ABD'nin son yıllarda Çin'e karşı benimsediği "Çin Öncelikli" (China First) dış politika yaklaşımı, işlemsel ve kısa vadeli kazanımlara odaklanması nedeniyle uzun vadede başarısızlığa mahkumdur. Bu politika, ticaret savaşlarından teknoloji yaptırımlarına kadar geniş bir yelpazede Çin'in yükselişini durdurmayı hedeflerken, küresel ittifak sistemini zayıflatmakta ve ABD'nin uluslararası güvenilirliğini aşındırmaktadır.
Gelişmenin Arka Planı
"Çin Öncelikli" politika, Donald Trump yönetimi döneminde somutlaşmış ve Joe Biden yönetimi tarafından da büyük ölçüde sürdürülmüştür. Bu yaklaşımın temelinde, Çin'in ekonomik ve askeri yükselişine karşı ABD'nin ulusal çıkarlarını önceliklendiren bir anlayış yatar. Ancak bu politika, ABD'nin geleneksel müttefiklerini ihmal etmesine ve onları Çin'e yönlendirmesine neden olmuştur. Örneğin, ticaret savaşları sırasında ABD'nin uyguladığı gümrük tarifeleri, sadece Çin'i değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini ve ABD'nin Asyalı müttefiklerini de olumsuz etkilemiştir.
Uzmanlara göre, işlemsel dış politika, uluslararası ilişkilerde güven ve öngörülebilirliği zedeler. ABD'nin Çin'e odaklanırken Avrupa, Japonya ve Güney Kore gibi anahtar ortaklarını ikincil plana atması, bu ülkelerin ABD'ye olan güvenini sarsmıştır. Ayrıca, Çin'in yükselişini durdurmayı hedefleyen yaptırımlar ve teknoloji kısıtlamaları, Çin'i daha bağımsız ve kendine yeterli olmaya itmiştir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
"Çin Öncelikli" politikanın küresel etkileri oldukça geniştir. Bu politika, Çin ile ABD arasında süper güç rekabetini derinleştirirken, Güney Çin Denizi, Tayvan ve teknoloji alanında gerilimleri tırmandırmıştır. Diğer yandan, ABD'nin müttefikleriyle ilişkileri zayıflamış, Çin ise Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle etki alanını genişletmiştir. Örneğin, Güneydoğu Asya ülkeleri, ABD'nin tutarsız politikaları nedeniyle Çin ile daha yakın ekonomik bağlar kurmaya yönelmiştir.
Analistler, ABD'nin bu politikayı sürdürmesi halinde küresel güvenlik mimarisinin zarar göreceği ve çok kutuplu dünya düzeninin hızlanacağı görüşünde. Çin'in teknolojik atılımları ve askeri modernizasyonu, ABD'nin caydırıcılık kapasitesini sorgulatmaktadır. Ayrıca, bu politikanın başarısızlığı, ABD'nin uluslararası sistemdeki liderlik rolünü de tehdit etmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin rekabetinde denge politikası izlemeye çalışmaktadır. "Çin Öncelikli" politikanın başarısız olması, Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkilerini (Kuşak ve Yol, ticaret) korurken ABD ile stratejik ortaklığını da sürdürmesini gerektirecek bir ortam yaratabilir. Ancak bu politikanın yarattığı belirsizlik, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Rusya ile ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye, her iki süper güç arasında bir denge bulmak zorunda kalacak; bu da dış politikada esneklik ve çok yönlülüğü zorunlu kılmaktadır.