Çin'in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de, polis tarafından gözaltına alınan Uygur kız kardeşler ve anneleri, Türkiye'ye eşya gönderme suçlamasıyla tutuklandı. Ailenin en büyük kız kardeşi, kendilerine yöneltilen suçlamanın "terörü desteklemek" olduğunu belirtti. Olay, bölgede artan baskı politikalarının son örneği olarak uluslararası kamuoyunda yankı buldu.
Tutuklamanın Arka Planı
Edinilen bilgilere göre, Urumçi'de yaşayan Uygur bir ailenin üç üyesi — iki kız kardeş ve anneleri — Çin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Ailenin, Türkiye'deki bir alıcıya düzenli olarak eşya gönderdiği ve bu faaliyetin "terör örgütlerine maddi destek sağlamak" olarak yorumlandığı ifade ediliyor. Tutuklanan kız kardeşlerin, Urumçi'de küçük çaplı bir ticaretle uğraştığı ve gönderilerin genellikle tekstil, el sanatları ve gıda ürünlerinden oluştuğu öğrenildi. Ailenin en büyük kız kardeşi, yaptığı açıklamada, "Bize terörü desteklediğimiz söylendi. Oysa biz sadece geçimimizi sağlamak için ticaret yapıyorduk" dedi.
Çin makamları, Sincan'da uzun süredir "terörle mücadele" ve "aşırıcılığı önleme" gerekçesiyle çok sayıda tutuklama gerçekleştiriyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, bu tutuklamaların çoğunun siyasi motivasyonlu olduğunu ve Uygur Türklerine yönelik sistematik bir baskı kampanyasının parçası olduğunu savunuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin 2022'de yayımladığı rapor, Sincan'da ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığını ve bunun "insanlığa karşı suç" teşkil edebileceğini belirtmişti. Çin hükümeti ise bu iddiaları reddediyor ve bölgede istikrar ile ekonomik kalkınmayı sağladığını öne sürüyor.
Tutuklanan ailenin durumu, Sincan'daki Uygur toplumunun maruz kaldığı baskının somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Ailenin Türkiye ile olan ticari bağlantısı, Pekin'in özellikle yurt dışındaki Uygur diasporasıyla irtibatlı kişileri yakından izlediğini gösteriyor. Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Uygur Türkleri için önemli bir sığınak ve ticaret ortağı konumunda. Son yıllarda birçok Uygur, Çin'den kaçarak Türkiye'ye yerleşti ve buradan aileleriyle bağlantılarını sürdürüyor. Çin, bu tür bağlantıları "ayrılıkçı" veya "terörist" faaliyetlerle ilişkilendirerek cezalandırma yoluna gidiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sincan'daki gelişmeler, uluslararası alanda Çin'in insan hakları siciline yönelik eleştirilerin odağında yer alıyor. ABD, Avrupa Birliği ve bazı Batı ülkeleri, Çinli yetkililere yönelik yaptırımlar uygulamış ve Sincan'daki durumu yakından izlediklerini açıklamıştı. Çin ise bu eleştirileri "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor ve karşı yaptırımlarla yanıt veriyor. Öte yandan, İslam İşbirliği Teşkilatı'na üye bazı ülkeler, Çin'in Sincan politikalarına sessiz kalırken, Türkiye zaman zaman insan hakları endişelerini dile getiriyor ancak ekonomik ve diplomatik ilişkileri gözeterek dengeli bir tutum izliyor.
Urumçi'deki tutuklamalar, Çin'in "Kuşak ve Yol" girişimi kapsamında Orta Asya ve Orta Doğu ile artan ticari ilişkileriyle de kesişiyor. Türkiye, bu girişimin önemli bir ortağı. Ancak Sincan'daki baskı politikaları, bölgesel istikrarı ve Türkiye gibi ülkelerle olan ilişkileri zaman zaman gerginleştirebiliyor. Uygur diasporasının Türkiye'deki varlığı ve aktivizmi, iki ülke arasında zaman zaman diplomatik gerilimlere yol açsa da, son yıllarda ekonomik çıkarlar ön planda tutuluyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Sincan'daki tutuklamaları düzenli olarak raporluyor ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde Çin'in veto yetkisi, etkili bir uluslararası müdahaleyi engelliyor. Buna karşın, bazı ülkelerde Çin ürünlerine yönelik boykot çağrıları ve şirketlere yönelik baskılar artıyor. Sincan'da üretilen pamuk ve diğer ürünlerin küresel tedarik zincirindeki yeri, tartışmaların ekonomik boyutunu da derinleştiriyor.
Tutuklanan ailenin akıbeti belirsizliğini koruyor. Çin yasalarına göre "terörü destekleme" suçlaması, uzun hapis cezalarına yol açabiliyor. Ailenin avukat talebi ve uluslararası gözlemcilerin erişimi konusunda herhangi bir bilgi paylaşılmadı. Uygur diasporası, sosyal medya üzerinden kampanya başlatarak ailenin serbest bırakılması için çağrı yapıyor. Olay, Sincan'daki insan hakları ihlallerinin uluslararası gündeme taşınmasında sembolik bir dava haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uygur Türkleriyle tarihsel, kültürel ve dilsel bağları nedeniyle Sincan'daki gelişmelere özel bir hassasiyetle yaklaşıyor. Ancak son yıllarda Çin ile artan ekonomik işbirliği ve Kuşak-Yol projesindeki ortaklık, Ankara'nın eleştirel tutumunu sınırlıyor. Bu tutuklama, Türkiye'deki Uygur diaspora üzerinde baskı oluşturabilir ve iki ülke arasında potansiyel bir gerilim kaynağı olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin insan hakları söylemi ile reel politik çıkarları arasındaki dengeyi gözler önüne seriyor. Urumçi'deki tutuklamalar, Türk kamuoyunda Çin'e yönelik algıyı olumsuz etkileyebilir ve sivil toplum kuruluşlarının sesini yükseltmesine yol açabilir. Stratejik açıdan ise Türkiye'nin Orta Asya ve Doğu Türkistan politikalarında daha aktif bir diplomasi izlemesi gerekliliğini ortaya koyuyor.