Çin'de Ağustos ayında kredi genişlemesi, geçen yılın aynı dönemine göre beklentilerin oldukça altında gerçekleşti. Hanehalkı ve işletmelerin borçlanma talebindeki zayıflık, devlet tahvili finansmanından gelen desteği gölgede bıraktı. Bu durum, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin Kovid-19 sonrası toparlanmasının hala kırılgan olduğunu gösteriyor.
Kredi Genişlemesindeki Yavaşlamanın Arka Planı
Çin Merkez Bankası (PBOC) tarafından açıklanan verilere göre, Ağustos ayında toplam sosyal finansman (TSF) 3,12 trilyon yuan (yaklaşık 430 milyar dolar) olarak gerçekleşti. Bu rakam, piyasa beklentisi olan 3,46 trilyon yuanın altında kaldı. Geçen yılın Ağustos ayında TSF 3,98 trilyon yuan seviyesindeydi. Yeni yuan cinsinden banka kredileri ise 1,36 trilyon yuan olarak kaydedildi; beklenen 1,5 trilyon yuanın altında.
Veriler, hanehalkı kredilerinin özellikle konut kredilerinde görülen düşüşle zayıf seyrettiğini ortaya koyuyor. Konut piyasasındaki uzun süreli durgunluk, potansiyel alıcıları cesaretlendiremedi. İşletme kredilerinde de belirgin bir yavaşlama var; özellikle orta ve uzun vadeli kredilerdeki talep, imalat ve altyapı yatırımlarındaki yavaşlamaya işaret ediyor.
Öte yandan, devlet tahvili ihraçları Ağustos'ta 1,5 trilyon yuanı aşarak kredi büyümesine sınırlı bir destek sağladı. Ancak bu destek, özel sektörün borçlanma isteksizliğini telafi etmeye yetmedi. Çin hükümeti, ekonomiyi canlandırmak için altyapı harcamalarını artırmış ve yerel yönetimlere özel tahvil ihraç kotası tanımıştı. Buna rağmen, kredi talebindeki zayıflık, teşviklerin etkisinin sınırlı kaldığını gösteriyor.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Çin'deki kredi genişlemesindeki yavaşlama, küresel ekonomi için de önemli sinyaller içeriyor. Çin, dünyanın en büyük mal ticareti yapan ülkesi konumunda. İç talepteki zayıflık, başta emtia ihracatçıları olmak üzere birçok ülkeyi olumsuz etkileyebilir. Avustralya, Brezilya ve Şili gibi ülkeler, Çin'in inşaat ve imalat sektörlerine yönelik demir cevheri, bakır ve soya fasulyesi gibi ürünlerin ihracatında düşüş yaşayabilir.
Çin ekonomisindeki yavaşlama, aynı zamanda küresel enflasyon ve faiz oranları üzerinde de etkili. Zayıf talep, emtia fiyatlarını aşağı çekerek küresel enflasyonu düşürebilir; ancak bu, merkez bankalarının para politikasını gevşetmesi için alan yaratabilir. Ancak Çin'in kendi para politikasında daha fazla gevşeme sinyali vermesi, yuan üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir ve sermaye çıkışlarını hızlandırabilir.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Çin'in ekonomik performansı, bölge ülkelerinin ihracat ve büyüme beklentilerini doğrudan etkiliyor. Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi ülkeler, Çin'e yaptıkları ara mal ve sermaye malı ihracatında düşüş riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, Çin'in talebindeki zayıflık, bölgesel tedarik zincirlerinde de dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki kredi genişlemesinin beklentilerin altında kalması, doğrudan Türkiye'yi hedefleyen bir gelişme olmasa da dolaylı etkileri göz ardı edilmemeli. Türkiye, Çin'e önemli miktarda mermer, krom, bakır ve tarım ürünleri ihraç ediyor. Çin'in iç talebindeki yavaşlama, bu ürünlere olan talebi azaltabilir ve Türk ihracatçıları için olumsuz bir tablo yaratabilir. Ayrıca, küresel emtia fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını hafifletebilir; ancak ihracat gelirlerinde de kayıp yaşanabilir. Orta Vadede, Çin'in ekonomik yavaşlaması, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımlarını etkileyerek Türkiye'nin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi ve iç talebi canlandıracak politikalara ağırlık vermesi önem taşıyor.