Çin'in en üst düzey diplomatı Wang Yi, Japonya eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya başkanlığındaki 50 kişilik iş insanı heyetini Pazartesi günü Pekin'de kabul etti. Bu görüşme, Çin'in bir Japon heyetine neredeyse bir yıl sonra gösterdiği en yüksek düzeyli ev sahipliği olarak kayda geçti. Görüşmeler sırasında Wang, ikili ilişkilerin seyri konusunda uyarılarda bulunarak Japonya'yı II. Dünya Savaşı tarihiyle yüzleşmeye çağırdı.
Görüşmenin Arka Planı ve Tarihsel Uyarı
Wang Yi, Iwaya ve beraberindeki iş heyetiyle yaptığı görüşmede, Japonya'nın savaş dönemi geçmişine atıfta bulunarak, bölgesel istikrarın ancak tarihin doğru anlaşılmasıyla mümkün olacağını vurguladı. Çinli diplomat, özellikle Japonya'nın son dönemde savunma harcamalarını artırması ve askeri kapasitesini güçlendirmesine yönelik endişelerini dile getirdi. Wang, "Tarihi çarpıtmak veya unutmaya çalışmak, bölgesel güveni sarsar" mesajını iletti. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği olanakları da ele alındı; ancak Çin tarafı, siyasi ve tarihsel meselelerin ticari ilişkilerin önünde bir engel oluşturmaması gerektiğini, aksi halde bunun Japonya'nın sorumluluğu olduğunu belirtti. Bu uyarı, Çin'in Japonya ile ilişkilerinde tarihsel hafızayı sürekli canlı tutma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Iwaya ise Japonya'nın Çin ile diyaloğu sürdürme ve işbirliğini genişletme arzusunu yineledi. Heyette yer alan iş dünyası temsilcileri, Çin pazarına erişim, yatırım olanakları ve tedarik zinciri işbirliği konularında görüş alışverişinde bulundu. Ancak Çin tarafı, Japonya'nın ABD ile ittifakını derinleştirmesi ve yarı iletken ihracat kısıtlamalarına katılmasının ticari ilişkileri olumsuz etkilediğini öne sürdü. Görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri de Kuzey Kore'nin nükleer programı ve bölgesel güvenlik mimarisiydi. Çin, Japonya'nın bölgesel güvenlik konularında tek taraflı adımlardan kaçınması gerektiğini savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu görüşme, Doğu Asya'da artan jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Çin, Japonya'nın son yıllarda savunma bütçesini önemli ölçüde artırması ve karşı saldırı kapasitesi geliştirmesini, kendi güvenlik çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak algılıyor. Japonya ise Çin'in Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetlerinden endişe duyuyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle yürüttüğü ortak tatbikatlar ve teknoloji ittifakları, Pekin'i çevreleme politikası olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda Wang Yi'nin uyarısı, Japonya'ya "tarih kartı" üzerinden baskı kurma ve ekonomik ilişkileri siyasi tavizler koparmak için kullanma girişimi olarak okunabilir. Aynı zamanda Çin, bölgedeki iş dünyasına kapıların açık olduğu mesajını vererek Japonya'yı ABD'den uzaklaştırmayı hedefliyor. Görüşmenin, Japonya Başbakanı Fumio Kishida'nın denge politikası ve Çin ile diyalog arayışıyla uyumlu olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, Çin'in Japonya'ya yönelik tarih vurgusunun yeni bir olgu olmadığını, ancak son dönemde Japonya'nın savunma politikasındaki değişimler nedeniyle dozu artırdığını belirtiyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Japonya ile ilişkileri "istikrarlı ve yapıcı" bir zemine oturtma çağrılarına rağmen, tarihsel meseleler ve toprak anlaşmazlıkları (Senkaku/Diaoyu Adaları) ikili ilişkilerde kırılganlık yaratmaya devam ediyor. Japonya'nın 2024 savunma bütçesi, yüzde 16'lık artışla rekor seviyeye ulaşmıştı; bu, Çin'in tepkisini çeken önemli bir faktör. Ayrıca Japonya'nın yarı iletken üretiminde Tayvan ve Güney Kore ile işbirliğini derinleştirmesi, Çin'in teknolojik kuşatma algısını güçlendiriyor. Buna karşılık Çin, Japon iş dünyasına ekonomik fırsatlar sunarak bu ittifakı zayıflatmayı amaçlıyor. Görüşmede ele alınan ekonomik başlıklar arasında yeşil enerji, yaşlanan nüfus teknolojileri ve üçüncü ülkelerde ortak altyapı projeleri yer aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya ilişkilerindeki bu gelişme, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik dış politikası ve ekonomik çıkarları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, hem Çin hem Japonya ile ticari ve stratejik ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Çin'in Japonya'ya yönelik tarihsel uyarıları ve ekonomik diplomasisi, bölgedeki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin Asya'daki yatırım ve ticaret ortaklıklarını şekillendirebilir. Ayrıca, Japonya'nın savunma kapasitesini artırması ve ABD ile ittifakını güçlendirmesi, NATO müttefiki Türkiye için Hint-Pasifik'teki güvenlik mimarisinin dönüşümünü izleme gereğini doğuruyor. Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki projeleri ve Orta Koridor stratejisi, Çin ile ilişkilerin seyrinden etkilenebilir. Bu nedenle Ankara, bölgesel gerilimlerin ticari kanalları kapatmaması için diplomatik diyaloğu sürdürmeli.