Çin ile Mısır arasındaki stratejik ortaklık, süper güçler arasındaki sıfır toplamlı rekabetin ötesinde, karşılıklı kalkınma ve ekonomik işbirliği üzerine kurulu yeni bir model olarak dikkat çekiyor. Kahire yönetimi, Pekin'le olan ilişkilerini yalnızca Batı'ya alternatif bir denge unsuru olarak görmüyor; aynı zamanda ülkenin altyapı, enerji ve teknoloji alanlarındaki büyüme hedefleri için hayati bir ortak olarak değerlendiriyor. Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi'nin son Pekin ziyareti, iki ülke arasındaki ekonomik bağların derinleştiğini ve bu işbirliğinin bölgesel istikrara katkı sağladığını gösteriyor.
Stratejik Ortaklığın Temelleri: Altyapı ve Yatırım
Çin-Mısır ilişkileri, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamında Somut sonuçlar üretiyor. Mısır, Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde Çinli şirketlerin yoğun yatırım yaptığı bir merkez haline geldi. Bu kapsamda tamamlanan ve devam eden projeler arasında yeni bir idari başkentteki sembolik yüksek bina, enerji santralleri ve fiber optik altyapı yer alıyor. Çinli müteahhitler, Mısır'ın iddialı ulaşım ağı projelerinde de aktif rol oynuyor. Öte yandan, Mısır'ın Nil suları ve tarım alanları dışında kalan bölgelerdeki imar projeleri, Çin teknolojisi ve finansmanıyla hayata geçiyor. Bu durum, Mısır'ın işsizlikle mücadelesinde ve sanayi tabanını genişletmesinde Çin yatırımlarının önemini artırıyor.
Uzmanlara göre, Çin'in Mısır'daki varlığı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir derinlik de kazanıyor. İki ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ve diğer uluslararası platformlarda sık sık benzer pozisyonlar alıyor. Özellikle Filistin meselesi ve bölgesel krizlerde, iki ülkenin ortak açıklamaları dikkat çekiyor. Bu diplomatik uyum, Batılı ülkelerin Mısır'a yönelik insan hakları eleştirilerine karşı Pekin'in Kahire'ye sağladığı desteği de içeriyor. Çin'in 'iç işlerine karışmama' ilkesi, Mısır yönetimine uluslararası alanda alternatif bir dayanak noktası sunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Denge Arayışı
Çin-Mısır yakınlaşması, sadece ikili ilişkileri değil, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. ABD'nin bölgedeki geleneksel rolü sorgulanırken, Pekin'in ekonomik ağırlığı giderek artıyor. Çin, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Orta Doğu'da, istikrarın ekonomik kalkınmadan geçtiğini savunuyor. Bu bağlamda Mısır, Arap dünyasının kalbi olarak Çin için kritik bir ortak. Ayrıca, Çin'in Afrika'daki etkinliği göz önüne alındığında, Mısır'ın kıta ile arasında köprü rolü, iki ülke arasındaki işbirliğinin stratejik önemini artırıyor.
Mısır'ın dış politikada izlediği 'çok yönlü' yaklaşım, bu işbirliğinin temelini oluşturuyor. Kahire, bir yandan ABD ile askeri ve ekonomik bağlarını sürdürürken, diğer yandan Rusya ve Çin ile derinleşen ilişkiler kuruyor. Bu denge politikası, Mısır'ın uluslararası sistemdeki manevra alanını genişletiyor. Uzmanlar, Mısır'ın bu çok yönlü yaklaşımının, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Libya krizi gibi konularda elini güçlendirdiğini belirtiyor. Çin'in Mısır'daki varlığı, Rusya'nın Suriye ve Libya'daki askeri angajmanıyla birlikte düşünüldüğünde, bölgede Batı dışı güçlerin etkisinin arttığına işaret ediyor.
Çin-Mısır işbirliği, büyük güç rekabetinin kazananı olma iddiasından uzak, her iki tarafın da kalkınma önceliklerine dayanan bir model sunuyor. Bu model, özellikle gelişmekte olan ülkeler için alternatif bir kalkınma vizyonu oluşturuyor. Çin tarafından sıkça dile getirilen 'kazan-kazan' ilkesi, Mısır gibi borç yükü altındaki ekonomiler için cazip görünüyor. Ancak Mısır'ın Çin'e artan bağımlılığının uzun vadede ne tür sonuçlar doğuracağı ise tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Mısır işbirliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından da önem taşıyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji mücadelesi ve Libya'daki nüfuz yarışında Mısır'ın elini güçlendirebilecek bu yakınlaşma, Türkiye'nin çıkarlarıyla çelişebilecek unsurlar içeriyor. Mısır'ın Çin ile artan ekonomik entegrasyonu, Ankara'nın bölgedeki ticari ve diplomatik manevra alanını etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin de Çin ile geliştirdiği işbirliği ve Orta Doğu'daki kalkınma projelerine katılımı, bu durumu bir rekabetten ziyade karşılıklı etkileşime dönüştürebilir. Türkiye'nin, Mısır'daki Çin yatırımlarını yakından izleyerek kendi ekonomik ve diplomatik hamlelerinde bu dengeleri hesaba katması gerekiyor.