Çin Halk Cumhuriyeti ile Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) arasında 11 Temmuz 1961'de imzalanan ‘Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması’nın 65. yıl dönümü bu hafta kutlanıyor. Soğuk Savaş döneminin en uzun soluklu ikili anlaşmalarından biri olan bu antlaşma, iki ülke arasındaki ‘kanla mühürlenmiş’ ittifakın hukuki temelini oluşturuyor. Antlaşma, taraflardan birine yönelik bir saldırıyı diğerinin de kendisine yapılmış saymasını öngören askeri yardım maddesi içeriyor. Ancak Pyongyang'ın nükleer silah programı ve Pekin'in uluslararası yaptırımlara uyum sağlama çabaları, bu stratejik ortaklığı giderek karmaşık bir hale getiriyor.
Antlaşmanın kökenleri ve değişen dinamikler
1961 antlaşması, Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki ideolojik ayrışmanın derinleştiği ve Küba Füze Krizi'nin yaşandığı bir dönemde imzalandı. Kuzey Kore için bu antlaşma, hem Çin hem de Sovyetler'den aynı anda destek alarak iki büyük komünist güç arasında manevra kabiliyetini koruma anlamına geliyordu. Çin açısından ise, Kore Savaşı'nda (1950-1953) milyonlarca askerini kaybetmiş bir müttefiki sahiplenmek, bölgedeki etki alanını pekiştirmek için hayatiydi.
Altmış beş yıl içinde antlaşma hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmamış olsa da, sembolik önemi büyük. 1990'larda Kuzey Kore'nin ekonomik çöküşü, Çin'i ülkenin en büyük ticaret ortağı ve yardım kaynağı haline getirdi. Bugün Çin, Kuzey Kore'nin toplam dış ticaretinin yaklaşık yüzde 90'ını karşılıyor. Ancak son yıllarda iki ülke arasında gerilimler de yaşandı. Pyongyang'ın 2006'dan bu yana altı nükleer deneme yapması, Çin'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımları desteklemesine yol açtı. Covid-19 salgını sırasında Kuzey Kore'nin sınırlarını tamamen kapatması, sınır ticaretini neredeyse sıfırladı ve ilişkileri soğuttu.
Bölgesel ve küresel boyutu: ABD-Çin rekabetinin gölgesinde
Kuzey Kore'nin son dönemde Rusya ile yakınlaşması ve Ukrayna savaşında Rusya'ya top mermisi tedarik ettiği iddiaları, Çin-Kuzey Kore ittifakının sınırlarını test ediyor. Pekin, Pyongyang'ın askeri desteğini Rusya'ya yönlendirmesinden rahatsızlık duyuyor. Zira bu durum, Çin'in Ukrayna savaşında tarafsız görüntüsünü zedeleyebileceği gibi, Kore Yarımadası'nda istikrarsızlığı da artırabilir.
ABD ve müttefikleri, Kuzey Kore'nin nükleer programının durdurulması için Çin üzerinde baskı kuruyor. Ancak Çin, Kuzey Kore'yi ‘tampon devlet’ olarak gördüğünden, sınırında ABD müttefiki Güney Kore'nin varlığına karşı stratejik derinlik sağlaması nedeniyle bu ülkeyi tamamen terk etmeye yanaşmıyor. Uzmanlar, Çin'in Kuzey Kore üzerindeki etkisinin mutlak olmadığını, tersine Pyongyang'ın Pekin'i manevra alanı olarak kullandığını belirtiyor. 65 yıllık antlaşma, kağıt üzerinde güçlü bir ittifak vaat ediyor; ancak uygulamada her iki taraf da kendi ulusal çıkarlarını önceliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Kuzey Kore ittifakının yıldönümü, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Asya-Pasifik'teki jeopolitik dengelerin izlenmesini gerektiriyor. NATO üyesi olarak Türkiye, Kuzey Kore'nin füze teknolojilerini geliştirmesinin küresel güvenliğe tehdit oluşturduğu görüşünü paylaşıyor. Ayrıca Çin'in Kuzey Kore üzerindeki nüfuzunu koruma çabası, Doğu Asya'da istikrarsızlığı devam ettirerek Türkiye için yeni fırsat pencereleri veya riskler yaratabilir. Özellikle savunma sanayiinde Türkiye'nin Güney Kore ile işbirliği düşünüldüğünde, Kore Yarımadası'ndaki her gelişme dolaylı da olsa Ankara'nın bölgesel tercihlerini etkileyebilir.