çin’in teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda büyüyen yerli firmalara yönelirken, ABD’nin uyguladığı ticaret kısıtlamalarına rağmen Çin hisselerine olan talep arttı. Uzmanlar, bu eğilimin arkasında Çin’in Ar-Ge harcamalarındaki artış ve devlet destekli sanayi politikalarının etkili olduğunu belirtiyor.
Yabancı portföylerin Çin anakarasındaki toplam değeri, ilk çeyrekte 1,2 trilyon dolara ulaşırken, ikinci çeyrekte bu rakam 1,4 trilyon doları aştı. Özellikle küresel yatırım bankalarının Çin’in teknoloji hisselerine yönelik olumlu raporları, sermaye girişini hızlandırdı. Çin’in ihracat kısıtlamaları ve yerli üretim teşvikleri, yabancı yatırımcılar için bu şirketleri daha cazip hale getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Asya-Pasifik bölgesindeki rekabeti de etkiliyor. Çin’in teknoloji alanında artan hakimiyeti, Güney Kore, Tayvan ve Japonya gibi rakip ülkelerin yatırım stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Küresel yarı iletken tedarik zincirinde Çin’in payı artarken, ABD ve Avrupa’nın teknoloji şirketleri de Çin pazarına olan bağımlılıklarını sorgulamaya başladı. Uzmanlar, yabancı sermayenin Çin’deki bu yoğunlaşmasının, Batılı ülkelerdeki teknoloji yatırımlarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Çin’in teknoloji firmalarının artan değeri, ülkenin küresel finans sistemindeki ağırlığını da artırıyor. Yabancı yatırımcılar, Çin’in büyüme potansiyeline olan güvenlerini korurken, jeopolitik riskler nedeniyle temkinli davranmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle ABD-Çin geriliminin tırmanması halinde sermaye akışının yön değiştirebileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in teknoloji şirketlerine yönelik küresel yatırımcı ilgisi, Türkiye’nin teknoloji politikaları açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, yerli teknoloji firmalarını desteklemek ve yabancı sermaye çekmek için benzer teşvik mekanizmaları geliştirebilir. Özellikle savunma ve yapay zeka alanındaki girişimler, Çin örneğinden hareketle küresel fonların dikkatini çekebilir. Bununla birlikte, Çin’in bu başarısı, Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma çabalarına ilham verebilir. Ancak jeopolitik riskler ve teknoloji transferi kısıtlamaları, Türkiye’nin benzer bir sıçrama yapmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara’nın, Çin modelini kendi koşullarına uyarlayarak dengeli bir strateji izlemesi gerekiyor.