Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan’ı ziyaret eden dört Yeni Zelanda milletvekiline ve senatöre ülkeye giriş yasağı koydu. Pekin yönetimi, söz konusu ziyaretin Tayvan’ın iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi’ne (DPP) ‘yanlış sinyaller’ gönderdiğini ve ‘Tek Çin’ ilkesini ihlal ettiğini belirtti. Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, kararı ‘hayal kırıklığı yaratıcı’ olarak nitelendirirken, ülkesinin Çin ile ilişkilerini korumaya kararlı olduğunu vurguladı.
Tayvan ziyareti ve diplomatik tepkiler
Yasağa maruz kalan isimler arasında Yeni Zelanda Parlamentosu milletvekilleri Parmjeet Parmar ve Nancy Lu ile Senato üyeleri Anae Neru Leavasa ve Tua Loi bulunuyor. Söz konusu dört vekil, geçtiğimiz hafta Tayvan’ı ziyaret ederek ada yönetiminin savunma ve ticaret yetkilileriyle bir araya gelmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, haftalık basın toplantısında ‘Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve herhangi bir resmi temas, ülkemizin egemenliğine saygısızlıktır’ ifadelerini kullandı. Mao, ayrıca Yeni Zelanda hükümetine bu tür eylemlerin ikili ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Yeni Zelanda, 1972’den bu yana ‘Tek Çin’ politikasını tanımakla birlikte, Tayvan ile ticaret ve kültürel bağlarını sürdürüyor. Wellington yönetimi, Pekin’in hassasiyetlerini bildiğini ancak milletvekillerinin kişisel inisiyatiflerine müdahale etmeyeceğini açıkladı. Başbakan Christopher Luxon, ‘Milletvekillerimizin yurtdışı seyahatlerini kısıtlama yetkimiz yok, ancak Çin ile ilişkilerimizin öneminin farkındayız’ dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin’in bu hamlesi, Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı DPP hükümeti ile Pekin arasındaki gerilimin tırmandığı bir döneme denk geldi. Çin, son aylarda Tayvan çevresinde askeri tatbikatlarını artırırken, ada yönetimine yönelik diplomatik baskıyı da yoğunlaştırdı. Uzmanlar, Yeni Zelanda gibi küçük bir ülkeye yönelik yaptırımın diğer ülkelere de bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. Avustralya, Japonya ve Güney Kore gibi bölge ülkeleri, Tayvan’ın statükosunun korunmasından yana tavır alırken, Çin’in tepkilerini ‘orantısız’ buluyor.
Yeni Zelanda’nın Çin’e uyguladığı yasağa yanıt olarak, Pekin’in Wellington’dan ithal edilen bazı tarım ürünlerine yönelik ticari kısıtlamalar getirebileceği konuşuluyor. Çin, Yeni Zelanda’nın en büyük ticaret ortağı konumunda ve iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 30 milyar doları aşıyor. Bu durum, Wellington yönetimini diplomatik bir denge arayışına itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in Tayvan ziyaretleri nedeniyle yabancı siyasetçilere yönelik yaptırımları, Türkiye’nin de dikkatle izlemesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, resmi olarak ‘Tek Çin’ politikasını desteklemekle birlikte, Tayvan ile ekonomik ve kültürel bağlarını sürdürmektedir. Pekin’in bu tür baskıları, benzer bir ziyaret durumunda Türkiye’nin manevra alanını daraltabilir. Öte yandan, Çin’in artan bölgesel gücü, Türkiye’nin Asya-Pasifik’teki çıkarlarını ve Çin ile olan ticari ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, bu tür diplomatik krizlerde denge politikası izlemeye çalışsa da, Pekin’in sert tepkileri karşısında Ankara’nın net bir pozisyon alması gerekebilir.