Çin'in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde güvenlik, siyasi sadakat ve etnik kimlik tanımlarını Orta Asya'ya yayma çabası, bölge ülkeleri için ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. Örgüt, Orta Asya'nın meşru çıkarlarına hizmet edebilecek bir platform olmakla birlikte, Pekin'in tanımlarının Türk dünyası genelinde normalize edilmesinin aracı haline dönüşme riski taşıyor. Bu durum, özellikle son yıllarda Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde uyguladığı politikalar ve bölgedeki etnik kimlik baskısı göz önüne alındığında, Orta Asya cumhuriyetleri için stratejik bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Çin'in ŞİÖ Stratejisi ve Bölgesel Etkisi
Şanghay İşbirliği Örgütü, 2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından kuruldu. Kuruluş amacı, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi konularda işbirliği sağlamaktı. Ancak zamanla örgüt, Çin'in bölgedeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu artırma aracı haline geldi. Özellikle Kuşak ve Yol Girişimi ile birlikte ŞİÖ, Pekin'in Orta Asya'daki ekonomik bağımlılığı derinleştirmesine olanak tanıdı. Çin, bu platform üzerinden bölge ülkelerine kredi ve yatırım sağlarken, aynı zamanda kendi güvenlik anlayışını ve etnik politikalarını da dayatıyor.
Son yıllarda Çin, ŞİÖ toplantılarında "üç kötülük" olarak tanımladığı ayrılıkçılık, terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadele adı altında, Sincan'daki Uygur nüfusuna yönelik baskı politikalarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu politikalar, Orta Asya'daki Türk kökenli halklar için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi ülkeler, kendi topraklarında yaşayan Uygur diasporası üzerinden Çin'in baskısını hissediyor. Ayrıca, Çin'in "terörizm" tanımı oldukça geniş ve muğlak; barışçıl etnik kimlik taleplerini bile bu kapsama sokabiliyor. Bu durum, Orta Asya ülkelerinin egemenliklerini ve iç işlerine karışmama ilkesini zayıflatıyor.
Orta Asya'nın İkilemi: Ekonomik Bağımlılık ve Kimlik Baskısı
Orta Asya cumhuriyetleri, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirmek zorunda. Özellikle Kazakistan ve Türkmenistan, doğal gaz ve petrol ihracatında Çin'e bağımlı. Ancak bu bağımlılık, beraberinde siyasi ve kültürel tavizleri getiriyor. Çin, yatırımlar karşılığında bu ülkelerden Uygur mültecilerin iadesini talep ediyor ve Sincan politikalarına sessiz kalmalarını istiyor. 2017'de Kazakistan'dan Uygur mültecilerin Çin'e iade edilmesi, bu baskının somut bir örneği. Orta Asya halkları arasında artan bir rahatsızlık var; ancak hükümetler ekonomik çıkarlar nedeniyle açık eleştiriden kaçınıyor.
Öte yandan, Rusya'nın bölgedeki etkisi azalırken, Çin'in ağırlığı artıyor. Moskova'nın Ukrayna savaşına odaklanması, Orta Asya'da bir güç boşluğu yarattı ve Pekin bu boşluğu dolduruyor. ŞİÖ, bu noktada Çin'in bölgesel hegemonyasını pekiştiren bir araç haline gelmiş durumda. Türk Devletleri Teşkilatı gibi alternatif yapılar ise henüz Çin'in etkisini dengeleyecek güçte değil. Orta Asya ülkeleri, bir yandan Türk dünyasıyla bağlarını güçlendirmek isterken, diğer yandan Çin'in ekonomik ve güvenlik baskısıyla karşı karşıya.
Uluslararası Boyut ve Türkiye'nin Tutumu
Çin'in ŞİÖ üzerinden kimlik siyasetini yayma girişimi, sadece Orta Asya'yı değil, geniş Türk dünyasını ve Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Orta Asya ile ilişkilerini derinleştiriyor. Ancak Çin'in bölgedeki artan etkisi, Ankara'nın manevra alanını sınırlıyor. Türkiye, Sincan'daki Uygur Türklerine yönelik baskıları zaman zaman dile getirse de, ekonomik ve stratejik nedenlerle Çin ile ilişkilerini tamamen bozmaktan kaçınıyor. Bu denge politikası, Türkiye'nin Orta Asya'daki etkinliğini zayıflatabilir.
Batılı ülkeler ise Çin'in ŞİÖ politikalarını insan hakları ihlalleri kapsamında eleştiriyor. ABD ve AB, Sincan'daki durumu soykırım olarak tanımlayan açıklamalar yaptı. Ancak bu eleştiriler, Orta Asya hükümetleri üzerinde yeterli baskı oluşturmuyor. Bölge ülkeleri, Çin'in ekonomik cazibesi karşısında Batı'nın söylemlerini yetersiz buluyor. Dolayısıyla, Çin'in etnik kimlik ve güvenlik tanımlarını ŞİÖ aracılığıyla normalize etme çabası, uluslararası toplumun etkisiz kaldığı bir alanda hızla ilerliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ŞİÖ üzerinden Orta Asya'da yürüttüğü kimlik siyaseti, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı ile Orta Asya'da nüfuzunu artırmayı hedeflerken, Çin'in ekonomik ve güvenlik baskısı bu hedefi zorlaştırıyor. Özellikle Sincan'daki Uygur Türklerine yönelik baskılar, Türkiye'nin kamuoyunda hassasiyet yaratıyor; ancak Ankara, Çin ile ticari ve stratejik ilişkilerini korumak için temkinli bir dil kullanıyor. Uzun vadede, Çin'in bölgede etnik kimlikleri baskılaması, Türk dünyasında istikrarsızlığa yol açabilir ve Türkiye'nin yumuşak gücünü sınırlayabilir. Bu nedenle Türkiye, Orta Asya ülkeleriyle işbirliğini güçlendirirken, Çin'in ŞİÖ politikalarına karşı ortak bir duruş geliştirmeli.