HSBC Bank Baş Çoklu Varlık Stratejisti Max Kettner, küresel hisse senedi piyasalarının faiz artışlarını büyük ölçüde fiyatladığını ve şirket karlarındaki güçlü seyrin hisse senetlerini desteklemeye devam ettiğini söyledi. Bloomberg’e konuşan Kettner, yüksek faiz oranlarının piyasalarda ‘yüzde 100’ oranında iskonto edildiğini belirterek, yatırımcıların artık faiz artışlarına değil, şirket kazançlarına odaklanması gerektiğini vurguladı.
Faiz Artışları ve Piyasa Beklentileri
Kettner, özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşıldığını ima etti. Piyasaların uzun süredir faiz artışlarını fiyatladığını belirten Kettner, “Faiz artışları artık piyasa için yeni bir bilgi değil. Yatırımcılar bu faktörü tamamen hesaba kattı” dedi. Bu durum, hisse senedi piyasalarının faiz kararlarına karşı duyarlılığının azaldığını ve şirket temellerinin daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
HSBC stratejistine göre, küresel şirket karlarındaki güçlü artış trendi, yüksek faiz ortamına rağmen hisse senetlerini ayakta tutan ana unsur. Kettner, “Kazançlar güçlü olduğu sürece, hisse senetleri faiz artışlarını sindirebilir” diyerek, yatırımcıların şirket bilançolarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Özellikle teknoloji ve enerji sektörlerindeki karlılığın beklentilerin üzerinde gelmesi, piyasalardaki iyimserliği destekliyor.
Küresel Ekonomik Görünüm ve Riskler
Kettner’in değerlendirmeleri, küresel ekonominin resesyon korkularına rağmen dirençli bir görünüm sergilediğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, jeopolitik gerilimler, enflasyonun seyri ve merkez bankalarının politikalarındaki olası değişikliklerin risk faktörü olmaya devam ettiğini belirtiyor. HSBC stratejisti, yatırımcıların faiz oranlarındaki her küçük hareketi abartılı bir şekilde yorumlamaması gerektiğini, bunun yerine uzun vadeli kazanç trendlerine odaklanmasının daha sağlıklı olacağını savunuyor.
Öte yandan, bazı analistler Kettner’in iyimserliğine temkinli yaklaşıyor. Faiz artışlarının etkilerinin gecikmeli olarak ortaya çıkabileceğini ve özellikle borç yükü yüksek şirketler ile gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı oluşturabileceğini hatırlatıyorlar. Kettner ise bu görüşe karşı çıkarak, piyasaların bu riskleri çoktan fiyatladığını ve hisse senetlerinin cazip kalmaya devam ettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
HSBC stratejistinin açıklamaları, küresel risk iştahının seyri açısından Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. Küresel faiz artışlarının büyük ölçüde fiyatlandığı ve hisse senetlerinin kazanç odaklı yükselişini sürdürebileceği bir ortam, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımlarını destekleyebilir. Türkiye, yüksek dış finansman ihtiyacı ve enflasyonla mücadele sürecinde, küresel likidite koşullarından doğrudan etkileniyor. Eğer Fed’in faiz artırım döngüsü sona ererse ve küresel hisse senedi piyasaları olumlu seyrederse, bu durum Türkiye’ye yönelik portföy yatırımlarını artırabilir ve TL varlıklara ilgiyi güçlendirebilir. Ancak iç dinamikler ve jeopolitik riskler bu olumlu etkiyi sınırlayabilir.