Çin Merkez Bankası (PBOC), ekonomik büyümeyi teşvik etmek için orta vadeli borç verme aracı (MLF) ile ekonomiye beş ayın en büyük likidite enjeksiyonunu yaptı. Bu hamle, Temmuz sonu yapılacak Politbüro toplantısı öncesinde ve hükümet tahvil ihraçlarını kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirildi. PBOC, 1 yıl vadeli MLF ile 200 milyar yuan (28 milyar dolar) likidite sağlarken, faiz oranını yüzde 2,85'te sabit tuttu. Bu adım, Çin ekonomisinin yavaşlama sinyalleri verdiği bir dönemde, özellikle emlak sektöründeki sıkıntılar ve tüketim talebinin zayıflaması karşısında atıldı.
Gelişmenin Arka Planı
Çin ekonomisi, ikinci çeyrekte yıllık bazda yalnızca yüzde 0,4 büyüyerek pandemi döneminden bu yana en düşük büyüme oranını kaydetti. İşsizlik oranı genç nüfusta yüzde 19,3'e yükselirken, emlak devi Evergrande'nin borç krizi ve Pekin'in sıfır COVID politikasının yol açtığı kapanmalar ekonomiyi olumsuz etkiledi. PBOC, bu zorlu ortamda hem likiditeyi artırarak kredi akışını canlandırmayı hem de hükümetin altyapı projeleri için tahvil ihraçlarını desteklemeyi hedefliyor. Merkez bankası, ayrıca bankalara yönelik zorunlu karşılık oranlarını da düşürerek piyasaya daha fazla fon sağlamıştı. Uzmanlar, bu hamlenin geçici bir rahatlama sağlayabileceğini ancak yapısal sorunların çözümü için daha kapsamlı reformlar gerektiğini belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Çin'in likidite artırma adımı, küresel piyasalarda da yakından izleniyor. Dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki gelişmeler, emtia fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar birçok alanı etkiliyor. Çin'in ithalata olan talebindeki yavaşlama, başta Asya ülkeleri olmak üzere ihracatçı ekonomileri olumsuz etkilemişti. Bu likidite enjeksiyonunun, Çin'in iç talebini canlandırarak küresel büyümeye katkı sağlaması bekleniyor. Ancak, enflasyonist baskılar ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımları, gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Çin'in bu adımı, aynı zamanda ABD ile yaşadığı ticari gerilimlerin gölgesinde, kendi ekonomik döngüsünü yönetme çabası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki likidite artışı, Türkiye için özellikle ticaret ve finansal istikrar açısından önem taşıyor. Çin'in büyümesi, Türk ihracatçılar için bir pazar oluştururken, Çin'den gelen ham madde ve ara malı ithalatı Türkiye'nin cari açığını etkiliyor. Ayrıca, Çin'in teşvik politikaları küresel emtia fiyatlarını yukarı çekebilir; bu da Türkiye'nin enerji faturasını artırabilir. Öte yandan, Çin'in likidite genişlemesi, TL üzerinde baskı oluşturan küresel dolar likiditesini bir miktar dengeleyebilir. Türkiye'nin Çin ile ticari ilişkilerini çeşitlendirirken, bu tür parasal genişleme dönemlerinde oluşabilecek sermaye akımlarına karşı dikkatli olması gerekiyor.