Çin'de kamu harcamaları ağustos ayında hızlı bir düşüş gösterdi. Bu gelişme, ekonomik büyüme ivmesinin soğumasına rağmen Pekin yönetiminin mali destek politikasını geri çekmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Resmi verilere göre, kamu harcamaları geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin şekilde azaldı ve bu düşüş, hükümetin ekonomiyi canlandırmak için daha fazla teşvik sağlamaktan kaçındığı yönündeki sinyalleri güçlendirdi.
Mali Destekte Geri Çekilme ve Ekonomik Yavaşlama
Çin Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, ağustos ayında kamu harcamaları yıllık bazda yüzde 9,6 oranında azaldı. Bu, temmuz ayındaki yüzde 6,4'lük düşüşün ardından üst üste ikinci aylık daralma oldu. Ekonomistler, bu geri çekilmenin arkasında birkaç faktörün bulunduğunu belirtiyor. Öncelikle, yerel yönetimlerin borç yükümlülükleri ve gelir kaynaklarındaki azalma, harcama kapasitelerini sınırlıyor. İkincisi, merkezi hükümet, altyapı yatırımlarını finanse etmek için özel tahvil ihraçlarını yavaşlatmış durumda. Ayrıca, gayrimenkul sektöründeki uzun süreli durgunluk, arsa satış gelirlerini ciddi şekilde düşürerek yerel bütçeleri olumsuz etkiliyor.
Çin ekonomisi, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 6,3 büyüme kaydetmişti, ancak bu oran piyasa beklentilerinin altında kaldı. Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler, büyümenin daha da yavaşladığına işaret ediyor. Sanayi üretimi ve perakende satışlar gibi temel veriler, iç talebin zayıf seyrettiğini gösteriyor. Buna karşın hükümetin mali teşvikleri geri çekmesi, ekonomistler arasında şaşkınlık yarattı. Normalde, ekonomik yavaşlama dönemlerinde hükümetlerin harcamaları artırarak talebi desteklemesi beklenir. Ancak Çin, borç risklerini kontrol altına almak ve uzun vadeli finansal istikrarı sağlamak amacıyla daha temkinli bir duruş sergiliyor.
ING'nin Asya-Pasifik baş ekonomisti Robert Carnell, konuyla ilgili değerlendirmesinde, "Çin hükümeti, kısa vadeli büyüme yerine borç sürdürülebilirliğine öncelik veriyor gibi görünüyor. Ancak bu strateji, ekonomik toparlanmayı geciktirebilir" ifadelerini kullandı. Benzer şekilde, Nomura Holdings ekonomisti Ting Lu, "Mali konsolidasyon, yerel yönetimlerin altyapı projelerini finanse etmesini zorlaştırıyor ve bu da büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor" dedi.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Çin'in mali politikasındaki bu değişim, küresel ekonomi için de önemli sonuçlar doğuruyor. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve küresel büyümenin motoru konumunda. Ülkedeki iç talep zayıflığı, emtia fiyatlarından küresel tedarik zincirlerine kadar geniş bir yelpazede etkili oluyor. Özellikle demir cevheri, bakır ve petrol gibi hammaddelere olan talebin azalması, Avustralya, Brezilya ve Şili gibi emtia ihracatçısı ülkeleri olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Çin'in ithalatındaki yavaşlama, Almanya ve Japonya gibi makine ve otomobil ihracatçısı ülkeler için de risk oluşturuyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), temmuz ayında yayınladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Çin'in 2023 büyüme tahminini yüzde 5,2'den yüzde 5,0'a düşürmüştü. Ancak son veriler, bu tahminin de iyimser kalabileceğini gösteriyor. Dünya Bankası da benzer şekilde, Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 5,1 büyüyeceğini öngörmüştü; fakat mali destekteki geri çekilme, aşağı yönlü riskleri artırıyor.
Asya bölgesinde ise, Çin'in yavaşlaması ticaret ortakları üzerinde baskı yaratıyor. Güney Kore, Tayvan ve Vietnam gibi ülkeler, Çin'e yaptıkları ihracatta düşüşle karşı karşıya. Özellikle yarı iletken ve elektronik ürünlerde, Çin'in talebindeki azalma bu ülkelerin ekonomik büyümesini yavaşlatıyor. Bölgesel kalkınma bankaları, Çin'in mali politikasındaki değişimin, Asya'nın genel büyüme görünümünü aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in mali desteği geri çekmesi ve ekonomik yavaşlama, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ithalat ortaklarından biri; özellikle makine, elektronik ve tekstil ürünlerinde. Çin'deki yavaşlama, bu ülkeden yapılan ithalatın fiyatlarını düşürebilir, ancak aynı zamanda küresel emtia fiyatlarında dalgalanma yaratarak Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in daha az hammadde talep etmesi, Türkiye'nin ihraç ettiği bazı ürünlerin (örneğin mermer, krom) fiyatlarını baskılayabilir. Turizm açısından ise, Çinli turist sayısında artış beklenirken, ekonomik yavaşlama bu potansiyeli sınırlayabilir. Genel olarak, Türkiye'nin dış ticaret ve enerji güvenliği açısından Çin ekonomisindeki gelişmeler yakından izlenmeli.